Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Enis Berberoğlu: Babıáli baskını

Enis BERBEROĞLU

İTTİHATÇI kadrolar Babıáli baskınını Meserret Kıraathanesi'nde planladı...<ı> Enver Bey, 1913 yılının 23 Ocak günü kır atına bindi, Sadrazamlık (başbakanlık ) Binası'nı bastı. Gerisini baskına <ı>Enver Bey'le birlikte katılan görgü tanığından aktaralım:

<ı>‘‘Bakanların toplandığı odaya giren baskıncılar Sadrazam Kıbrıslı Kamil Paşa dışında hepsinin kaçtığını gördü...

Kamil Paşa metin bir tavırla içeri girenlere sitem etti:

- (...) İstediğiniz mühür değil mi, alınız.

Kamil Paşa mühürü fırlattıktan sonra káğıt kalem alarak subayların baskını yüzünden istifa ettiğini yazmaya koyuldu.

Ancak Enver elini tutarak metine müdahale etti:

- ‘Milletin arzusu ile' ibaresini koyunuz.

Sadrazam da istenileni yaparak káğıdı uzattı.’’ (Hüsamettin Ertürk, İki Devrin Perde Arkası, Sebil Yayınevi, 1996, İstanbul)

***

Dün gencecik polisleri yıllar sonra yine Babıáli’de Vilayet Binası'nın önünde kılıflarından çıkardıkları silahları Emniyet Müdürü'nün burnuna doğru sallarken görünce açıkçası baskın geleneğinin hortladığını düşündüm...

Polislerin haklı infialini hesaba katmak gerekebilir ama unutmayın ki, kendisini <ı>‘‘hürriyet kahramanı’’ sanan<ı> Enver de <ı>‘‘milletin arzusu’’ ile hareket ettiği inancındaydı...

Kurtuluş Savaşı sırasında dáhi <ı>Gazi Mustafa Kemal'in önderliğindeki düzenli orduya muhalefeti seçen baskıncı-çeteci gelenek Cumhuriyet'in bünyesel zafiyetini fark ettiği her an kafasını kaldırdı.

Tıpkı Susurluk'taki kirli ilişki ağına yol açan Güneydoğu savaşında olduğu gibi...

***

İşin kötüsü, baskıncı geleneğe cesaret katan siyasi ortamın yaratılmasında bu kez düzenli ordunun da rolü küçümsenecek gibi değil... Polislerin vilayete yürüyüşünden bir gün önce randevu alarak Başbakan <ı>Bülent Ecevit ile görüşen Genelkurmay Başkanı, iki kritik konuda mesaj verdi: <ı>1) Kürtçe TV konusunda endişeliyiz, 2) Partileri (Fazilet, HADEP gibi) kapatma zorlaşmasın.

Başbakan'ın Avrupalı liderlerle aile fotoğrafı çektirdiği saatlerde Ankara'dan Avrupa'ya meydan okuyan açıklama yayınlayan askerlerin, Ulusal Program'ın karara bağlanacağı Liderler Zirvesi arifesinde ikinci bir çıkış yapmaları kolay hazmedilecek lokma mı?

Tamamen resmi ve yasal yollardan da gelse, <ı>siyasete müdahale girişimlerinin baskıncı geleneğin ekmeğine yağ sürdüğü ortada değil mi?

Eğer maksat işleri daha da karıştırıp <ı>fırsat yakalamaksa, zaten söylenecek laf kalmaz... Sözün bittiği yere geldik demektir.

Ama maksat bu değilse, o zaman dün bu köşede yer alan uyarıyı tüm iyi niyetimizle tekrarlamak isteriz: <ı>‘‘Siyasi sorumluluğu tamamen üstlenecek konumda olmadığına göre, ordunun çıkışları bozuk amortisör gibi krizlerin şiddetini artırmaktan başka işe yaramıyor.’’

Demokrasi her türlü silahlı gücün vesayetinden çıkmalıdır.

KARŞI GÖRÜŞ-KATKI

‘‘Sokaklarda ölecek asker, polis ve suçsuz vatandaş bedel olmamalıdır. Suçlunun karşısına herkes çıkabilmeli ve çifte standart uygulamadan doğruları haykırabilmelidir.’’ (Ender Gezgin/İzmir)

‘‘Onlarca defa gündeme getirilip bizleri umutlandıran bedelli askerliğin, artık bir an önce yürürlüğe girmesini istiyorum.’’ (Koray Emre Çokbankır)

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI