"Ayşe Baykal" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Ayşe Baykal" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Ayşe Baykal

"En Büyük Saray Bizim Saray"

Türkiye Ankara'daki "SARAY"ı konuşuyor ama asıl SARAY İstanbul'da…

İstanbul’un Bağcılar İlçesinde bir SARAY var. Türkiye’de bir ilk… Müdavimleri “En büyük Saray bizim Saray. Burası bizim cennetimiz” olarak tanımlıyor.

“Engelliler Sarayı” sadece engelli vatandaşlara hizmet veriyor.

Sizlere detaylı olarak yarın anlatacağım ve tanıtacağım bu Saray’ın bir mensubunu takdim etmek istiyorum.

Hizmete girdiği ilk günden bugüne Saray’lı olan Senem ÜNAL ve hikâyesi…

Senem Ünal… 38 yaşında… Aslen Yozgatlı… İstanbul’da yaşıyor.

Senem, sağlıklı bir bebek olarak Yozgat’ta dünyaya gelir. Henüz 11 aylıkken halası merdivenlerden düşürür. Ama korkusundan, bebeği düşürdüğünü söylemez.

Senem, düşme olayından sonra sabahlara kadar devamlı ağlayan bir bebektir artık. Anne niçin ağladığını anlayamaz.

Senem’in kol ve bacaklarında şekil bozukluğu oluşmaya da başlamıştır ama baba askerde, anne ise 16 yaşında. Evin büyükleri ise annenin çocuğa bakamadığına kanaat getirip doktora götürmezler.

Babası askerden gelince İstanbul’a göç ederler ve baba kızını doktora götürür. Doktor “Bu kız düşmüş ve kemikleri kırılmış, sinir sistemi zedelenmiş, zamanda müdahale edilse %100 düzelme ihtimali vardı ama şimdi yapılacak bir şey yok.” der.

....

Senem’in çocukluğu hep evde geçmiş. Maddi durumları iyi değil, okul uzak, tekerlekli sandalye yok. Akrabalarının da “Ne gerek var okula gitmesine?” yönlendirmesiyle okula gönderilmez.

Okula başlayan kardeşine özenince bir defter ve kalem verilir eline sadece.

Senem, kardeşinin okul derslerini takip ederek okuma yazmayı öğrenir.

12 yaşlarında şiir yazmaya başlar. Dayılarının desteği ile 1997 yılında “Kuşlar Sokağı” adında ilk şiir kitabını çıkarır. Senem’in kitap yazarken sık sık kolunda kırılmalar olur, iyileştikten sonra tekrar yazmaya devam eder. Bu şekilde kitabını tamamlar.

Sağ kol tamamen işlevini yitirir zamanla. Sadece sol kol ile yazmaya devam edecektir.

Senem’in arkadaşları yoktur, çünkü kendisiyle dalga geçerler. “Benim arkadaşlarım kalem ve defterdi” 27 yaşına kadar evden hiç çıkmadım” diyor.

27 yaşında iken bir Bağcılar Belediyesi “yatalak hastaları araştıran bir çalışma” yapar. Bu kapsamda Senem’i ziyaret ederler ve rehabilitasyon merkezine davet ederler. Ama aile göndermeyi kabul etmez.

Senem, o dönemin Belediye Başkanı Feyzullah Kıyıklık’a mektup yazar. Mektubunda bir tekerlekli sandalyesinin olmadığını, dışarı çıkamadığını ve rehabilitasyona gitmek istediğini ama ailesini ikna edemediğini yazar. Feyzullah Bey, Senem’in anne ve babası ile konuşur, onları ikna eder. Ve Senem artık dış dünyayla tanışır. Üstelik bir tekerlekli sandalyesi de vardır.

Halk eğitim merkezinin verdiği okur-yazarlık kursuna katılıp okur –yazarlık belgesini alır. Sonra dışarıdan ortaokulu verir.

Senem ve ailesi yaz aylarını memleketleri Yozgat’ta geçirmektedirler. Lise kayıtları böyle bir zaman denk gelir ama baba “Okuyup da ne yapacaksın? Bu kadar okudun, yeter.” diyerek izin vermez. Senem Yozgat valisini arar ve ondan yardım ister. Vali babayı arar ve Senem’i okula kaydetmesi için babayı ikna eder.

Senem bu yıl lise diplomasını eline aldı.

“Üniversiteyi de okuyacağım.” diyor. Psikoloji veya ilahiyat istiyor. Babanın ikna olmama durumu yok çünkü Senem “Başbakana kadar giderim.” diyor.

Senem çok şeyler yapmak isteyen bir kız olmasına rağmen baba da “Sen yapamazsın.” modunda. Fakat Senem tüm zorlukları aşmaya kararlı.

Senem’in iki yıl önce Bağcılar Belediye Başkanı Lokman Çağrıcı’nın sponsorluğunda “Kalemin Ucundaki Yaşam” adlı ikinci şiir kitabı çıktı. Çeşitli şiir yarışmalarından birincilik ve ikincilik dereceleri var.

.....

Selami Şahin, Habertürk’te Senem’i izler, irtibata geçer. Ve “Karınca” adlı şiirini repertuarına alır.

.....

Senem çok duygusal bir kadın... Genç bir kadın olarak toplumda en çok yadırgadığı engellilerin âşık olup evlenme isteğinin yok sayılması.

Evlenmek istemiş ama ailesi “engellisin yapamazsın, evleneceğin insan seni terk eder ve biz seni kabul etmeyiz!” diyerek tavır koymuş. “ ‘Evleneceğim!’ kelimesinin esprisine bile tahammülü yok ailemin, sadece bu konuda mücadele edemedim.” diyor.

Her konuda cesaretli olan Senem “Sevdiğim adama ‘seni seviyorum’ diyerek ilk adımı atamam.” diyor. “Kadın olman mı yoksa engelli olman mı engeller seni?” sorusuna “Bilemiyorum.” yanıtını veriyor.

Senem Bağcılar Belediyesi Engelliler Sarayı için “Bizim cennetimiz.” diyor. “Benim ve arkadaşlarımın sosyalleşebildiğimiz tek mekân. Tümüyle bize ait bir dünya…

Kendimi burada daha cesur ve güvende hissediyorum. Buraya gelince moralim düzeliyor.

Her il ve ilçede olsa keşke. Engellilerin bu tür yerlere ihtiyacı var. Burayı hizmete açanlara çok teşekkür ediyorum, “En Güzel Saray Bizim Saray.” diyor.

Senem’in bir isteği var okurlardan: “Biz buraya gelip giderken araç evden alıyor ve bırakıyor, ama diğer zamanlarda evden çıkmak sorun oluyor. Refakatçi olmadan çıkamıyoruz. Ailelerimiz de her zaman eşlik edemiyor.

Bu yüzden; İstanbul’da ikamet eden gönüllü arkadaşlara ihtiyacımız var, bizlere bir günlerini ayırsınlar bize eşlik etsinler sadece bunu istiyorum.”

X