Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

En düzgünü hakemler

GERİYE dönüp arkama doğru bakıyorum.. Transferde hata üstüne hata yapan yöneticiler.. Milyorlarca euro’yu sokoğa fırlatanından, FIFA’lık olanına kadar..

Hatalı transferlere zemin hazırlayan, birkaç hafta sonra kapı önüne konan veya kulübü milyonlarca dolar zarara sokan teknik direktörler.. Ya da işini dürüst yapan ama bir maçta olmadık taktiksel hatayla maç veren teknik adamlar..

Boş kaleye gol kaçıran santrforlar.. Yanındaki arkadaşına pas vermek yerine bencilliği tercih eden forvetler.. Her maçta rakibine dirsek atıp, formasından çekip hakemlerin gözünde "Olağan şüpheliler" listesine giren defans oyuncuları..

İdmanlara kendini vermeyen, sakatlanan ya da teknik direktörü aleyhine sürekli demeç veren yabancı futbolcular.. Tüm bunları düşünüyorum.. Milyar dolara varan futbol endüstrimizde.. Sonra da puan kayıplarında, kaçan şampiyonluklarda en büyük suçlunun kimin ilan edildiğini düşünüyorum.. Hakemler.. Evet hakemler.. 40 metre ilerideki topun ayaktan çıkış anında, önünüzdeki iki adamdan hangisinin daha ileride olup olmadığını görme gibi bir işi üstlenmiş hakemler..

Televizyondan 20 dakika boyunca seyrettiğinizde "Elle oynama var mı, yok mu?" dediğiniz bir pozisyonun doğru açısı bulunduğunda, "Tamam bu hakem bizi yakmış" diyebileceğiniz kişiler.. Hakemler.. İşleri adalet dağıtmak.. Sadece ve sadece işlerini yapmayla uğraşabilseler bugün Türk hakemliği de Türk futbolu da farklı yerlerde olabilirdi..

Hakemler.. İçlerinde gerçekten çürük elmalar yok mu? Belki vardır.. Ama bakıyorum, çoğu pırıl pırıl, gördüğünü çalan kişiler.. Başlarındaki kişiyi tanıyan herkes dürüstlüğünden bahsediyor..

O zaman biraz güvenelim.. Hakemlerimize güvenelim.. Her maçın sonucunun onlar tarafından belirlendiğini, her hatanın kasıtlı yapıldığını sanmakla mı geçecek ömrümüz Allah aşkına!

Borcu ödeme günü...

BU ülke son 10 yılda futbolda büyük ilerleme kaydetti. Özellikle de 2000 yılından sonra Avrupa futbol piyasasına Türk oyuncular girmeye başladı. Nihat Kahveci, Emre Belözoğlu, Tuncay Şanlı, Hamit Altıntop bunlardan birkaçı.. Ve bu akşam bu isimler Norveç karşısında Türk Milli Takımı’nın formasını giyecekler..

Lejyonerlerlerin bu ülkeye bir borcu var.. Bu ülkede rahat bir ortamda oynuyorlar. Üzerlerindeki baskı daha az.. Geleceklerini garantiye almış durumdular.. Ve bunları sağlama nedenlerinden biri Milli Takım’da göstermiş oldukları performans.. Eğer bu akşam Norveç’i yenip daha sonra da Bosna engelini geçersek borçlarının bir kısmını ödemiş olacaklar..

Türk futbolunun adı Euro 2008 finallerine katılan takımlar arasına yazılacak.. Gidemezsek, belki de 2002 Dünya Kupası üçüncülüğünün tesadüf olduğunu ileri sürenleri haklı çıkaran bir unsur daha oluşacak..

Nihat, Emre, Hamit ve en çok da Tuncay.. Bu maç sizin maçınız.. Yüreğinizi, bilginizi, öğrendiklerinizi, yeteneklerinizi ortaya koyun.. Bu maçın hakkını verin..

Aurelio gibisi bulunmaz

İSPANYOL gazeteleri, Valencia Teknik Direktörü Koeman’ın Marco Aurelio’yu istediğini yazdılar. Haberin doğru olup olmadığı tartışılıyor.. Bence ateş olmayan yerden duman çıkmaz..

Ama Fenerbahçe de Aurelio gibi bir oyuncuyu satarsa büyük hata yapar.. Bir kere Türk vatandaşı.. İkincisi sezon boyu kart görme ve sakatlanma sorunu çok az olan bir oyuncu.. Üçüncüsü kaprissiz. Her bölgede oynuyor.. Dördüncüsü gole yakın.. Çok kritik maçlarda goller atıyor.. Beşincisi yıllardır Fenerbahçe’nin içinde ve uyum sağlamış durumda..

Bütün bu özellikleri olan bir futbolcuyu bulmak çok zor.. Yerli olarak Mehmet Topuz ya da Gökdeniz’i alamayan Fenerbahçe’nin Aurelio’yu satacağını hiç sanmam.. Ama geçen sezon Tuncay’da yapılan hatanın yapılmaması için Aurelio’nun sözleşmesinin bitmeden uzatılmasında yarar var..

Tribünler neden boş?

DİKKAT edin bu sezon Fenerbahçe dahi tribünlerini tam olarak dolduramıyor.. Anadolu kulüpleri kale arkasını 1 liraya satıyor, yine kimse gelmiyor..

Hafta sonu televizyona bakıyorsunuz, İngiltere’den, Almanya’dan, İspanya’dan, Fransa’dan, Hollanda’dan, Brezilya’dan dünyanın en ünlü takımlarının maçları var. Lig TV, 4 maçı yayınlıyor.. D Smart, Süper Lig kadar kaliteli takımların yer aldığı Birinci Lig’i yayınlıyor.. Buna bir de bu sezon gerçekten güzel geçen Beko Basketbol Ligi’ni ekleyin..

Tribünlerinin boş kalmasının asıl nedeninin televizyon dünyasındaki inanılmaz büyüme ve rekabet olduğu ortaya çıkacaktır.
X
YAZARIN DİĞER YAZILARI