Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Enflasyon hedeflemesini tutturamadık, Mali Kural verelim

SON on yıl içinde iktisadi jargonumuza önce “kur çapası” girdi. Çapa tarayınca “dalgalı kur” dilimize pelesenk oldu.

Sonra “enflasyon hedeflemesi” daha sonra son ikisinin birleşmesinden doğan “dalgalanan kur altında enflasyon hedeflemesi” arzı endam eyledi. Enflasyon hedeflemesi, merkez bankasının, “enflasyon benim işimdir” demesiyle başlar. Bazılarımıza göre enflasyon her zaman parasal bir olaydır. Dolayısıyla enflasyonu düşürecek olan da “para otoritesi” yani merkez bankasıdır. Yeter ki sözü dinlensin. Merkez bankalarının enflasyonu düşürememesinin sebebi, para politikasına siyasi hükümetlerin karışmasıdır. Eğer merkez bankaları yasal olarak “bağımsız” olsa ve uygun gördüğü para politikasını uygulayabilse, enflasyon düşer ve düştüğü yerden bir daha ayağa kalkamaz, denir.
* * *
Bizde de merkez bankası (MB) yasal bağımsızlığa kavuştu. Tabii, “enflasyon hedeflemesi” için elini tutan kalmadı. Merkez Bankası, enflasyonu hangi tarihte ne seviyeye düşüreceğini yazılı olarak ilan etti. Ancak bir ilave şart daha ileri sürdü. Dedi ki: “eğer enflasyon, uygulayacağım para politikasına rağmen, hedeflenen düzeye düşmezse, bunun suçlusu yine de ben olmam”. Bu başarısızlığın sebebi, uyguladığım para politikasına ayak uyduramayan maliye politikaları olur. Müsebbibi de siyasi iradedir. Bu durumda, merkez bankası olarak hükümete bir mektup yazarım. Bu mektupta enflasyonun hedeflenen seviyeye düşmesi için izlenmesi gereken maliye politikasını anlatırım. Hükümet de buna uymaya söz verir ve sözünü tutarsa bakın o zaman enflasyon nasıl istenilen düzeylere iner. Hikâye kısaca budur.
* * *
Derken küresel kriz çıktı. Evdeki hesaplar çarşıya uyamadı. Çarşıya uydursun diye Sayın Ali Babacan, ekonominin başına tekrar oturtuldu. Krizden çıkarken bir yol kazasına uğramamak için bir “Orta Vadeli Program” hazırlanmış ve “Mali Kural” ile bu sırada tanışmıştık. Babacan bunu tekrar ele aldı ve “cari açığa boş ver, bütçe açığı düşsün yeter” şeklinde özetlenebilecek temel tercihini ortaya koydu. AKP’nin temel iktisat politikası zaten “yurt dışından para bulmak” üzerine kuruludur. Bu yüzden mali kuralın bu kadar üstünde durulmaktadır. Örtülü amaç düşük faizli yabancı para girişlerini teşvik edecek “reyting” sağlamaktır.
* * *
Benim kavrama çizgimin üstünde bir matematik formülle ifade edilen “Mali Kural”, galiba, merkez bankasının, enflasyon tutmadığı takdirde hükümete yazmayı plânladığı mektubun meclisten geçirilecek olanıdır. Böylece mektup kurumsallaşacaktır. Üstelik yasalaştığı için hem hükümeti hem de millet meclisini bağlayacaktır. Doğru anlamışsam, mali kural halen yüzde 5.5 düzeyinde bulunan geniş tanımlı “bütçe açığının milli gelire oranını” belli olmayan bir vadede yüzde 1’e düşürmeyi derpiş etmektedir. Kural, bu düşüşün büyümenin imkân verdiği nispette olmasını öngörmektedir. Şöyle ki; milli gelir yılda yüzde 5’ten hızlı büyürse, bütçe açığı daha çabuk; büyüme yüzde 5’ten düşük olursa, bütçe açığı daha yavaş düşürülecektir. Mali kural bizim icadımız değildir. Teorisi “Anayasal İktisat”a kadar dayanır. Bu kabil formüller, kâğıt üstünde parlak durur; ama güneşe çıkınca soluklaşır. 
Son Söz: Bütçe açığı düşer, cari açık patlarsa, mali kural damaya çıkamaz.

 

X