Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Endişe verici gelişmeler

BİR ay kadar önce Erzurum’da kalacağımız otele giderken bindiğim bir taksinin şoförüyle aramızda ilginç bir konuşma geçti.

Belki "ilginç" diye tanımlamam yanlış, "düşündürücü, hatta endişelendirici" demem daha doğru olur.

Şoförle oradan buradan konuşurken Erzurum’da yıllar önce gittiğim çok güzel bir lokantanın hálá durup durmadığını sordum.

Lokantanın adını duyar duymaz şoförün suratı asıldı. Sert bir ifadeyle şöyle dedi:

"Duruyo... Duruyo... Erzurum’da kalan tek içkili lokanta. Ama evvel Allah yakında o da kapatılacak."

Erzurum, uzun kayak pistleri ve beş yıldızlı dağ otelleriyle Türkiye’nin kış turizminin en büyük merkezi olmaya aday bir kent.

Ama bu kafalarla bu iş nasıl nasıl olacak?

* * *

Gazeteci arkadaşımız Gülden Aydın’ın başına gelenleri gazetelerde okumuşsunuzdur.

Gülden’in kızı bikinili diye yobazların saldırısına uğramış.

Zor kurtulmuş, az daha linç edilecekmiş.

Aslında bu olayın olduğu yer çok ilginç, İzmir Karaburun...

Karaburun ve Çeşme, yobaz kesimin göz koyduğu yerler...

Geçenlerde arkadaşlarla Çeşme’nin Çiftlikköy Köyü’nde bir balıkçı lokantasında mehtaplı bir gecede yemek yerken anılarla yüklü tatlı bir sohbete dalmıştık.

Nefis balıklar eşliğinde içkilerimizi de yudumluyorduk.

Lokantanın sahibi masaya gelip gelecek için endişeleri olduğunu söyledi.

"Bizim burada ömrümüz fazla uzun değil. Çünkü burası yakın gelecekte yobazların istilasına uğrayacak. Şimdiden üç tane tesettür oteli açıldı. Hepsi de tıklım tıklım. Buralara başı açık kadınlar giremez" dedi.

Kendisine Çeşme’nin başka yörelerinde bir lokanta yeri aramaya başlamış.

Çeşme Yarımadası’nın fethi, sanırım Çiftlikköy ile Karaburun’dan başlatıldı.

* * *

Bu tip olaylar, Türkiye geneline inanılmaz bir hızla yayılıyor.

Baykal’ın "Türkiye hızla Faslaştırılıyor" uyarısı öyle altı boş bir laf değil.

"Bir şeycik olmaz..." aymazlığı içindekiler biraz düşünmeye başlasalar iyi ederler.

Anlaşılan ülkeyi yönetenlerin dünya görüşü tabana yayıldıkça daha şiddetli travmalar yaşayacağız.

Onların eşleri tesettürlü olunca taban da çarşaflara bürünüyor.

Kendisi gibi yaşamayanlara tahammül giderek azalıyor ve uygar bir ülkede olmaması gereken vahim olaylar yaşanıyor.

Türkiye’de laik, demokratik bir rejim var.

Ama bizim Başbakan’ın ve bakanların eşleri tesettürlü.

Suudi Arabistan, şeriat hükümlerinin geçerli olduğu bir ülke. Kadınların çarşaf giymeleri zorunlu.

Ama Suudi Arabistan’ın Ankara Büyükelçisi’nin eşinin başı açık.

Büyükelçi, Cumhurbaşkanı Sezer’e itimatnamesini takdim ederken yanında modern giysiler içindeki başı açık karısını götürdü.

Oysa bizim Başbakan ve bakanlar, Çankaya’ya eşlerini götüremiyorlar.

Bu çelişki çok garip değil mi?

Yarın AKP’li bir cumhurbaşkanı seçilirse bu gariplik de ortadan kalkacak.

Ondan sonra Türkiye’de kimbilir neler olacak?

İnsan düşünmek bile istemiyor.
X