"Necdet Doğan" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Necdet Doğan" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Necdet Doğan

En büyük "Yağcıbedir" halısı altın oranda dokundu

Evinde makine halısı görmeye alışan gençler için adı, Balıkesir'in Sındırgı ilçesi Yağcıbedir ile özdeşleşen ve dünya çapında bilinen el dokuması halı hiçbir şey ifade etmeyebilir.

3 kadın belediyenin isteği üzerine 3.5 ayda bu ünlü halının en büyüğünü, 24 metrekare olarak dokumuş.

Yapımında 150 kilogram ip kullanılan yaklaşık 25 bin liraya malolan halı, 4 ay sonra hizmete açılacak yeni belediye binasında sergilenecekmiş.

Halının tezgahtan indirilmesini izleyen Sındırgı Belediye Başkanı Ekrem Yavaş, dokumacılar Safiye Boztekin, Hatice Çimen ve Duygu Deniz'e teşekkür edip, onlara birer küçük altın armağan etmiş.

Yavaş, 50 yıl önce ilçede hemen hemen her ailenin evinde bir dokuma tezgahı bulunduğunu ancak gelişen teknoloji ve el sanatlarına ilginin iyice azalması nedeniyle bu kültürün izlerinin azaldığını söylemiş.

Başkan, "Yağcıbedir halısı Sındırgı ile özdeşleşmiş durumda. Son yıllarda ekonominin iyiye gitmesi ve el sanatlarına ilginin artmasıyla bizler bu güzelliği tekrar dokumaya başladık" diyor.

Sayın Başkan çok iyi yapıyorsunuz.

Yağcıbedir halısının genellikle "90 santimetre eninde 1.40 metre boyunda", "1.20 metre eninde 2 metre boyunda" ya da "2 metre eninde 3 metre boyunda" dokunduğunu aktaran Yavaş, şöyle devam etmiş:

"Bu halı, Türk düğüm tekniğiyle yani kendine özgü bir teknikle dokunuyor.Lacivert dediğimiz gök rengi özgürlüğü, içindeki kahverengi'Topraktan geldik, toprağa gideceğiz'anlamını,kan rengi ise cesareti yansıtır.

Halımızdaki desenler, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nda bulunan orijinal eserlere bakılarak yapıldı. Yani ipinin hazırlanışından, boyanmasından, desenlerinin tespit edilmesinden, dokumanın kalitesinden birebir Yağcıbedir halısının özelliklerini barındırıyor. 'Altın oran' dediğimiz ölçü kullanıldı. Yani özelliğinden hiçbir şey kaybetmedi."

ALTIN ORAN NEDİR?

Altın oran, özellikle çeşitli bilim dallarında, mimari ve sanatsal alanlarda yararlanılan, belirli bir tutarlılık üzerine kurulu parçalar arasındaki uyumu yansıtan geometrik ve sayısal değerlere verilen isimdir.

İlk kez Mısırlılar ve Yunanlar tarafından mimari yapılarda, heykellerde ve diğer sanatsal alanlarda kullanılmıştır.

Temel olarak bölünen bir bütünün yan yana getirilen iki parçasının diğer büyük parçayı oluşturması prensibine dayanır ve altın oranın sayısal değeri 1.618'dir.

İstiridye, salyangoz gibi canlıların kabuklarında, insan vücudundaki uzuvlar ve organlarda, DNA'da, uzayda ve daha bir çok farklı alanda ‘altın oran’a rastlamak mümkündür.

Örneğin; insan elindeki ilk 2 parmak boğumunun toplam uzunluğu 3. boğumun uzunluğuna eşittir veya iki ayağın toplam ölçüsü insanda yerden diz bölgesine kadar olan kısmın ölçüsüyle aynıdır.

Bazı kadınlara, yüzlerinde altın oran olduğu için “güzel” denir.

Halıdaki altın oranın nasıl olduğunu da sergilenince göreceğiz demek ki.

Emeği geçen herkesi kutluyorum.

Urartu motifleri gümüş

takılarda hayat buluyor

Halı motifinden takı motifine… Türkiye’nin batısından doğusuna gidelim şimdi…

Uzun yıllar Van'ı başkent olarak seçen Urartu Medeniyeti'ne ait kaybolmaya yüz tutmuş motif ve figürler, kentteki gümüş atölyelerinde granül, kakma ve kabartma teknikleriyle takılara aktarılıyormuş.

Atölye sahibi ve gümüş işleme ustası Erdal Binici, 50 yıldır Urartu Medeniyeti'ne ait orijinal motifleri derlediklerini ve bunları birebir takılara işlediklerini söylüyor.

Böylece Urartular'a ait motiflerin kaybolmasının önüne geçmeye çalıştıklarını belirten Binici, ellerinde yaklaşık 300 farklı Urartu motifi bulunduğunu anlatıyor.

Motifleri ince işçilikle atölyelerinde 925 ayar gümüşe işleyerek kolye, küpe, yüzük, bileklik ürettiklerini dile getiren Binici, "Bu motifleri Van Müzesi’nden, kitaplardan, kazı çalışmalarından bulup arşivimize katıyoruz. Urartular ile ilgili arşivimizde bulunan motiflerin bir benzeri dünyada yok" diyor ve ekliyor:

“Urartular'da her motifin ayrı bir anlam taşıyor. Kadın figürü ağırlıkta. Kadın ve ay, kadın ve güneş, kadında doğurganlık ve güç sembolleri geniş yer alıyor. Kadın, bolluk ve bereketi simgelediği için önemli..

Motiflerde sıklıkla güzellik, estetik ve sanat tanrıçasını simgeleyen arubani figürüne yer veriyoruz. Urartu kraliçelerinin taktığı kolyelerden şivini motifi de rağbet görüyor.

Ters lale, Asurlar'dan günümüze kadar gelmiş yöresel bir motif. Güzellik, bolluk, bereket ve ağlayan gelini simgeliyor.

Kadın ve güneş motifimiz de var. Bu da kadının gücünü simgeliyor. Bu motifte zümrüttaşlar bulunuyor. Motiflerin çoğunda aslan, ceylan ve keçi figürleri yer alıyor.

Aslan, gücü, ceylan, bolluk ve bereketi, keçiyse uğuru simgeliyor.

Bunların dışında eli belinde, hayat ağacı ve boğa figürleri de var."

Dünyada eşi olmayan figürlerin günümüze kadar getirilmesi ve yaşatılması için verdikleri çaba nedeniyle Vanlı ustalara saygılarımızı sunuyoruz.

Hem öğrencilerine

hem velilerine

resim öğretiyor

Giresun'un Doğankent ilçesine bağlı Çatak köyünde görev yapan öğretmen Elif Yılmaz’ın köşemize misafir olmasının nedeni yaptığı farklı çalışma.

Elif Öğretmen, öğrencilerinin yanı sıra yetenekli olduğunu tespit ettiği 8'i kadın 11 veliye boş zamanlarında resim eğitimi veriyormuş.

Çatak’ta 4 yıldır sınıf öğretmenliği yapan Elif Yılmaz anlatıyor:

"Öğrencilerimdeki başarının aileden gelen bir yetenek olduğunun farkına vardım. Gerçekten öğrencilerimizin anne ve babalarının da resme karşı ciddi potansiyeli olduğunu gözlemledim. Hemen bir çalışma içerisine girdim, bu sanata yatkın isimleri belirledim. Kendileriyle görüşerek eğitim verme teklifi sundum. Onlar da sağ olsun, kabul etti. Derslerimiz 5 aydır sürüyor."

Resim eğitimi alan köylüler de şunları söylemiş.

Özlem Topar: "Elif öğretmen bize böyle bir fikir sununca seve seve kabul ettim. Hem çiftçilik hem de evimle ilgilenmek durumundayım. Bu nedenle zaman ayırabildiğimiz dönemlerde resim eğitimi alıyoruz."

Ev hanımı Fikriye Bayram: “Aldığım eğitimle kendimi resim konusunda geliştirme fırsatı buluyorum. Köyde yaşasak da sanata zaman ayırabileceğimizi gördük. Çok mutluyum. Herkese tavsiye ediyorum. Başka köylerde de sanatsal etkinlikler düzenlenebilir."

Köyde kahvehane işleten Ahmet Ural: “Böyle bir yeteneğim olduğunu bilmiyordum. Elif Öğretmen sayesinde keşfetme imkanı bulduk. Böyle bir çalışma içerisinde olmaktan mutluyuz. Fırsat olduğu takdirde kendimi geliştirmeyi, mesleğe dönüştürmeyi tabii ki isterim."

Bir insanın çevresini nasıl değiştirdiğinin güzel bir örneği.

Elif öğretmenim, size kutluyorum.

İyi ki varsınız…

Herkesin, her zaman iyi haberler alması dileğiyle…

X