Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Entelköy’ü sevmiştik

1980’lerdeki Gökova ve Aliağa termik santralları direnişlerini yaşayan çevreci kitleler, mücadelelerini anlatan bu filmi çocuklarına izletsin..

BİZ entellerin canımızı dişimize takarak gerçekleştirdiğimiz Gökova ve Aliağa termik santralleri direnişlerimiz unutulur mu?.. Biz, gazeteci olarak bu direnişlerin en önünde görevimizi yaparken, kendimizi bir anda direnişçilerin safında bulmuş ve direnişin militanlarından biri olup çıkıvermiştik. Ne günlerdi yarabbim?..
Gökova Termik Santralı’na karşı direnişi örgütleyen, çöp toplama eylemlerini yaratan, hatta bu uğurda ölüm orucuna yatıp, Ege Üniversitesi Hastanesi’nde ölümün kıyısına kadar yaklaşan, kurtarıldıktan sonra bağırsaklarında olan yapışma arızası yüzünden birkaç yıl sonra ölen Saynur Gelendost, kibar eşi rahmetli Can Baba, nice çevreci idealist insan, Savaş Emek başta olmak üzere Yeşiller Partisi militanları, başta Bodrumlu eczacı Benal, Yıldız Kaptan, Yeşil Ahmet (Filmer), Akın Kaptan, Anıl Kaptan, Cüneyt Karaloğlu, yani tüm Bodrum Gönüllüleri ve hatırlayamadığım nice dostlar, unutulur mu?..
Yine termik santrale karşı ölüm orucuna yatan Marmarisli rahmetli Fatma Biyke Şoran unutulur mu?.. Her çevreci direnişin en önünde yer alan Bilge Contepe, Ayşe Tosuner unutulur mu?..

YENİDEN ALİAĞA

Gelelim Aliağa’ya.. 1989’da Aliağa Termik Santralı direnişinde, İzmir-Pasaport heykelinden başlayıp Aliağa-Gencelli girişine kadar uzanan ülkemizin en büyük ve tarihi direniş zincirini oluşturan binlerce çevreci ve çevre köylüleri unutulur mu?.. Zincirin en başında, o inanılmaz güzelliği ile pırıl pırıl parlayan rahmetli kardeşim Miraç Turunç unutulur mu?.. Hakkı Ülkü, Osman Özgüven, Aytek Özel, Sinan Alasya, rahmetli Levent Kamacık ve diğer insanlar unutulur mu?..
Gökova direnişinin zafere ulaşıp, dönemin Çevre Bakanı Rıza Akçalı’nın hükümet olarak santral yapımını durduklarını açıklayışı unutulur mu?..
Yine Aliağa direnişinde, dönemin Enerji Bakanı Fahrettin Kurt’un santralden vazgeçtiklerini açıkladığı tarihi an unutulur mu?..
Bunlar yaşanmadı mı?..
Şimdi yeniden Aliağa Termik Santralı’nı yapacaklarmış!.. Yazıklar olsun! Bunca emek, bunca mücadele, bunca özveri boşuna mıydı?.. “Enteller” deyip geçersiniz, inadına istediğinizi yaparsınız değil mi?.. Şehirleriyle, kasabalarıyla, köyleriyle, doğası, denizleri, gölleri, akarsularıyla mahvettiniz güzelim Türkiye’yi.. Aferin topunuza!.. Evet, biz çevreci entellerdik.. Evet.. Biz, Entelköy’ü sevmiştik.. Neyse ki.. Hatıralarımız bir filmde yaşıyor artık..WHadi gari, filmi izleyelim bari..

YÜKSEL AKSU FİLMİ

“Dondurmam Gaymak” ne güzel filimdi.. Buram buram Ege kokuyordu.. O filmi yaratan Yüksel Aksu, bu kez yine mis gibi Ege kokan “Entelköy Efeköy’e Karşı” filmini yapıverdi.. Hem çevreci mesajı var, hem kıkır kıkır bir komedi, hem de aşk var. Keyifle izledim.
Hikaye şöyle.. Otantik yaşayış ve konuşmalarını unutmamış bir Ege köyüne, bir grup entel insan gelip, eski ve terk edilmiş evleri satın alıp, organik tarım yaparak doğayı bozmadan bir üretimci köy oluştururlar. Başta her şey iyidir. Evlerini, mallarını, eşeklerini entellere pahalı satan köylü memnundur, hatta genç muhtarla entellerin önderi Katrin arasında aşna fişne de filizlenir.
Ama bir gün hükümetin adamlarıyla şirket yöneticileri gelip, köy kenarında termik santral yapacaklarını, herkesi de işe alacaklarını bildirdiklerinde kıyamet kopar. Enteller hemen köylüyü bilinçlendirme etkinliklerine başlarlar ve santrale toptan karşı çıkarlar.
Köylü entellere sırt çevirir, muhtarla Katrin’in arasındaki sevda köprüleri havaya uçar. Enteller, uyarıcı eylemlere ve hatta konserlere başlar. Köylü, yakın kasabadaki Efe Derneği’ni de, eylemleri bastırmak için ayarlar. Efeler köyü basar, ama o esnada meydanda gitarist Nejat Yavaşoğulları yönetimindeki rock konserinin bir anda harmandalı çalmaya başlaması üzerine kitlesel bütünleşme olur.
Uzatmayayım.. Avrupa Birliği işe el atar. Hükümet gavur baskısıyla gelir, Entelköy’deki oluşumu inceler, yapılanları onaylar. Sonunda termik santralden vazgeçilir.
Cümbüş yeniden başlar..
Muhtar ile Katrin, mercimeği fırına verirler..

DÜZEN ELEŞTİRİSİ

Kahkahalarla güldüm.
Köylünün yöresel şivesi, arada patlayan ağza alınmadık küfürler, Baba Fallus (erkek üreme organı) taşıyan antik heykellerin entellerce sergilenişi, idealist ütopyalarla paragöz düzen reflekslerinin kapışması, olan biten her şey, beni epey güldürdü..
Köyü denetlemeye Avrupa Birliği’nden gelen yeşil yengemiz Claudia Roth’un pek sempatik davranışları, Egeli eski devlet bakanımız Yüksel Yalova’nın bakan rolünde köye gelip fakülteden arkadaşı “Aşırı” lakaplı eski bir komünisti buluşu, kucaklaşmaları, komünistin entellere de fırça çekişi günümüze göndermeler yapan sahnelerdi.
Galata Film organizasyonunda, Şahin Irmak, Ayşe Bosse, Emin Gürsoy, Hamit Demir, Recep Yener, Ümit Olcay, Pisili Nihat, Ayla Arslancan, Sarı Sadettin, ünlü gitarist Nejat Yavaşoğulları, Selahattin Yusuf, Engin Akın, Coco Erdinç ve diğer oyuncular pek keyifli bir gösteri izlettiler bize.. Kapitalizm ve çarpık kentleşmenin yerden yere vurulduğu bu film izlenmeye değer..
İçim acımadı değil..
Eski entel arkadaşları hatırladım
Yahu, biz Entelköy’ü pek sevmiştik!

Muhtar ile çevreci Katrin’in aşkı Kırsal bir tip olan köy muhtarı ile şehirden kopup gelen çevreci entellerin önderi Katrin’in aşkı, filmde bazen gerilimli, bazen de romantik tadlarla komedinin zirvesine uçuyorsunuz.

Ünlü isimler rol aldı Alman Yeşiller Partisi eşbaşkanlarından Claudia Roth ile eski devlet bakanlarından Yüksel Yalova da, filmde rol alan ünlü kişilerden. Yüksel Yalova, yine bakan rolünü üstlendi.


Şu güzelliğe bakın hele.. Filmde çevreci entel önder Katrin rolünü üstlenen Ayşe Bosse, naif, romantik ve eylemci profili ile filmi sürükleyen tiplerin başında geldi. Doğa ve hayvan sevgisi aşılayan rolü unutulmayacak.


Bir Ege filmi “Dondurmam Kaymak” filminden hatırladığımız ve takdir ettiğimiz yönetmen Yüksel Aksu’nun “Entelköy Efeköy’e karşı” filmi, yine Ege ortamında geçiyor.

X