Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Enis Berberoğlu: Fazilet teorisiz değişemez

Enis BERBEROĞLU

Fazilet'teki değişim rüzgárının parti yelkenlerini dolduracağı aşikár.

Çünkü belki de yıllardır ilk kez kamuoyunda bu partinin ismi ‘‘irtica tehdidi’’ veya ‘‘türban krizi’’ ile değil ‘‘yenilikçi kadro hareketi’’ beklentisiyle birlikte anılıyor...

Ne var ki değişimin kendisi kadar dinamiği de önemlidir.

Fazilet'teki değişim sadece yasaklı liderin koltuğuna oturacak yeni ismin belirlenmesi yarışından ibaretse doğaldır ki sadece bu partinin tabanını ilgilendirir...

Ama eğer değişim talebi, mevcut durumdan hoşnutsuzluk, gelecekle ilgili yeni ve farklı beklentilerden doğmuşsa, o zaman kadrolarda nöbet devri tabii ve kaçınılmazdır.

Ancak bu ikinci seçenekte değişim ‘‘teorisiz olmaz’’... Tıpkı Yeni Şafak Gazetesi Yazarı Fehmi Koru'nun işaret ittiği gibi:

‘‘...Buradaki açmaz ‘yenilikçi' kanadın görüşlerinin teorik bir temele oturmamasıdır. (...) ‘Yenilikçiler' keskin dönemece gelmeden bir durum muhasebesi yapmalılar...’’

(Fehmi Koru, Teorisiz Olmaz, Yeni Şafak Gazetesi, 10 Şubat 2000)

* * *

Dilerseniz teorinin önemini somut bir örnekle tartışalım...

Bakın Fazilet'e parti gazetesi kadar yakın duran Milli Gazete'nin yazarı Resul Torun, geçen aralık ayından bu yana son derece haklı bir uyarıda bulunuyor... Avrupa'da özellikle Almanya'da İslami kılıfla para toplayan bankerlerin yarattığı tehlikeye işaret ediyor:

‘‘Bu bankerler, para talep ediyorlar. Almanya'nın Düsseldorf'unda, yahut Frankfurt'unda uyduruk birtakım matbaalarda basılmış, kıytırık senetlerle, ‘Senden 10 bin mark aldım' diyorlar. Bu senedin hiçbir geçerliliği yok. ‘Sen ortaksın' diyor. Sene sonunda, verdiğin paranın yüzde 20'si kadar kár payı veriyor. Bakıyor ki kár getiriyor. O kárı almıyor, onunla da hisse alıyor. Şunun farkında değil, elinde ortak olduğunu gösterir resmi bir belge yok. Para yatıranlar, önce gelsin fabrikasını, işyerini, merkezini yerinde görsün. Ayrıca resmen ortak oluyor mu, bunu tespit etsin.’’

‘‘Herhangi bir hizmet yok, ürün yok, senden alıyor ötekine veriyor. Adeta saadet zinciri oluşmuş. Bir noktada tıkanacak. Tıkandığı noktada da binlerce insanın el emeği, göz nuru gidecek Bu bankerler ortak bulamayınca, hazır paradan kár payı verecekler. Ne kadar verecekler, kaç sene verecekler?’’

‘‘Gazeteler, bankerlik yaptığını, bunları aldattığını bile bile, onların reklamını yapan haberler yahut da reklam yayınlıyorsa, bu yayın organlarının büyük sorumluluğu vardır.’’

(Tempo Dergisi, sayı 635, 10-16 Şubat 2000)

* * *

Saadet zincirinin rengi, mezhebi, milliyeti elbette olmaz... Ama Resul Torun'un andığı bankerlerin mütedeyyin kesimlere yönelmeleri rastlantı değildir... Milli Nizam/ Milli Selamet/Refah/ Fazilet çizgisinin ‘‘faiz haram’’ emrinden yola çıkarak geliştirmeye çalıştığı ‘‘Adil Düzen’’ fantezisinin bu soygun düzenine ahlaki altyapı hazırladığı bellidir.

Fazilet'in ekonomik alanda (en azından faiz politikasında) ciddi bir teorik üretim zorunluluğu ortadadır. Ama yine aynı örnekten devam edersek, bu alandaki teorik kabullerin sınırı ‘yenilikçi' kadroların hangi zeminde politika yapacağına bağlıdır... Eğer ‘‘din partisi’’ zemini terk edilmezse, teorinin ilahi düzene yenik düşmesi kaçınılmazdır. Değişimin içi boş ve kof kadro yarışına dönüşmesi mukadderdir.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI