En önemli sorun işsizlik

Hürriyet Haber
30.05.2011 - 17:39 | Son Güncelleme:

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye'nin önümüzdeki dönem için en önemli sorununun istihdam olduğunu söyledi.

Babacan, Kırşehir'in Kaman ilçesi, Cumhuriyet Meydanı'nda Hükümet Konağının Temel Atma Töreni ve Kırşehir Ahi İş Adamları Derneğinin yemekli toplantısında yaptığı konuşmalarda, yüzde 10,1'in hala yüksek bir işsizlik oranı olduğunu vurgulayarak, 2023 hedeflerinin yüzde 5 olduğunu kaydetti. Bu hedefe ulaşmak için sadece yüksek büyüme hızının yetmeyeceğini, iş gücü piyasası ile ilgili reformların yapılması gerektiğini belirtti.

Türkiye'nin eğitim sistemi ve modern ekonomik yapısı arasında, daha güçlü bir bağ kurulması gereğine işaret eden Babacan, iş gücü piyasasının çok katı olduğunu ifade etti. Türkiye'nin OECD ülkeleri içinde, çalışma saatleri en uzun ülke olduğunu da hatırlatan Babacan şöyle devam etti:

“Türkiye ortalaması haftada 49 saat. Bunlar anketlerle ölçülen rakam. Resmi verilere bakıyorsunuz, herkes nizami çalışıyor görünüyor. Arazideki gerçek bu değil. Resmi verilere göre çalışanların yaklaşık yarısı asgari ücretten görünüyor. Gerçek durumun böyle olmadığını da biliyoruz.”

Türkiye'de büyümen özel sektör eli ile olacağını anlatan Babacan, bunun için özel sektörün önünü açmak ve yatırım oranının daha da iyileştirilmesi gerektiğini vurguladı. Babacan, “devletin artık ekonomide düzenleme ve denetleme haricinde, başka hiç bir işle uğraşmamasını istiyoruz.” dedi.

“ULUSLARARASI TABLO İÇ AÇICI DEĞİL”

Küresel finansal krizin etkilerine, bu krizin etkilerini azaltmak için Avrupa ve Amerika'da uygulanan politikalara da değinen Babacan, uluslararası tablonun iç açıcı olmadığını söyledi.

Böyle bir ortamda, Türkiye'nin ekonomik istikrarını güçlü bir şekilde tuttuğunu, bunun da güçlü bir siyasi idare ile sağlandığını belirten Babacan şunları kaydetti:

“Seçim dönemindeyiz. Popülizim anlamına gelecek hiç bir adım atmıyoruz. Popülist hiç bir açıklama, hiç bir iş yok. Seçim ekonomisi kavramını nerede ise artık lügatlardan sildik. Bizim haricimizde bütün siyasi partiler, seçim kampanyalarını, hangi kesime kim daha fazla para dağıtacak yarışına dökmüş durumdalar. Merkez Bankası rezervlerine gözlerini koymuş durumdalar. Açık, açık ta söylüyorlar. Merkez Bankası rezervi ne demektir? İlkokul 5'inci sınıfa giden bir çocuğa anlatsanız anlar.

Normal bir Merkez Bankası ne yapar? Döviz rezervinden gerektiği zaman piyasaya döviz verir. Ama karşılığında da TL'yi alır ve tekrar kasasına koyar. Peki siz o dövizi, ben bunu halka dağıtacağım dediğinizde, bu karşılıksız para basmak. TL vermişsiniz, bir de üzerine o dövizi veriyorsunuz. Ne demek bu? En geç 3 ay, 6 ay sonra gelir bir enflasyon dalgası memleketi vurur. Bir yandan o parayı dağıtacağım diyorsunuz, öte yandan vatandaş parayı cebine koyup, dönüp alışverişine bakacak ki fiyatlar artmaya başlamış. Bunlar Türkiye'yi 34 yıl çektiği hiper enflasyon dönemine geri döndürecek. Yapacakların değil, yapabileceklerinde de değil, acaba kimin aklını nasıl karıştırabiliriz. Toplumun hangi kesimini nasıl kandırabiliriz. Maalesef Türkiye'de buna dayalı bir siyaset izleniyor. Biz ısrarla pozisyonumuzu koruyoruz”

KUZEY AFRİKA VE ORTADOĞU'DAKİ GELİŞMELER

Kuzey Afrika ve Ortadoğu'daki gelişmelere de değinen Babacan, bu bölgelerde değişimin kaçınılmaz olduğunu, er ya da geç bu toplumsal baskının yönetim tarzlarında ve rejimlerde değişikliği beraberinde getireceğini söyledi. Bu ülkelerin pek çoğuna teknik destek verdiklerini bildiren Babacan şunları söyledi:

“Oralardan uzmanlar getiriyoruz, burada yetiştiriyoruz. Bir siyasi parti nasıl çalışır? Çok partili bir demokrasi nasıl işler? Bu konuda onlara destek veriyoruz, eğitim veriyoruz. Irak'tan, Afganistan'dan pek çok siyasi partiye şu anda bizim parti genel merkeziminde eğitim veriliyor. Gerçek anlamda bir demokratik sistemde nasıl yönetimde söz sahibi olunur? Nasıl halkın idaresi gerçek anlamda yönetime yansır. Bunun eğitimlerini veriyoruz”

Babacan, Kırşehir Ahi İş Adamları Derneğinin yemeğinde soruları yanıtladı. Sicil affı ile ilgili bir soruya, bunu iki kez yaptıklarını, ikisinde de çok işe yaramadığını ve bundan sonraki dönemde de pek düşünmediklerini söyledi.

Babacan, “çünkü işe yaramayan bir şeyi, hükümet sicil affı yaptı deyip, arkasından vatandaş gidip kredi istediğinde yine de alamıyorsa...Hükümet yapmıştı, niye işe yaramıyor? Kafa karışıklığına sebep oluyor. Son Torba Yasaya koyduğumuz bir madde ile risk takip konusunu Merkez Bankasına, Bankalar Birliğine verdik.” dedi.

Başka bir soruya da Babacan, KOSGEB'in işinin kredi vermek olmadığını belirterek, KOSGEB kendisine verilen krediyi asıl ana faaliyet sahasında bitiremeyince, artan parayı kredi sübvansiyonunda kullandığını, ama uygulamada bazı sorunlar çıktığını söyledi. Bu konuda son uygulama ile ilgili çok şikayet olduğunu belirten Babacan, zaten KOSGEB'in bunu sürdürebilecek bütçesi ve asli işi olmadığını bildirdi.

Kredinin bankaların işi olduğunu belirten Babacan, “bundan sonraki KOSGEB uygulamaları ancak sürdürülebilir, kaynağı hazır ve süreklilik arz edecek şekilde fırsat eşitliği olacak şekilde olursa olacak. Olmazsa da olmayacak açıkçası. Önümüzdeki dönemde daha dikkatli, sürdürülebilir bir çerçeve gerekecek KOSGEB kredileri ile alakalı” dedi.

Babacan, futbol takımlarının vergi borçlarının yeniden yapılandırılması ile alakalı bir soruya karşılık, bununla ilgili Torba Yasa'ya madde koyduklarını ve daha uzun vade yaptıklarını söyledi.

Borcu tamamen silme, yok etme gibi bir uygulamanın hiç olmadığını belirten Babacan, devletin hiç bir alacağının üzerine çizgi çekmediklerini kaydetti. Babacan, borcun silinmesi gibi bir istisnanın, binlerce başka durumu ortaya çıkaracağını, bunun da çok gerçekçi olmadığını söyledi.

Etiketler:


EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı