Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Enis Berberoğlu: IMF'nin sopası






Enis BERBEROĞLU

IMF'nin Emlak Bankası'nı kapatan yasanın Meclis'ten geçmesi ile yetinmeyip, Cumhurbaşkanı'nın imzasını beklemeden Türkiye'ye sopa göstermesini ayıplamamızı garipseyen çıkabilir.

O yüzden öncelikle saygıyla karşıladığımız karşı görüşü aktaralım:

‘‘Türkiye'nin ekonomik krize sürüklenmesi kendi suçuydu. IMF'den talep edilen yeni kredinin koşulları arasında Emlak Bankası'nın kapatılması da vardı. Üstelik bu şart son IMF teftişi sırasında son derece açık dille ortaya konuldu. Dolayısıyla IMF'nin bu şartın yerine getirilmesini beklemek hakkı doğdu.’’

Muhayyel muhalefete atfen uydurduğumuz bu satırların içeriğine itirazımız yoktu... Hatta aksine katılmadığımız tespit/teşhis bulunmuyordu.

Ancak IMF'yi haklı görenler Emlak Bankası kararında siyasi sürecin zaten TBMM'de tamamlandığını unutuyordu.

* * *

IMF'nin derdinin bu kez üzüm yemekten çok bağcı dövmek olduğunu anlamak için Fon Başkanı Horst Köhler'in kredi toplantısını erteleyen kısa açıklamasına göz atmak yeterlidir.

Horst Köhler'in üç cümlelik açıklamasında ilk şikáyet maddesi olan Emlak Bankası Yasası daha IMF kararı duyulmadan onaylandı.

Diğer bir kredi koşulu olan Türkbank tasfiyesinin Danıştay'a takılması konusunda zaten manevra alanı dardı.

Bu kadar zayıf gerekçelerle bugün piyasaları altüst etmeyi göze alabilen IMF galiba bu ülkedeki muhatabının sadece ve sadece politika kurumu olduğunun bilincine varamıyor.

Oysa politikacıların Fon'un önüne koyduğu eylem planı anlaşmanın adından da anlaşılacağı gibi niyet beyanıdır. Tamamen iyi niyetli bile olunsa eylem planının hukuka uyan veya ters düşen bölümleri çıkabilir. Emlak Bankası örneğinde olduğu gibi yasaların nasıl yürürlüğe gireceği Anayasa'da yazılıdır. IMF ve temsil ettiği borç verenlerin hukukta reformu istemeleri mümkündür, ama hukukun çiğnenmesi hiçbir bedelle telafi edilemez.

* * *

IMF'yi yakından izleyenler -örneğin Erdal Sağlam- erteleme restini Başbakan Bülent Ecevit'in Telekom eleştirisine kulak asmamasına bağlıyor.

(Benzer şekilde Fon'un Emlak Bankası konusundaki hassasiyeti ‘‘Devlet Bakanı Faruk Bal'ın aykırı demeçlerine tepki’’ ile izah ediliyor. Aynı mantıkla eğer Emlak Bankası'nın kapatılması tüm yurtta, yavruvatanda ve dış temsilciliklerde törenle kutlansaydı, gece fener alayları düzenlenseydi, IMF'nin krediyi açmak için Cumhurbaşkanı onayını beklemek gereğini duymayacağı gibi abes sonuca ulaşırız.)

IMF'nin Türkiye'deki icraatla yetinmeyip, demokrasinin kalitesini gösteren aykırı seslere korkuyla kulak kabartması acaba neden?

Bu sorunun yanıtı için yine başa dönüyoruz: Bu ülkede Meclis'in işlevi konusunda Fon yönetiminin kafası epeyce karışık...

Ama biz Meclis'in tarih ve işlevini iyi biliyoruz.

Türkiye Büyük Millet Meclisi Kurtuluş Savaşı'nda kuruldu. Çeteleri düzenli orduya çevirdi, hukuk düzenini yerleştirdi. Dahası ana hedefini ‘‘muasır medeniyet seviyesine’’ (çağdaş uygarlık düzeyi) yükselmek olarak koydu. Bu temel tercih hiç değişmedi.

İkinci Dünya Savaşı'nın ardından NATO'ya ve IMF'ye üyeliğimizle teyit edildi. Türkiye, Berlin Duvarı çatlamadan parasını konvertibl hale getirdi, Körfez Savaşı'nda müttefikleri destekledi. Özetle Meclis hep buradaydı, yerini-yönünü hep bildi... Buna karşılık şaşkın küresel memurlar hep değişti. Ama çuvallama bilançoları isimlerden bağımsız olarak hep arttı.

Önceleri reçetelerini uygulayan ülkelerde programdan sapmaları borç veren ülkelerden saklama yolunu seçtiler... Kriz ve iflaslarda ‘‘Neden önceden haber vermediniz?’’ diye eleştirildiler.

Şimdi taktik değiştirip olur-olmaz alarm veriyorlar, sorumluluk panik atağı altında karar alıyorlar. Böylece belki de krizin parçası haline geldiklerinin bile farkında değiller.

* * *

Bize sorarsanız, Türkiye hak etmediği bu sopayı yememeli.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI