En büyük sorun güven

Hürriyet Haber
07.07.2001 - 00:00 | Son Güncelleme:

Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, hububat krizinden bu yana yaşananların güven konusunda sıkıntılar yarattığını belirterek, programın başarısının güvene bağlı olduğunu söyledi. Serdengeçti, buna rağmen enflasyon hedefinde bir revizyon gerekmediğini belirtti.Güven ortamının sağlanamayışının para programı önündeki en büyük risklerden birini oluşturduğunu söyleyen Merkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, beklentilerdeki olumsuzluğun enflasyonu da etkilediğini savundu. Ancak enflasyon hedeflerinde revizyona gerek görmediklerini belirten Serdengeçti, Merkez Bankası'nın enflasyonist baskıya karşı kısa vadeli faiz enstrümanını kullacağını belirtti. Hububat ve Telekom krizleri ile FP'nin kapatılmasından bu yana programa güven tesisinde zorlanıldığını söyleyen Serdengeçti, programın başarısının uygulanan politikalara güvenin arttırılmasından geçtiğini vurguladı. Merkez Bankası'nın para politikasının uygulanmasında kendisine göre 3 risk olduğunu söyleyen Serdengeçti, bunlardan ilkinin ‘‘maliye politikasının ve borç finansmanının programda öngörüldüğü biçimde yürütülmesi’’ olduğunu belirtti. ‘‘Güven ortamının sağlanmasıyla beraber, bunun sağlıklı şekilde yürüyeceğine hiçbir kuşkumuz yok’’ diyen Serdengeçti, ‘‘Ama güven ortamının bir türlü sağlananmamış olması, herkeste bu konuda birtakım kuşkular yaratıyor’’ dedi, Bir diğer endişenin ‘‘iç borçların sürdürülebilirliği’’ konusunda olduğunu belirten Serdengeçti, şunları söyledi: ‘‘Programda finansman ihtiyacının 79 milyar dolar olarak öngörülüyor. Faiz dışı fazladan 9.5 milyar dolar, özelleştirmeden 2.3 milyar dolar geliyor. Keza dış borçlanmadan 15.8 milyar dolar geliyor. Bunlar gelince iç borçlanmada ihtiyacımız olan para, 51 milyar dolara düşüyor. Bunun güven ortamı tesis edildiği zaman yapılamayacak bir şey olduğunu düşünmüyoruz.’’2001 KAYIP YILBu yılı ‘‘kayıp’’ olarak nitelendiren Serdengeçti, beklentilerin olumsuz oluşunun enflasyonu da etkilediğini söyledi. ‘‘2001 yılının, gelişmelerden dolayı bir kayıp olduğunu düşünüyoruz. Ama aynı zamanda bu yılı, aklı selimin galip geleceği ve yapısal sorunların çözüleceği bir dönem olarak da görmek istiyoruz’’ diye konuştu. Kayıp nitelendirmesini ‘‘enflasyonsuzlaştırma’’ açısından kullandığını vurgulayan Serdengeçti, şunları söyledi: ‘‘Diğer açılardan kayıp bir yıl değil. Krizden beri yapılan reformlara bakarsanız, gerek parlamentonun çalışmalarına, gerek kamu bankalarına reformlarına, diğer bankalarla ilgili BDDK'nın yaptığı reformlara, bunlara baktığınız zaman, bu bakımdan kayıp bir yıl değil. Zaten bu yılın, ilk çeyrekteki zorluklara rağmen, yapılan reformlarla beraber bir başarıya dönüşmesi öngörülüyor.’’Merkez Bankası'nın orta vadede enflasyon hedeflemesine gideceğini söyleyen Serdengeçti, bu amaçla Merkez Bankası Yasası'nın özerk hale getirildiğini, enflasyon öngörü modelleri üzerinde çalıştıklarını anlattı. Başkan Serdengeçti, neler olması gerektiğini ise, kamu maliyesinin piyasalar üzerindeki baskısının kalkması, döviz kuru ve faizde istikrarın sağlanması, kur-fiyat ilişkisinin zayıflaması, faiz-enflasyon ilişkisinin güçlenmesi olarak sıraladı. Serdengeçti, soruları yanıtlarken de, enflasyon hedeflerini revize için bir neden görmediklerini, revizyonun gündemde olmadığını kaydetti. FAİZLE MÜDAHALETalep ve kurun enflasyonu etkileyen iki temel unsur olduğuna dikkat çeken Serdengeçti, ‘‘Kurun enflasyonist etkisi görüldü. Biz dalgalı kurda kurun yükselebileceğini gördük ama düşebileceğini henüz görmedik. Bu ise programın aksamadan yürümesiyle olur’’ diye konuştu. Serdengeçti, banka olarak kurun seviyesiyle ilgili bir taahhüdleri ve hedefleri bulunmadığını hatırlatırken, ‘‘Bundan sonra yapılması gereken kurun hangi seviyede olursa olsun istikrarlı bir seyir izlemesi. Ama bu olmuyorsa o zaman kısa vadeli faizleri kullanabiliriz’’ dedi. Serdengeçti, enflasyonist baskıya karşı Merkez Bankası'nın kısa vadeli faiz enstrümanını kullanabileceğini vurguladı.Kura ancak belli şartlar altında müdahale edileceğini vurgulayan Serdengeçti, Merkez Bankası'nın döviz satışlarının nedenini de ‘‘yurtdışından sağlanan kaynağın iç borç ödemesinde kullanılması sonrası piyasaya çıkan likiti çekmek için’’ şeklinde açıkladı. Parasallaştırmanın (monetization) söz konusu olmadığını söyleyen Serdengeçti, Merkez Bankası'nın temmuz ve ağustos ayında iç borç ödemesinde kullanılacak 1.3 milyar dolar karşılığı düzenli döviz satışı yapacağını ilan ettiklerini belirtti. Bu rakamın alt sınır olduğuna dikkat çeken Serdengeçti, maksimum sınırın ise net uluslararası rezevr değişimine göre 1.8 milyar dolar kadar olabileceğini kaydetti. Merkez Bankası'nın döviz satışlarının IMF anlaşmasına da uygun olduğunu belirten Serdengeçti, ‘‘Dalgalı kur rejiminde kura hiç mi müdahale edilmeyecek’’ sorusuna şu cevabı verdi: ‘‘Hayır, belli şartlar altında edilecek. Merkez Bankası ihale yöntemiyle gerçekleştirdiği döviz müdahaleleriyle, aşırı dalgalanmaların artma eğilimi varsa müdahale edecek.’’Siyasi istikrarsızlık nedeniyle faizlerde beklenen düşüşün bugüne kadar gerçekleşmediğini de belirten Serdengeçti, ‘‘Güven ortamı tesis edilirse faizlerde düşüşü bu program öngörüyor’’ diye konuştu.FT'nin haberi safsataMerkez Bankası Başkanı Süreyya Serdengeçti, Financial Times'daki iddianın tamamen safsata olduğunu söyledi. Süreyya Serdengeçti, İstanbul'da 2 saatten fazla süren basınla sohbet toplantısında, İngiliz Financial Times'da IMF'nin vereceği kredi paketinin ertelenebileceğine ilişkin yazı konusundaki bir soru üzerine, ‘‘IMF ile yapılan bütün görüşmeleri nakletmem doğru olmaz tabii, onları da bağlar. Tamamen safsata’’ dedi.Sıfır atmayı değil yeni 20 milyonu konuşmalıyızMerkez Bankası Başkanı Serdengeçti, paradan sıfır atılmasının sözkonusu olup olmadığı yönündeki bir soruya cevap verirken, ‘‘Bugün için paradan değil sıfır atmak 20 milyon liranın çıkarılmasını bile düşünebiliriz’’ dedi. Buna neden olarak da 10 milyon liralık banknotların dolaşımdaki para içinde yüksek bir orana ulaşmasını gösteren Serdengeçti, bu konuda şunları söyledi: ‘‘Sıfırların çoğalması iyi bir şey olmadığına göre, eninde sonunda bunlardan bir şekilde kurtulmak gerekiyor. Fakat bunun zamanlamasını çok iyi yapmak lazım. Genelde kamuoyunda görüyoruz, 'hemen atılsın, şöyle yapılsın, böyle edilsin', bunların tek başına bir tedbir olarak hiçbir anlamı yoktur. Biz bugün bırakın paradan 6 sıfır atmayı, bu krizden sonra vardığımız noktada belki de yeni bir banknot bile çıkarmayı düşünmemiz lazım. Çünkü 10 milyon liralık banknotların emisyon içindeki payı çok fazla yükseliyor ve bu da tabii paranın dolaşımında sizler için birtakım sorunlar yaratıyor. Peki, 6 sıfır hiç mi gündeme gelmeyecek? Merkez Bankası'nın teknik çalışmaları var bu konuda. Ama hakim olan düşünce, kendi aramızdaki tartışmalarda bunu enflasyon ile mücadele sürecinin sonlarına doğru bir aşamada yapmak gereğidir. Daha evvel yapıldığı zaman bu sürece olumlu ya da olumsuz bir etkisi pek sağlanamıyor. Yeni parayı ortaya çıkardığınız zaman, o yeni paranın bir enflasyon hikayesi olmaması gerekir.’’Sıfırları silinmiş yeni paranın ancak enflasyon yüzde 10'lara gerilediğinde gündeme gelebileceğini kaydeden Serdengeçti, 20 milyon liralık banknotların çıkarılıp çıkarılmayacağına da ‘‘Şu anda bir açıklama yapmayı erken buluyorum, zamanı geldiği zaman bir açıklama yapılır’’ dedi.
Etiketler:

EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı