Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Enayilikte ısrar etmemek

Oktay EKŞİ

Dünya Basın Konseyleri Birliği'nin (WAPC) dünkü konuşmacılarından biri, Başbakan Yardımcısı ve DSP Genel Başkanı Bülent Ecevit idi.

Konuşmasından sonra Ecevit'e dünkü gazetelerde çıkan bir sözünü anımsatıp konuyu biraz daha açmasını istediler.

Ecevit önceki gün İstanbul'da başlatılan ‘‘Sigortalı çalış, sigortalı çalıştır’’ kampanyası vesilesiyle konuşurken, ‘‘önümüzdeki günlerde Gümrük Birliği anlaşmasını yeniden masaya yatırarak Türkiye'ye yapılan adaletsizlikleri ortadan kaldıracaklarını’’ söylemiş.

Soru üzerine Ecevit sözü hiç sağa sola çekmedi. Doğruca yanıtladı. Ve Devlet Bakanı Şükrü Sina Gürel'in Gümrük Birliği bağlamında Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri konusunda bir rapor hazırladığını, hükümette bu raporun görüşülüp kabul edildiğini vurguladıktan sonra, gazetelerdeki sözünü doğruladı ve ‘‘Gümrük Birliği anlaşmasının Türkiye'nin çıkarlarına aykırı düşen hükümlerinin Avrupa Birliği ile görüşülmesini istemenin pek tabii bir hak olduğunu’’ belirtti. Onunla da kalmadı, ‘‘Bu düşüncemizi biz daha anlaşma imzalanmadan ve imzalandıktan hemen sonra da söylemiştik’’ dedi.

Tansu Çiller isimli hanımın, başbakanlık yaptığı sırada illa da Gümrük Birliği'ne girmek için sınır tanımayacak kadar tavizci davrandığını herkes anımsar. Onun bu tavrını bizim bu sütunda en sert bir şekilde eleştirdiğimizi ve hatta ‘‘Bu anlaşma bu haliyle kapitülasyonlardan da kötü hükümler içeriyor’’ dediğimizi de herhalde birkaç anımsayan bulunur.

Gerçekten Avrupa Birliği'nin üyesi ülkeler oturacaklar, bizi de bağlayan kararlar alacaklar, ama biz bu kararlara itiraz edemeyeceğiz. Anlaşmanın özü bu.

Nitekim anlaşmanın üzerinden nerdeyse üç yıl geçti. Bu sırada Türkiye sadece verdi. Yani Avrupa Birliği ülkeleri bize bol mal sattılar. İthalatımız patladı. Ama sıra onların vermesine gelince, yollar tıkandı. Örneğin birliğin Türkiye'ye yapması gereken mali yardım -sözde Yunanistan'ın engellemesi yüzünden- hiçbir zaman yapılmadı.

Yani anlaşmanın pratikteki anlamı şu:

Onlar Türkiye'den alırken engel yok ama Türkiye onlardan isteyince Yunanistan adında bir engel var.

Bu bir örnek. Yoksa daha buna benzer neler var. Örneğin Kuzey Kıbrıs mı diyoruz... Hayır, orayla ilişkimizde bile Avrupa Birliği'nin (dolayısıyla Yunanistan'ın) ipoteği altındayız.

İyi de Türkiye bunu ilanihaye çekmeye mecbur mu?

Onun için hükümetin, Gümrük Birliği anlaşmasının Türkiye'ye ne getirdiğini, ne götürdüğünü göz önünde tutarak bir politika benimsemiş olması doğrudur.

Türkiye'nin, ona ‘‘enayi’’ diye bakanları doğrulamak gibi bir borcu olmasa gerek.













X

YAZARIN DİĞER YAZILARI