Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Enis Berberoğlu: Enflasyon cehaleti işe yarıyor

Enis BERBEROĞLU

Dün bu köşede Serdar Turgut'un açtığı IMF tartışmasına katkıda bulunmak amacıyla Fon'un Türkiye Masası Şefi Carlo Cottarelli'nin bir makalesinden alıntı yaparak ‘‘Büyüme-enflasyon’’ irtibatını sorguladık.

Bugün aynı makaleye dayanarak Cottarelli'nin enflasyonla mücadelede başarı sağladığı ve ‘‘Geçiş ekonomileri’’ olarak anılan Orta-Doğu Avrupa ülkeleriyle Türkiye'nin farkını vurgulamak istiyoruz...

* * *

Çok kaba bir benzetmeye başvurursak, Cottarelli'nin bugüne kadar tecrübe edindiği ülkelerdeki enflasyon tipini Türkiye 1980 öncesinde yaşadı, aştı, geride bıraktı. O tarihte Türkiye'de fiyatların -örneğin benzinde- piyasa koşullarına göre artmasına izin verilmedi, zamlar siyasi kaygılarla bastırıldı. Ama karaborsa dayanılmaz hal alınca zorunlu olarak uygulanan zamlar 1979-80 yıllarındaki enflasyon patlamasına yol açtı.

Carlo Cottarelli'nin 1990'lı yılların hemen başında sorumluluğunu üstlendiği Orta ve Doğu Avrupa ülkelerindeki enflasyon bilinci, Türkiye'nin on yıl kadar gerisindeydi...

Carlo Cottarelli-Peter Doyle'un ortak makalesine göre, belki de bu cehalet, enflasyonla mücadeleyi kolaylaştırdı. Çünkü:

1) Zorunlu fiyat ayarlamaları belki ilk aşamada enflasyonu kamçıladı. Ancak hemen ardından üretim esnekliğini artırarak fiyatların gerilemesine yardımcı oldu.

2) Kamu kesiminin fiyat artışını yok saydığı bu ülkelerde enflasyon kültürünün yerleşmemiş olması, bazı korunma yollarının gelişmesini de engelledi. Örneğin, geleceğe dönük fiyatlama veya ücret pazarlığında geçmiş enflasyonun telafisi alışkanlığı (geriye doğru endeksleme yöntemi) Orta-Doğu Avrupa coğrafyasında sadece dört ülkede uygulanıyordu.

Belki okura garip gelecek ama, mali piyasaların sığlığı da enflasyonla mücadele programının bedelini azalttı. Çünkü çürük elmaların ayıklanması için -örneğin Türkiye'deki gibi- pahalı bankacılık kesimi operasyonlarına gerek duyulmadı.

* * *

1992-1997 döneminde enflasyonla mücadelede başarı sağlanan Orta-Doğu Avrupa ülkeleri arasında fiyatların yeniden tırmanışa geçtiği örnekler az değil: Bulgaristan'da enflasyon yüzde 580'i, Romanya'da yüzde 150 düzeyini yeniden gördü. Cottarelli ve Doyle, makalelerinde enflasyonun rövanşını ‘‘yapısal reform eksikliğine’’ bağlıyor.

Böylece Serdar Turgut'un açtığı tartışmada bize göre en kritik noktaya gelmiş bulunuyoruz. Çünkü Türkiye'de enflasyonun düşürülmesi Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinden daha güç olabilir. Ama yapısal tedbirler de alınırsa, enflasyonda sağlanan başarı kalıcı olacaktır. Ve bu çerçevede IMF-Dünya Bankası ikilisinin yapısal tedbirler başlığı altında önerdiği;

Tarımda gübre fabrikası-bayi zincirini, hububat tüccarını, birlik yönetimlerini zengin etmekten başka işe yaramayan saadet zincirinin kırılması, üreticinin doğrudan desteklenmesi sistemi doğrudur.

Bankaları denetlemeyen, aksine kaynaklarını kurutan siyasi otoriteden nispeten de olsa kurtaran Üst Kurul uygulaması doğrudur.

Hayali ihracat ve otoyol vurgunlarını andıran enerji projelerine Hazine garantisi verilmemesi, nükleer belanın ertelenmesi doğrudur.

Bu ve benzeri politikalardan oluşan pakete, ‘‘Yeni korumacılık’’ anlamına gelen söylemlerle karşı çıkmak, yerel sanayi-tarım baronlarına davetiye çıkarmak anlamına gelir.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI