Enis Berberoğlu: Balkanlar'a yatırımda Atina'ya yetişemedik

Enis BERBEROĞLU
Haberin Devamı

Dün bu köşede Yunanistan'ın Balkan ülkelerindeki yatırımlarını sıraladık. Aynı coğrafyadaki Türk sermayesi ne yazık ki Yunanistan'ın üçte birinden bile az. Türk ordusu Kosova'da ‘‘koruyan, esirgeyen ağabey’’ sıfatıyla alkışla karşılandı, doğrudur.

Ne var ki biz gövde gösterisiyle yetinirken Balkanlar'daki soydaşlarımızın işvereni çok yakında Yunanlılar olacak...

* * *

Dış Ekonomik İlişkiler Konseyi'nin ülke raporlarına göre, Balkanlar'daki Türk sermayesinin dökümü, ordumuzun heybetine uygun düşmüyor.

ARNAVUTLUK:

Türk girişimcilerinin yatırımları arasında bir ayakkabı fabrikası, salyangoz işleme tesisi var. Ayrıca bir Türk şirketi 12 milyon dolarlık konut ve 30 milyon dolarlık iş merkezi inşaatını üstlenmiş durumda.

BULGARİSTAN:

1640 Türk şirketinin bu ülkedeki toplam yatırımı 105 milyon dolar. Türkiye doğrudan yatırımcılar sıralamasında dokuzuncu basamakta. Şişe Cam'ın yanı sıra Niğbolu'da karton fabrikası alan Süzer Holding ile parke üreten bir tesis kuran Cavit Akpınar, Türk yatırımcıları arasında bulunuyor. Sudi Özkan, Sofya'daki Sun Oteli'ni satın aldı.

ROMANYA:

Sayıları 5 bin 600'ü bulan Türk şirketlerinin toplam yatırım miktarı 189 milyon dolar düzeyinde tahmin ediliyor. Bayındır Holding'in bankacılık, sigortacılık ve inşaat sektöründeki yatırımları bulunuyor. Efes Pilsen'in 60 milyon dolarlık tesisi, Park Holding'in 23 milyon dolarlık maya fabrikası, Global Menkul Değerler'in Romanya Fonu faaliyette.

MAKEDONYA:

Ziraat Bankası ve Comerzialna Bank ortaklığıyla 22 milyon DM sermayeli bir banka kuruldu.

İkinci kurşun inadı

ORTA yaşı devirip de ölümden korkmayan yoktur, ama ölümü çare görenlerin sayısı da az değildir... O yüzden Hikmet Uluğbay'ın tabancasından çıkan ilk kurşunu anlamak mümkün. Ama ya ikinci kurşun inadı... Yaralı haldeyken bile toplu tabancanın tetiğine asılarak illa ölmek için gösterdiği kararlılık...

Ne yazık ki bu ikinci kurşun Türk ekonomisinde iyiye giden göstergelerden çok daha fazla ikna gücüne sahiptir. Ve aynı kurşun, kamu ciddiyetine düşen şaibe gölgesini silmekten çok uzaktır.

Tek tesellimiz, haysiyetli ve ciddi devlet adamı Hikmet Uluğbay'ın hálá yaşıyor olmasıdır. Aksi halde, teşbihte hata olmaz ama, insanlığın günahlarını yüklenerek çarmıha gerilen Hazreti İsa misali, son yıllarda Türk ekonomisinde patlak veren rezaletlerin tümünü -haksız yere- sırtlayarak aramızdan ayrılmış olacaktı.



Yazarın Tüm Yazıları