Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Enis Berberoğlu: İran'la Kürt vektörü

Enis BERBEROĞLU

SON günlerde yaşananları anlamak için iki ayrı vektörü ayırmak şart:

1) Türkiye'de yaşanan iç savaş döneminde devlet bazı suçluları kullandı, korudu. Bu kişilerin içinde Abdullah Çatlı gibi eski ülkücü, yeni mafya tipler de vardı, İçişleri Bakanı Sadettin Tantan'ın ‘‘nüfuz casusluğu’’ kuşkusuna yol açan İranlı ve/veya çift taraflı ajanlar da...

Susurluk Çetesi etiketiyle anılan bazı gruplar, aynı suçluları şahsi çıkar sağlamak amacıyla istihdam etti. Bazı devlet memurları, bu çeteciler adi suçları yüzünden polise düştüğünde arka çıktı...

<ı>Lafı fazla uzatmaya gerek yok... ABD filmlerinde görüp de, ‘‘Bizde asla olmaz’’ dediğiniz her türlü rezaleti, pisliği bu listeye ekleyin gitsin.

Ama savaş bitti ve temizlik başladı. Artık katillerin ayrıcalığı kalmadı, ‘‘ne yaptıysam vatan için’’ şamatasıyla hırsızlığın modası geçti.

Daha da önemlisi, siyasilerin bu kadrolardan medet umduğu, koruduğu dönem kapandı. Unutmayın ki bu ülkede Türkbank skandalı nedeniyle hükümet düştü, başbakan değişti. Siyasi geleceğini düşünen politikacıda değil çeteleri himaye, telefonuna çıkacak kadar bile yürek kalmadı.

2) ‘‘Türkiye'de her türlü kötülüğün kaynağı Güneydoğu'dur’’ tespiti boşuna değildir. Üstelik bu sorunlu coğrafyanın İran'a komşu olduğu unutulmamalı.

Tahran yönetimi, Türkiye'nin ‘‘yumuşak karnı’’ sayılan bu bölgede yıllardır iki ayrı kartı bazen bir arada, kimi zaman ayrı ayrı oynar: <ı>Kürtler ve İslam. PKK'nın İran kampları, Hizbullah'ın bu ülkede eğitim alması, hatta iki örgüt arasındaki kanlı savaşta Tahran'ın arabuluculuğu bu çerçevede anlam kazanır.

<ı>Son günlerdeki Hizbullah operasyonlarının ardından İran'ın elindeki kartlardan en az birisinin uzun süreli olarak kullanım dışı kaldığı ortadadır. Dolayısıyla İran'ın Güneydoğu (dolayısıyla Türkiye) politikasında ağırlık vereceği vektör Kürt meselesi olacaktır...

* * *

Aşağıda bazı bölümlerini aktardığımız haber, PKK çizgisine yakınlığıyla tanınan Özgür Politika Gazetesi'nin dünkü manşetiydi...

Bakalım senaryomuza uyuyor mu?

‘‘İran devletinin izniyle, Senendec kentindeki İslami Azad Üniversitesi'nde açılan, Kürt Dili ve Edebiyatı Bölümü sorumlusu ve Aviyer Gazetesi'nin Genel Yayın Yönetmeni Behreme Veletgehi, diğer kentlerde Kürtçe eğitim için hazırlıkların tamamlandığını söyledi.’’

‘‘Veletgehi, ‘İran yasalarına göre Kürdistan'da Farsça'nın yanında Kürtçe de okutulabilir. Tüm üniversitelerde hazırlıklar sürüyor. Bunun için herhangi bir engel yok. Yeter ki imkánlar olsun' dedi.’’

‘‘Projeyi hazırlamak için Kürt aydın ve yazarların büyük çaba sarf ettiklerine dikkat çeken Veletgehi, verdikleri emeklerin boşa gitmediğini ve şimdi Kürt öğrencilerin anadillerinde ders gördüklerini söyledi.’’

‘‘Veletgehi, İran devletinin izin vermesi halinde, birçok kentte eğitim verebileceklerini vurgulayarak, şunları söyledi: ‘Devletin bizi anlayacağını umuyoruz. İlk denememiz başarılı oldu. Şimdi sıra diğer kentlerde. Kürtçe eğitim konusunda İran devletini Türkiye ile karşılaştıramayız. Bunu düşünmek bile çok yanlıştır. Çünkü şimdi değil, daha önce de İran, Kürtlere eğitim hakkı verdi.'

* * *

Önce PKK, ardından Hizbullah'ın yarattığı tahribatı düşünün...

Halkına düşman molla rejiminin bile sorunsuz uyguladığı kültürel özerkliğin bizim ülkemizde yaratacağı hasar bu kanlı örgütlerin hortlaması ihtimalinden daha mı fazla olur?.. Tartışmak lazım.

Ayrıca yakın tarihte düzensiz orduya karşı savaş kazanabilen tek silahlı kuvvetleri yetiştirebilen bu ülke hep korkularla mı yönetilecek?

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI