Enflasyonla mücadelede göreceklerimiz

Hürriyet Haber
12.12.2001 - 00:00 | Son Güncelleme:

SON günlerdeki iyimserliğin önemli nedenlerinden biri döviz kurlarının istikrara kavuşmuş olmasıdır. Keşke, bu gerçeği daha önce görebilseydik. Birkaç küçük manevra ile hem enflasyonun bu kadar yükselmesini önleyebilirdik, hem de ekonomideki küçülmenin bu denli derin olmasının önüne geçebilirdik. Artık geçmişi tartışmayalım. İleriye bakalım.IMF ile yapılacak üç yıllık yeni stand-by düzenlemesi enflasyonun düşürülmesine ağırlık verecek. Yani, kamu kesiminin borçlanma ihtiyacı göreli olarak azaltılırken, parasal genişleme enflasyon hedefi ile tutarlı olarak gerçekleştirilecek. Yanlış anlaşılmasın. Bu aşamada, enflasyonun düşürülmesinde tek sorumlunun Merkez Bankası'nın olması mümkün değildir. Enflasyon tek haneli rakamlara inene kadar yönetim şeklinden para musluklarının kısılmasına kadar kamu kesiminin yapacağı çok iş vardır.ÜÇ FARKLI BOYUTTürkiye'de enflasyonla mücadelenin en can alıcı noktası enflasyonist beklentileri kalıcı olarak azaltabilmektir. Otuz yıldır yüksek enflasyonla yaşamış bir ülkede ekonomik bireyleri enflasyonun ineceğine inandırmak çok boyutlu bir projedir. Bunu da 2000 yılında yaşayarak öğrendik. Bu projedeki;Birinci boyut, kamu kesimi finansman açıklarının kalıcı olarak azaltılması yönünde gerekli yasal düzenlemeleri yapmak ve uygulamaktır. Uygulama önemlidir, çünkü ekonomik bireyler uygulamayı gördükçe yapılanlara inanmaktadırlar. Bu nedenle de, siyasi kararlılık hayati bir önem taşımaktadır. Konu, bu kez bürokratlara ihale edilemez. Edilirse, sonuç yine hüsran olur.Kamu finansmanı konusunda yapılanların ve yapılacakların IMF'nin dayatmasıyla değil de, hükümetin tercihleri doğrultusunda olduğu yönünde yaratılacak izlenim enflasyonist bekleyişlerin olumlu yönde değişmesine neden olacaktır.İkinci boyut, Merkez Bankası'nın para politikasının yürütülmesinde tartışılmaz bir egemenliğinin olduğuna kamuoyunun inanmasıdır. Kanunda yapılan değişiklikle Merkez Bankası'nın kamu kesimine kredi açmaması bu aşamada doğru yönde atılmış bir adımdır, ama yeterli değildir. Merkez Bankası'nın kısa vadeli faizleri Hazine'nin borçlanmasını kolaylaştırmak için değil de enflasyonun düşürülmesine yönelik kullandığına kamuoyunun inanması enflasyonist bekleyişleri olumlu etkileyecektir.Üçüncü boyut, başta bankacılık olmak üzere mali sektörün yeniden yapılandırılması ve mali piyasalardaki fiyatların çarpıtma olmadan enflasyonun ineceğine yönelik beklenti yaratabilmesidir. Geçmişte, faizlerin düşüşünü enflasyonist bekleyişlerin olumlu yönde değiştiği yönünde algıladık. Yanıldık. Faizlerden önce, döviz kurunun enflasyonist bekleyişleri olumlu yönde etkilediğini göz ardı etmememiz gerekiyor.BEKLENENLERBu üç boyutun kesiştiği noktada göreceğimiz gelişmeleri şu şekilde özetleyebiliriz: Sıkı maliye ve para politikası ile reel olarak değerlenecek Türk Lirası. Reel faizler hálá yüksek olacaktır. Ekonomik büyüme arzulandığı kadar yüksek olmayacaktır. Gelişmeler karşısında her zaman ‘‘ince ayar’’ gerekebilecektir. En fazla ince ayar gerekecek alanlar büyüme ve reel faizler konusunda olacaktır. Büyüme konusundaki ince ayar hükümetin, reel faizler konusundaki ince ayar Merkez Bankası'nın sorumluluğundadır.
Etiketler:

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı