Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Enis Berberoğlu: Devlet ne ödedi ki söz hakkı olsun

Enis BERBEROĞLU

Türkiye'de sosyal güvenliğin tarafları, işçi ve işverendir. Çünkü sosyal güvenliğin finansman yükü tamamen bu kesimlerin sırtındadır.

Devletin sosyal güvenlik sistemine katkısı işveren sıfatıyla yatırdığı (daha doğrusu yatırmadığı) primlerden ibarettir. O yüzden sosyal güvenlik sistemine devlet penceresinden bakmak tamamen abestir.

* * *

Yazının altında yer alan tablo değişik ülkelerde sosyal güvenlik sisteminin toplam gelirleri içinde devlete, işverene ve işçiye düşen payları gösteriyor...

Örneğin Danimarka'da her 100 liralık sosyal güvenlik gelirinin 75.6'sı kamu kaynaklı. İşveren priminin toplam içindeki payı yüzde 9.2. İşçiden yapılan kesintinin toplam gelirlerdeki payı sadece 10.1.

Özetle, Türkiye'nin emeklilik yaşı açısından kıyaslandığı ekonomilerde sosyal güvenliğin yükü daha çok sosyal devletin sırtında...

O ülkelerde toplanan vergi gelirlerinden ayrılan pay sosyal güvenlik finansmanında kullanılıyor.

* * *

Türkiye'de devletin sosyal güvenlik sistemine káğıt üstünde herhangi bir katkısı yok. Ama sosyal güvenlik sistemi battığı için zorunlu olarak Hazine'den milyarlarca dolar sosyal güvenlik sistemine pompalanıyor...

Peki bu milyarlarca dolarlık açığı kapatmak için ek vergi mi toplanıyor?

Hayır, tabii ki en kolay yol olan iç borçlanmaya gidiliyor.

Önce faizler, ardından enflasyon tırmanıyor.

Emeklinin eline geçen üç kuruş bu yolla pul ediliyor.

‘‘Devlet daha yolun başında aklını kullanıp vergisini toplasa, sonra sosyal güvenliği finanse etse daha iyi olmaz mıydı?’’ diyorsanız...

Herhalde duydunuz, hazretler geçen yıl çıkan vergi yasasından geri adım atmaya hazırlanıyor...

* * *

Enflasyon vergisini topluca ödediğimize göre, sosyal güvenlik sistemi hakkında bu satırların yazarının bile söz hakkı vardır... Ama devletin yoktur...

Çünkü SSK yönetiminin öyküsü, batışın gerekçesini ortaya koymaya yeterlidir.

12 Eylül 1980'den önce SSK Yönetim Kurulu 9 kişiydi. Üyelerden altısı işçi ve işveren temsilcisiydi, sadece üçü hükümet tarafından atanırdı...

O tarihte SSK'da sorun yoktu.

12 Eylül yönetimi, SSK yönetiminde işçi ve işveren temsilcilerini azınlığa (2) düşürdü, 3 kişiyle yönetimi hükümete emanet etti...

12 Eylül'den sonra SSK'da sorun çıktı.

1993 yılında işçi ve işveren temsilcisi sayısı üçe çıktı ama dört kişilik temsil gücüyle kontrol yine hükümette kaldı.

SSK battı.

Tekrar başa dönersek...

Hükümetler, sosyal güvenliğe para bağlamıyor... Batınca, vergiyle yamamak yerine enflasyonla zararı eritiyor. Sanki bağımsızmış gibi gözüken SSK son 20 yıldır tamamen hükümet yönetiminde... Peki şimdi hangi yüzle işçiden, işverenden para ve fedakárlık istiyor... Anlamak mümkün değil.

Sosyal güvenliği kim ödüyor? (%)

Ülke adı Devlet payı İşveren primi İşçi primi Diğer

Danimarka 75.6 9.2 10.1 -

İrlanda 61.0 23.0 13.7 1.5

İngiltere 43.9 26.1 14.5 0.7

Lüksemburg 52.5 29.4 18.5 2.6

Portekiz 37.4 34.4 18.7 2.1

İtalya 34.9 46.5 10.3 5.9

İspanya 29.6 50.2 9.2 4.5

Almanya 26.6 38.3 22.5 1.0

Fransa 21.5 49.0 22.1 4.4

Yunanistan 19.1 45.7 26.6 -

TÜRKİYE - 58.2 41.8 -

Kaynak: Ayşe Peker, Merkez Bankası Araştırma Genel Müdürlüğü, Aralık 1997.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI