Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

En iyi çözüm

HANGİSİNİN sözünü ciddiye almak, kime kulak vermek gerektiğini bir anlayabilsek, ülkemizdeki Kürt kökenli insanlar adına konuşuyormuş gibi yapanların maksadını çözeceğiz.<br><br>Son olarak Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) TBMM Grup Başkanı Ahmet Türk’ün:

"Çok açık konuşuyorum. Biz PKK’ya söylüyoruz. Silahlı mücadele Kürtlere zarar veriyor. Askerin elini güçlendiriyor. PKK da bize ’Bir adım atılsın, bir proje ortaya konulsun biz buna son verelim’ diyor. Bu çözülmüyor. Bizi halkımızla karşı karşıya getiriyorlar" dediği bildirildi.

Türk ile bazı DTP’liler geçen hafta Bağdat’ta Cumhurbaşkanı Celal Talabani ile görüşmüşler, ardından Irak’ın kuzeyine geçmişler, ancak Mesut Barzani ile görüşemeden Türkiye’ye dönmüşlerdi.

Türk yukarıdaki sözleri, Irak’tan dönmeden bir grup Kürt gazeteciye söylemiş. Aslında o kadarla da kalmamış, "Bir siyasi çözüm projesi ortaya konulmasına rağmen PKK’nın silahlı mücadeleye devam etmesi halinde kendilerinin PKK’ya karşı çıkacaklarını" da söylemiş.

Bunlar dünkü Türk basınında Talabani’ye bağlı Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin resmi internet sitesinde yayınlanmıştı.

Lakin dün öğleden sonra Ahmet Türk ortada bir çeviri hatası olduğunu söyledi. Meğer "daha önce de ifade ettiği gibi, şiddetin kimseye faydası olmadığını" söylemişmiş. Kalan kısımların tamamı Soranice’den Kürtçe’ye çeviri yapılırken ilave edilmişmiş.

İnanabiliyor musunuz?

Bu kadar ilaveyi hangi çevirmen yapabilir?

Zaten biz de Türk’ün bu sözleri nasıl söyleyebildiğine örneğin "PKK’ya karşı çıkmayı" nasıl ağzına alabildiğine hayret etmiştik.

Biliyorsunuz Türk ve öteki DTP’liler PKK’nın bir "terör örgütü" olduğunu hiçbir zaman söylemiyorlar. Ama bize kalırsa bunu PKK’"özgürlük savaşçısı" saymaktan çok -veya en az o kadar- bir "terör örgütü" olarak gördükleri için yapmıyorlar. Çünkü Kani Yılmaz gibi, Serdar Kaya gibi ve özellikle Hikmet Fidan gibi isimlerin sırf "PKK’nın önder kadrosuna muhalefet ettikleri için" öldürüldüklerini biliyorlar.

Geriye ne kalıyor?

Ahmet Türk’ün "Barış, uzlaşı ve diyalog yoluyla" çözüm aradıklarına ilişkin sözleri mi?

Bugüne kadar bu çerçeve içine sığmadık hangi sözü söylemediler ki?

Zaman oldu "Türkiye’yi bölgelere (eyaletlere) ayıralım" dediler.

Zaman oldu "Demokratik Konfederasyon kuralım" dediler.

Zaman oldu "Kürt kimliği tanınsın"la yetindiler.

Aslında her defasında İmralı’daki liderlerinin ağzına baktılar. O "yat" deyince yattılar, o "kalk" deyince kalktılar. Hiçbir zaman PKK’dan bağımsız olamadılar.

O nedenle dün gazetelere yansıyan sözleri Ahmet Türk’ün şimdi tekzip etmesinde hayret edilecek bir şey yok.

Ama biz onlara aradıkları çözümün formülünü söyleyelim:

Bu ülkenin her türlü mutluluğunu paylaşmak, her türlü mihnetine ortak olmak, diğer etnik kesimlerle eşitlik içinde kardeşçe yaşamak en iyi çözüm yolu değil mi?
X

YAZARIN DİĞER YAZILARI