"Erdal Sağlam" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Erdal Sağlam" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Erdal Sağlam

Enerjide oynanan tehlikeli oyun

RUSYA Başbakanı Putin’in yaptığı son Türkiye ziyaretinin “tarihi bir ziyaret” olduğuna katılıyorum. Ancak bazılarının atfettiği “Türkiye diplomasisinin çeşitlendirilmesi” ya da “ABD’den bağımsız politika” gibi abartılı anlamları kesinlikle yüklemiyorum.

Bence bu ziyaret tarihi anlamını, ileride, Türkiye’nin enerji oyununda yaptığı hayati hataları somut olarak gördüğümüz zaman anlamış olacağız. Çünkü bu ziyaret sırasında imzalanan anlaşmalar ve kendisini “çöpçatan” olarak ilan eden İtalya Başbakanının katılımıyla verilen uluslararası ilişki havasının ve üzerinde anlaşılan projelerin acısını, bence ileride epeyce çekeceğiz.

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Putin’le birlikte yaptığı açıklamalarda, imzalanan enerji projeleri hakkında aslında ne kadar az bilgi sahibi olduğu, getirisi ve götürüsünün iyi hesaplanmadığı açık biçimde gözüküyordu. Örneğin Ceyhan’la ilgili söylediklerinden, kendi teknisyenlerinden bile yeterince bilgi almadığı belli oluyordu.

Putin’in ziyaretinin ardından Enerji Bakanımızın söylediklerinden, daha önce size sözünü ettiğim nükleer santrallerle ilgili planın nasıl uygulamaya girdiğini, bu işi bilenler açıkca gördüler. Bakan, nükleer santrallerle ilgili dünyadaki modellerin çoğunda, küçük de olsa kamu payı bulunduğunu, kendilerinin de bu yola gitmeleri gerektiğini söylüyor. Ama hemen ardından Ruslarla yapılacak santralden sonra bu yola gidilmesi gerektiğini söylüyor. Birincisi; Bakan, Ruslarla yapılan pazarlıkların göstermelik olduğunu, bu ihalenin ne yapıp edilip, Samsun-Ceyhan hattına petrol verilmesi karşılığında Ruslara verileceğini itiraf etmiş sayılır.

Ruslara bu hukuki sorun yaratacak pahalı elektrik alacağımız projenin verileceğini, ardından ABD’nin hiç pazarlık yapmadan bundan sonraki nükleer teknoloji ve santrallere ilgili işleri alacağı yönündeki tahminimi söylemiştim. Bakanın söylediği “kamu payı olması” şartının ABD’li nükleer şirketlerinin talebi olduğunu biliyoruz. Yani Bakan, bu sözleriyle ABD’lilere bundan sonraki nükleer santral ihalelerinin verileceğini de itiraf etmiş oluyor.

Özetle; Ruslarla son ziyarette yapılan anlaşmalar enerji oyununu Türkiye’nin plansız, programsız, geleceği ve halkı düşünmeden, sadece günü ve birilerini kurtarmak adına oynadığını ve oyunun ülke için tehlikesini iyice büyüttüğünü gösteriyor.

GAZDA RUSLARA BAĞLIYIZ

Ruslarla yapılan anlaşmalara bakın; enerjide arz güvenliği kavramı çok önemli ve ülkeler  enerji temin ettikleri kaynakları çeşitlendirmek zorundadır. Çünkü enerji bağımlılığı, ekonomik bağımlılığı ve doğal olarak siyasi bağımlılığı beraberinde getirir.

Zaten doğalgazda büyük ölçüde bağımlı olduğumuz Ruslara, hem bu anlaşmalarla, hem Azerbaycan başta olmak üzere kaynak ülkelerle ilişkilerde yapılan hatalarla, iyice bağımlı kalıyoruz. Sadece doğalgaz temininde mahkum olduğumuz Ruslara depolama, dağıtım, satış aşamalarında da bağımlı  olacağız. Halk, yani tüketici bile artık Ruslara mahkum olacak.

Bir yandan Aksa şirketi ile Ceyhan’da LNG yani sıvılaştırılmış gaz tesisi yap acak Ruslar öte yandan aynı şirket ile İstanbul, Ankara gibi en büyük doğalgaz dağıtım ve satış işlerini alacak.

Peki, biz böylesine önemli, stratejik hataları niye yapıyoruz?

Sorunun yanıtı “kimin bu projelerden yararlanacağı” na bakarak verilebilir. Bu anlaşmalar önce Samsun-Ceyhan’a petrol bulup çok büyük kârlar elde edecek Çalık Grubu’na ve Ruslarla bir araya getirip projeler e sokulan Aksa Grubu’na yarayacak. Tabi bir de nükleer santral işi yani “rakipleri nedeniyle gönlü hoş tutulmaya çalışılan” bir yerli şirket daha var.

Bu şirketlerin hükümetle organik veya inorganik ilişkisini herkes görmüyor mu?

Bütün bu işlerin neden yapıldığını, ülkenin arz güvenliğinin neden tehlikeye atıldığını, ekonomik sıkışmışlığa, dolayısıyla siyasi bağımlılığa ne adına izin verildiğini anladınız mı? 

X