Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Enis Berberoğlu: Hukuk değil siyaset sorumlu

Enis BERBEROĞLU

<ı>İstanbul/Diyarbakır

Hazindir, ama siyasetin bittiği yerde adaleti sorgulamak kaderdir.

Türkiye'nin Abdullah Öcalan davasında izlediği hukuk yolu şekil şartına uygundur, ne var ki kaçınılmaz idam kararı, Avrupalı kimliğini yaratan temel insani değerlere aykırıdır.

Çünkü idamdan geri dönüş yoktur... Başka her cezada indirime gidilebilir, hatta hükümlü affa uğrayabilir. Hele suçsuzsa hüküm ve ceza tamamen kalkar... Ama idamda asla... O yüzden idam cezasını yazan kalemler bu sorumluluğun altında ezilir, bükülür, kırılır.

* * *

Türkiye Cumhuriyeti Abdullah Öcalan'ı Kenya'da yakaladığında ensesine iki kurşun sıkmadı... Türkiye'ye havalanan uçaktan paraşütsüz atılmadı, hatta ani kalp krizi bile geçirmedi. Saçının teline dokunulmadan DGM Savcısı'nın karşısına oturtuldu.

Hukuk boşlukları olağanüstü koşullara rağmen elden geldiğince rötuşlandı.

Askeri yargıcın varlığı Avrupa sözleşmesine aykırı bulundu, mahkeme sivilleşti.

Bu nedenle, ABD'den Rusya'ya kadar hemen her ciddi ülke, yargılama sürecini adil buldu.

Ama iş sonunda geldi idam kararına dayandı...

Dikkat buyrun, şikáyetler yargılama usül ve sürecine değil, cezaya.

* * *

Zaten Türkiye'de de ‘‘Avrupa ne der, ulusal çıkarlarımızı düşünelim’’ gibi utangaç yorumların kaynağı aynı... Türk kamuoyu, zamanında idam cezasını enine boyuna tartışmayı ertelemenin cezasını çekiyor... Duvara sıkışmamız bu yüzden.

İdam cezasını kaldırmadık da ne yaptık?

Uyanığız ya, sadece kendimizi değil, Avrupa'yı da kandırdık. Ama elin Avrupalısının, ‘‘Bunca yıldır infaz edilmediğine göre, artık idam cezası kalkmış sayılır’’ sözümüzü senet sayacağına, ilk idam kararında önümüze koyacağına uyanamadık.

Avrupa'yı bizim gibi ‘‘hafızası yoktur’’ sandık.

* * *

Aslında sistemin arızası her yerden belli ama, Güneydoğu'daki işareti kan kırmızısı.

Devletin temsili üniformaya emanet, teröristle mücadele de, terörle mücadele de siyasetçiye değil, memura düşüyor... Asker, polis iyiyse, bölge sakin, halk huzurlu... Aksi halde ortalık toz-duman.

Abdullah Öcalan'a idam kararından sonra birkaç günlüğüne Diyarbakır'a gidiyoruz.

Aslında asayiş yönünden ciddi sorun bekliyoruz desek yalan olur...

Çünkü öncelikle Diyarbakır ehil ellere emanet.

Ayrıca normal şartlarda:

1) Abdullah Öcalan'ın mahkeme performansından hayal kırıklığına uğrayanlar parmaklarını bile kıpırdatmaz. 2) Abdullah Öcalan'ı sevenler de barış çağrısına uymamazlık etmez.

Dileriz yanılmıyoruzdur, göreceğiz.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI