Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Engeller aşılmak içindir!

YENİLDİĞİNİZİ düşünüyorsanız, yenilmişsinizdir! <br><br>Cesur olmadığınızı düşünüyorsanız, korkaksınızdır.

Kazanmak istiyor fakat kazanamayacağınızı düşünüyorsanız, kazanamayacaksınız demektir. Kaybedeceğinizi düşünüyorsanız, çoktan kaybetmişsinizdir!

Eninde sonunda kazanan kişi, kendisine güvenen, kazanacağına inanan kişidir.

Biz, Türkiye’nin kazanacağını adımız gibi biliyor, buna inanıyoruz.

* * *

Ülkemiz sıkıntılı bir dönemden geçiyor. Bir ateş çemberindeyiz sanki...

Yurdun dört bir yanında olaylar yaşanıyor, polisler linç edilmek isteniyor, karakollar, parti binaları taşlanıyor, araçlar yakılıyor... Tam bir anarşik düzen hüküm sürüyor!

Nüfusumuzun üçte ikisi yoksul... Ürkütücü oranda işsiz var.

69 yıl önce, İkinci Dünya Savaşı’ndaki yokluk günlerini saymazsak, Cumhuriyet Tarihi’nin en kötü ekonomik küçülme dönemini yaşıyoruz.

Bu olumsuz tabloya rağmen, güzel şeyler de oluyor ülkemizde...

Türkiye sokaklarında taşlı, sopalı, Molotof kokteylli çatışmalar yaşanıyor, insanlar yaralanıyor veya ölüyor ama bilim adamları da insanları sağlığına kavuşturmak, yaşam sürelerini uzatmak için durmaksızın çalışıyor.

Terazinin bir yanında ölüm, öbür yanında hayat var!

* * *

Geçen yıl, böbreğimde bulunan fındık büyüklüğündeki taş, Prof. Dr. Kemal Sarıca ve Ydr. Doç. Dr. Faruk Yencilek tarafından laproskopik yöntemle çıkarılmıştı.

Yeditepe Üniversitesi Hastanesi Üroloji Anabilim Dalı Başkanı ve Avrupa Taş Hastalıkları Derneği (EULİS) Başkan Yardımcısı olan Prof. Dr. Kemal Sarıca beni “İstanbul Ürolitiyazis Günleri” ne davet etti. Latince bir sözcük olan “ürolitiyazis” taş hastalıkları anlamına geliyor.

The Marmara Oteli’ndeki bilimsel toplantıya memnuniyetle gittim. Türkiye’de ilk defa böyle bir sempozyum yapılıyordu.

Taş hastalığı yurdumuzda o kadar yaygın ki... Yaklaşık her iki kişiden birinde küçük ya da büyük taş hastalığı var. Çok kişi, ağrılı günler başlayıncaya kadar bunun farkında bile olmuyor. Tedavi edilmediği zaman ortaya çıkan sorunlar, hem insan bedenine hasar veriyor, hem de ülke ekonomisine yük getiriyor.

Yeditepe Üniversitesi Kurumsal İletişim Uzmanı Sezen Yıldırım, sempozyuma 8 değişik ülkeden (Türkiye, Amerika, İngiltere, Almanya, Avustralya, İsveç, Portekiz ve İran’dan) 255 tıp adamının katıldığını belirtti.

* * *

Sempozyumu düzenleme komitesinin başkanı olan Prof. Dr. Kemal Sarıca, toplantının ana konusunu şöyle özetledi:

“Teknolojik gelişmelere paralel olarak taş hastalığının tedavisi de değişti. Şimdi endoskopik yöntem (vücutta en küçük bir kesme yapmadan, idrar kanalları içinden geçerek böbreğe ulaşmak suretiyle tedavi yöntemi) hızla gelişti. Hastalar için büyük sıkıntı yaratan açık cerrahi yönteminin uygulanması çok sınırlı düzeye indi.”

* * *

Siz hiç böbrek sancısı çektiniz mi? Allah düşmanımın başına vermesin!

“Damdan düşenin halini damdan düşen bilir” derler. Ben de, taş hastalığını atlatan deneyimli bir kişi olarak, taş ıstırabı çekenlere müjdeli haberi vermek istedim. Artık kesilip biçilmeden, ya da hiçbir delik açılmadan, böbreklerinizdeki büyük taşlar bile, tereyağından kıl çekilir gibi alınabiliyor.

Sağlık dahil, hayattaki tüm engeller aşılmak içindir, takılmak için değil!

X