Enis Berberoğlu: Vazgeçilmez sanılan

Enis BERBEROĞLU
Haberin Devamı

Rekabet imbiğinden süzülmüş kendisiyle dalga geçebilecek kadar emin, cinsel organı dahi tartışılan başkanla, kapalı ekonominin ürünü kaşalot politikacı tipi arasındaki farkı tartışmaya bugün de devam etmek istiyoruz... Dilerseniz bugün ‘‘vazgeçilmezlik’’ özelliği üzerinde duralım.

* * *

Microsoft 1980'lerin başında rakiplerinden farklı bir anlayışla büyüdü. Diğer bilgi teknolojisi şirketleri ya donanımla veya yazılımla uğraşırken Microsoft müşteri için asıl önem taşıyan unsurun saklamak ve gerektiğinde yeniden kullanmak istediği veri tabanı olduğunu kavradı...

Dolayısıyla 1984 yılında DOS tabanında üretilen herhangi bir dosyanın bugün bile okunmasını mümkün kılan, kullanım açısından devamlılık sergileyen bir sistem yarattı...

Dahası Office programını Windows işletim sistemine bağlayarak hemen her bilgisayara yayılma fırsatını buldu. Çok sayıda kelime işlemcisinin yarattığı sıkıntıya karşı tek tip alternatif yarattı.

ABD küresel stratejisi açısından çok önemli iki katkıda bulundu:

1) İngilizce bilgisayar kuşağı açısından tek dil haline geldi.

2) Dünya bilgi teknolojisi sektörünün kaymağı beyin göçüyle ABD'nin kontrolüne girdi...

Microsoft böylece ABD açısından sadece ekonomik değil, kültürel ve hatta askeri bir stratejik tekel yarattı. Üstelik devlet desteğiyle, teşvikle, bilmem kaçıncı beş yıllık planla değil, fırsatları rakiplerine göre daha iyi kullanarak bu noktaya geldi.

Ama Microsoft yine de ABD yargısı için ‘‘vazgeçilmez’’ değil. Bill Gates de, tıpkı adaşı ABD Başkanı gibi yasalar karşısında önemsiz.

* * *

Bizdeki tekellerin Türkiye'nin stratejik imkánlarını geliştirdikleri mi, yoksa istismar mı ettikleri konusunda rivayet muhtelif...

Ama kendilerini vazgeçilmez sayan politikacıların işgal ettikleri koltuğa reva gördükleri eziyetin herkes farkında.

Müjdat Güler isimli okurumuz, Süleyman Demirel'e tüm saygısına rağmen (kendisinin yeni cumhurbaşkanına başdanışman olmasını temenni ediyor) kurumsal bazı hatalarını eleştiriyor:

‘‘Cumhurbaşkanlığı makamı mülk olarak kabul edildiğinden, aşağıdaki hatalar yapıldı. Bu hataları görürsek sanırım bu kurumun başarısına katkıda bulunuruz sanıyorum:

1. Maaş konusu: Cumhurbaşkanlığı, Süleyman Demirel'in şahsi makamı değildi, maaş artırımı istemedi, 600 milyon lira maaşta kaldı. Herkesin Sayın Demirel gibi imkánları olacak diye kaide yok.

2. Çankaya'nın arka bahçesine fabrika yapılması: Yabancı sermayeye evet, dünyada rakip ülkelerin vermiş olduğu destekler dışında destek vermeye evet, ama Çankaya'yı mülkün sayıp arka bahçeyi vermeye hayır.

3. Danışman kadrosunu siyasallaştırmak: Bugünkü gibi siyasilerin ağırlıklı olduğu bir başdanışmanlık modeli yanlıştır.’’

Yazarın Tüm Yazıları