Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Enis Berberoğlu: Ciddi devlet

Enis BERBEROĞLU

HANİ kalıbına baktığınızda ve hatta dayağını yediğinizde ciddiye almamak mümkün değil... Zaten kod adı <ı>‘‘devlet baba’’...

Dilerse dövüyor, sadece çok gerektiğinde -o da vakur ve ölçülü üslupla- pek sırnaşmadan okşuyor. Artık keyfine göre.

Yeni nesil komplo teorilerine bakarsanız <ı>derini makbul...

Rivayet edilir ki, denizaltı misali sadece hava ve su almak için derinleri terk eden <ı>birileri hep düşünüyor, analiz yapıyor. 15 prototipi batan son Türk devletinin bekásı için düşmanları izliyor <ı>(belki de yaratıyor), tehlikeyi bertaraf edecek planlar yapıyor.

Kitaplar böyle yazar, TV'ler böyle söyler.

Ama gerçek bu mu?.. Çok ciddi kuşkularımız var.

* * *

Devleti derin ve sığ katmanlara ayıran analizlerde, iki önkoşul zımnen kabul ediliyor: <ı>1) Düşmanın erken tespiti, 2) Tasfiye iradesinin gösterilmesi... Ama pratiğe bakarsak, Hizbullah, PKK, siyasi İslam'ın silahlı propagandaya yeltenen örgütleri ile devletin derini, sığı, hatta arada-ortada kalanı... Hangisi tehditleri daha yılanın başı küçükken algılayabildi, ezebildi. Hizbullah'ı müttefik sayan, PKK'yı <ı>‘‘bir avuç baldırı çıplak’’ sanan devletin hangi irtifasında gezenlerdi?

Haydi bunlar derin meseleler... Peki gelin daha kolayında test edelim.

Bu ülkede Güneydoğu'da yıllarca süren savaş nedeniyle on binlerce ana kuzusu dağlarda gezdi, 30 bin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı hayatını yitirdi. Geçen yılki 17 Ağustos depreminden sonra alınan kararla bedelli askerlik uygulamasına geri dönüldü...

Kararın gerekçesi, deprem yaralarını sarmak için acil kaynak yaratmaktı. Oysa bedelli askerlik yapanların sekiz bini son taksiti ödemedi (veya ödemeyemedi). Bakanlar Kurulu dün toplandı, önce parayla askerlikten yırtıp şimdi de borç takanlara bir ay daha süre tanıdı, üstelik gecikme faizi bile istemedi.

* * *

Siz bakmayın bizim devletin somun pehlivanı gibi efelenmesine, içi koftur. Bu devlet ne kural koyabilir, ne de koyduğu kuralları uygulatacak gücü vardır. Kritik eşik, <ı>suçun cinsine göre değil suçlunun sayısına bakılarak karara bağlanır.

Daha önce de yazdığımız gibi, bu ülkede devlete karşı pozisyon tutulurken en önemli kural <ı>‘‘risk genel, kár özeldir’’ şiarını unutmamaktır.

Yani siz gözünüzü karartıp para yatırdığınız bankerden, bankadan kár ederseniz mesele yoktur. Ama paranız batarsa merak buyurmayın, biz aramızda toplar mutlaka öderiz. Bu sosyal içtihat önce <ı>bankerzede sonra <ı>bankazede yarattı, şimdi de <ı>bedellizedeler kapıda.

Hizbullah, PKK veya benzeri terör tehditlerini göremeyen... Bankerzede, bankazede, bedellizedeye yardım yataklık eden... Tek tek suçluları, <ı>‘‘Bir araya gelirsek yırtarız’’ havasına sokup teşekkül (çete demeye dilimiz varmıyor) kurmaya teşvik eden devleti ciddiye almak mümkün mü?

Üstelik hem ciddiye alacağız, hem de düşman paranayosına hizmet edeceğiz öyle mi?

Haydi oradan.

KARŞI GÖRÜŞ-KATKI

‘‘Şunu bil ki tüm şehit aileleri ve bu ülkeyi gönülden seven insanlar seni bir kaşık suda boğmak için can atıyor. Git de bu harika fikirlerini tek saygı gördüğün yer olan PKK'nın yayın organlarında üret.’’ (M.C)

‘‘Siviller görevini yapmayınca asker karışıyor’’ diye bir kavram dolaşıyor ortalıkta. Peki kime göre görevini yapmıyor? Belki bana göre yapıyor, askere göre yapmıyor. Bunun ölçüsü demokraside seçimler değil mi? Ayrıca, asker mükemmeldir şeklinde varsayılan bir görüş var. Ya asker görevini yapmıyorsa, kim müdahale edecek, en başta bunu nasıl denetleyeceğiz? (Bol vergi veren, vergisinin nereye gittiğini de merak eden bir vatandaş M.K.)

Faks: 0212-677 03 48

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI