Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Enis Berberoğlu: Hizbullah nasıl kurumsallaşır (2)

Enis BERBEROĞLU

Cezaevine hákim olmak zor değil

DÜN bu köşede Metris derslerinden yola çıkarak terör örgütlerinin cezaevine egemenliğinin yarattığı sorunlara işaret etmeye çalıştık.

Doğaldır ki bu konudaki tek örnek Metris değil...

İşte size farklı istatistikler...

1) İstanbul'daki cezaevlerinde son altı yılda çıkan olaylarda 39 tutuklu ve hükümlü öldü, 42 güvenlik görevlisi ile 109 tutuklu ve hükümlü yaralandı. Ayrıca 16 tutuklu da firar etti.

2) Cezaevlerinde 1995'ten bu yana 16 kişi yasadışı örgütler tarafından ‘‘örgüte ihanet ettikleri’’ gerekçesiyle öldürüldü.

3) Cezaevlerine günde ortalama 200 kişi giriyor. Toplam kapasitesi 73 bin 545 olan cezaevlerinde 69 bin 391 tutuklu ve hükümlü var.

Özetle, isyan sırasında tutuklu ve hükümlünün canına zarar vermeden olayları bastırmayı beceremeyen devlet, örgüte karşı itirafçısını koruyabilmekten aciz konumda bulunuyor.

* * *

25 yıldır ABD'de Ohio Cezaevleri Bakanlığı'nda İnfaz Hukuku Uzman Müşaviri olarak çalışan Melda Türker, Türk cezaevlerindeki yönetim aczini üç başlıkta analiz ediyor:

‘‘Binalar, büyük camlar ve silah haline getirilebilecek eşyalarla dolu. Gözlem sistemi yok, mahkûmların uzun süre görülmeden yaşamlarını sürdürmeleri mümkün. 90 kişilik koğuşlarda, uygunsuz şartlarda barınılıyor.’’

‘‘Yemek yetersiz olduğu için, kesici ve yanıcı aletler kullanılarak yemek pişiriliyor. Mahkûmlar, günün büyük bölümünü koğuşlarda geçiriyor. Kendilerini korumasız hissettikleri için, kendi imkánlarıyla korunmak zorundalar. Ranzaları parçalayarak kolaylıkla silah yapabiliyorlar.’’

‘‘Çalıştırılmıyorlar ve eğitim verilmiyor. Boşa vakit geçirdikleri için koğuşlarda bir arada toplantılar yapılıyor. Cemaatler, gruplar oluşuyor. Eylem planlamak için bolca vakitleri var.’’ (Serhat Oğuz, Milliyet Gazetesi Entelektüel Bakış Sayfası, 29 Ocak 2000).

* * *

Peki ABD'de işler nasıl yürüyor?

Yine Melda Türker anlatıyor:

‘‘ABD'de cezaevleri, üniversite kampuslarını andırıyor. Bu yapı, infaz sürecini ve güvenliği kolaylaştıracak özel bir mimariye sahip. Yeni jenerasyon mimari olarak anılan cezaevlerinde, silah haline getirilebilecek cam, demir eşyalar bulunmuyor.’’

‘‘Koğuş sistemi sadece hafif suçlular için geçerli. Diğer suçlular için, özel hücreler var. Hücreler mahkûmların uyuması için. Diğer saatlerde ise, kampus içindeki çeşitli işlerde çalışıyorlar. Mobilya yapımı, baskı gibi işlerde, küçük bir ücret karşılığında üretim yapıyorlar. Sistem, bir saniye bile boşa vakit geçirmemeleri üzerine kurulu.’’

‘‘Yemekler idare tarafından karşılanıyor. Üstelik, diyetisyen tarafından belirlenen yemekler oldukça doyurucu ve istedikleri kadar yiyebiliyorlar.’’

* * *

Yani ABD ne yapıyorsa bizde tam tersi... ABD'deki cezaevi formatını kurmak hayal mi? Melda Türker'in anlattıklarına göre pek de zor değil.

Buna rağmen yapılamıyorsa... O zaman cezaevlerinde bugünkü konumdan sadece terör örgütleri değil başkaları da nemalanıyor demektir.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI