En zengin, en yoksul farkı 2011'de 8 kata çıktı

AA
17.09.2012 - 13:50 | Son Güncelleme:

Türkiye'de 2011 yılında, en yoksul yüzde 20 ile en zengin yüzde 20 arasındaki gelir farkı 8 kat oldu. Geçen yıl en yoksul yüzde 20'lik grup toplam gelirden yüzde 5.8 pay alırken, en zengin yüzde 20'lik grup ise yüzde 46.7 pay aldı.

TÜİK, Gelir ve Yaşam Koşulları Araştırması 2011 verilerini açıkladı. Araştırmaya göre, gelir dağılımı eşitsizlik ölçütlerinden gini katsayısı  2011'de bir önceki yıla göre 0,002 puan artış ile 0,404 olarak tahmin edildi.

Buna göre, son yüzde 20'lik grubun toplam gelirden aldığı pay, ilk yüzde  20'lik gruba göre (P80/P20) 8 kat oldu. P80/P20 göstergesi kentsel ve kırsal  yerler için 7,4 çıktı.

Gelir dağılımı eşitsizlik ölçütlerinden gini katsayısı bir önceki yıla  göre 0,002 puan artış ile 0,404 olarak tahmin edildi. Katsayı, kentsel yerleşim  yerleri için 0,394, kırsal yerleşim yerleri için ise 0,385 olarak tahmin edildi.

En zengin İstanbul

Türkiye'de hanehalkı başına düşen ortalama yıllık kullanılabilir gelir 24  bin 343 lira iken, ortalama yıllık eşdeğer hanehalkı kullanılabilir gelir ise 10  bin 774 lira oldu.

İstanbul Bölgesi 14 bin 873 lira ile ortalama yıllık eşdeğer hanehalkı  kullanılabilir geliri en yüksek olan bölge durumunda iken, bunu, 12 bin 924 lira  ortalama gelir ile Ege Bölgesi izledi.

En düşük ortalamaya sahip bölge ise 5 bin 418 lira ile Güneydoğu Anadolu  Bölgesi oldu.


En fazla pay, maaş-ücret gelirlerine ait

Maaş-ücret gelirleri, yüzde 44,8'lik oranla toplam gelir içerisinde en  fazla paya sahip oldu. Bunu yüzde 21,4 ile müteşebbis gelirleri, yüzde 19,4 ile  sosyal transferler takip etti.

Sosyal transferlerin yüzde 92'sini emekli ve dul-yetim aylıkları  oluşturdu. Emekli ve dul-yetim aylıkları toplam gelir içinde yüzde 17,8'lik paya  sahip iken, diğer sosyal transferlerin payı yüzde 1,5 oldu. Müteşebbis  gelirlerinin ise yüzde 68,2'si tarım-dışı sektörden oluştu.

Nüfusun yüzde 16,1'i yoksulluk sınırının altında

TÜİK araştırmasına göre, eşdeğer hanehalkı kullanılabilir medyan gelirin  yüzde 50'si dikkate alınarak belirlenen yoksulluk sınırına göre, nüfusun yüzde  16,1'i yoksulluk riski altında. Kentsel ve kırsal yerler için ayrı ayrı  hesaplanan yoksulluk sınırlarına göre, kentsel yerlerde bu oran yüzde 13,9 iken,  kırsal yerlerde yüzde 15,7 oldu.

Sürekli yoksulluk riski altında bulunanların oranı ise yüzde 18,5 olarak  gerçekleşti.

Dört yıllık panel veri kullanılarak hesaplanan “sürekli yoksulluk”  oranı, dört yıllık panel veri kullanılarak hesaplanan “Sürekli yoksulluk”  oranı, son yılda ve önceki 3 yıldan en az ikisinde de yoksulluk riski altında  olanlar olarak tanımlanıyor. Sürekli yoksulluğun hesaplanmasında eşdeğer  hanehalkı kullanılabilir medyan gelirin yüzde 60'ı dikkate alınıyor.

Buna göre, araştırmanın 2009 yılında sürekli yoksulluk riski altında  olanların oranı yüzde 17,3 iken, 2010 yılında bu oran yüzde 18,5'e yükseldi.

Nüfusun yaşam koşulları göstergeleri

TÜİK araştırmasına göre, kurumsal olmayan nüfusun, yüzde 59,6'sı  kendilerine ait konutta oturuyor. Yüzde 41,6'sının konutunda “sızdıran çatı,  nemli duvarlar, çürümüş pencere çerçevesi gibi” sorunlar söz konusu. Yüzde  41,7'sinin oturduğu konutta “izolasyondan dolayı ısınma sorunu” yaşanıyor.  Yüzde 61,8'inin hanesinin taksit ödemeleri ve borçları (konut alımı ve konut  masrafları dışında) bulunuyor, bu borç ödemeleri, yüzde 26,2'sinin hanesine çok  yük getiriyor.

Kurumsal olmayan nüfusun yüzde 86,5'i “evden uzakta bir haftalık  tatili”, yüzde 67,6'sı “beklenmedik harcamalarını” ve yüzde 80,3'ünü  “yıpranmış ve eskimiş mobilyalarını yenileme ihtiyacını” ekonomik nedenlerle  karşılayamıyor.

Ciddi finansal sıkıntıyla karşı karşıya olan nüfusun oranı olarak  tanımlanan ve belirlenmiş 9 maddeden en az 4 tanesini karşılayamama ya da mahrum  olma durumunu tanımlayan “maddi yoksunluk” oranı 2009 yılında yüzde 63, 2010  yılında yüzde 66,6 iken, geçen yıl yüzde 60,4 olarak hesaplandı.

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı