"Cengiz Semercioğlu" hakkında bilgiler ve tüm köşe yazıları Hürriyet Yazarlar sayfasında. "Cengiz Semercioğlu" yazısı yayınlandığında hemen haberiniz olması için Hürriyet'i takip edin.
Cengiz Semercioğlu

Emmy’de neler oldu?

2008 yılındaki ödüllerden dört yıl sonra yine Emmy Ödül Töreni’ni yerinde, Los Angeles’taki Nokia Theatre’da izledim.

Bu kez Tülin Şahin’le birlikte gittik törene ve Fox Life kanalı için izlenimler kaydettik.

Dört yıl önceki nasıl muntazam ve tıkır tıkır işleyen bir ödül töreniyse, önceki akşam yapılan da aynı şekildeydi...

Ödül alanlar da verenler de ünlülerden kuruluydu...

Bizim törenlerdekinin aksine adayların neredeyse tamamı stüdyodaydı.

Mesela Nicole Kidman ödül vermese de, ödül alamasa da oradaydı...

Kimse yer kavgası yapmadı, davetiyelerde ne yazıyorsa oraya oturdu.

7 bin 500 kişilik salonda tek bir kargaşa yaşanmadı.

Tülin’le reklam arasında su almaya gittik.

Yeniden salona girmek için bir sonraki reklam kuşağını beklemek zorunda kaldık.

Bir yanıyla gösterişli, diğer yanıyla şaşırtıcı Emmy...

Davetliler bir nevi çörek olan ‘pretzel’ almak için sinemadaki büfelerdeki gibi kuyruklar oluşturdu...

Fiyatlar ucuz da değil, ben iki bira dört suya 40 dolar ödedim...

Bana göre gecenin en güzel kadını, sahneye çıkanlar arasında Lucy Liu ve Julianne Moore’du...

Hollywood’da Emmy için yollar kapanıyor, davetli arabalara özel şerit ayrılıyor, trafik kesiliyor, after party’ler için özel düzenlemeler yapılıyor.

Tören sonrasında hem Vali’nin düzenlediği after party’ye, hem de Fox’un after party’sine katıldık...

Demek devlet işi her yerde aynı...

Vali’nin partisi ne kadar sıkıcıysa Fox’un after party’si o kadar eğlenceliydi...

Mini dizi olmasa bu Emmy çöker!

“Mini Dizi” kategorisi olmasa Emmy Ödül Töreni’nin ünlü konusunda ciddi sıkıntı yaşayacağı kesin.

Hollywood’un ünlüleri TV’ye iş yapmanın formülü olarak “mini dizi”yi bulmuşlar.

Sonuçta önceki gece Emmy’ye gelen Kevin Costner, Julianne Moore, Nicole Kidman, Jessica Lange, Tom Hanks gibi bütün büyük yıldızlar “mini dizi” kategorisinde yarıştı...

Bu mini diziler hem A sınıfı oyunculara televizyona iş yaptırıyor...

Hem TV sektörünü parlatıyor...

Hem de ödül törenini kurtarıyor...

Sahnede foto muhabirleri başrolde

Bu yılki Emmy Ödül Töreni sahnesinde en beğendiğim uygulama gerçek foto muhabirlerinin kullanılmasıydı.

Canlı yayına ne kadarı yansıdı bilmiyorum ama sahnenin sağında açılıp kapanan bir paravan vardı ve ödülünü alan sanatçılar bu bölüme doğru yürüdü.

Orada bulunan ve yüzleri seyircilere dönük olan muhabirler ünlülerin fotoğraflarını çekti.

Salonda oturan gerçek seyirciler olarak hepimiz fon oluşturduk...

Çok iyi düşünülmüş bir uygulamaydı.

Hem gazeteciler en sıcak fotoğrafı çektiler hem de sahnede peş peşe patlayan flaşlar farklı bir dekor anlayışı yarattı.

O kadar beğendim ki bu uygulamayı, bu yıl Altın Kelebek için önereceğim...

Obama etkisi mi?

Homeland dizisi, American Horror Story, New Girl gibi favorileri geride bırakmayı başardı.

Barack Obama’nın etkisi olabilir mi bu sonuç?

Çünkü Obama, bir süre önce en beğendiği dizinin Homeland olduğunu açıklamıştı.

Hatta gecede sunucu Jimmy Kimmel bunun esprisini yaptı.

Sonuçta en iyi drama ödülünü de Homeland aldı.

Hem Mad Men’in dört yıllık saltanatını bitirdi... Hem de Game of Thrones, Breaking Bad, Boardwalk Empire gibi çok güçlü rakiplerini geride bıraktı...

Obama’nın etkisi bu olsa gerek...

Not: Obama’nın çok sevdiği bu dizi, Irak’ta savaşıp ülkesine dönen bir ABD’li subayın kahraman mı yoksa terörist mi olduğu ikilemi üzerine kurulu.
Homeland’in ikinci sezon bölümleri bizde 17 Aralık’tan itibaren Fox Crime kanalında yayınlanacak.

Globally Yours...

Mini Dizi dalında en iyi erkek oyuncu ödülünü alan Kevin Costner’la birlikte girdik kırmızı halıya...

Limuzinlerimiz yan yana durdu, yan yana indik ve kırmızı halıya geçtik...

Günün esprisini de Tülin patlattı, “Hey Kevin, bizi Globally Yours buraya getirdi” diyerek...

Kevin dönüp sadece gülümsemekle yetindi...

Bu arada ekipteki herkes Kevin’ın güzel yaşlandığı konusunda hemfikirdi.

Murdoch’un ofisi nerede?

20th Century Fox’un haşmetli stüdyolarında doğal olarak grubun patronu Rupert Murdoch’un ofisi de var...

Ancak nerede olduğunu kimse bilmiyor.

Patron her geldiğinde başka bir odada kalır, her seferinde odası değiştirilirmiş.

Güvenlik sebebiyle...

Dünyanın en büyük medya patronun bir özelliğini daha öğrenmiş olduk.

Bir bölümü 5 haftada çekiyorlar

Bizim dizi sektörünün üzüleceği bir haber vereyim şimdi de...

20th Century Fox stüdyolarını gezdim, diğer Hollywood stüdyolarının aksine halka açık değil burası, sadece özel izinle girilebiliyor.

Diğer stüdyoları ise parasını veren herkes gezebiliyor.

55 hektara yayılmış büyük bir kompleks burası.

Ben gittiğimde How I Met Your Mother’ın çekimleri yapılıyordu.

Bizdeki gibi kargaşa yok, herkes ne yaptığını çok iyi biliyor ve set sessiz sedasız çalışıyor.

Stüdyonun bir yerinde Kiefer Sutherland, Touch dizisi için kostüm deniyor... Bir diğer yerinde Bones çekiliyor...

Glee seti orada...

Bizim dizi sektörüne kötü habere gelince...

Bones ekibi “Bir bölümü beş haftada çekiyoruz” dedi.

“Biz beş günde çekiyoruz, üstelik dizinin süresi sizinkinin iki katı” dediğimde şaşkınlıktan küçük dillerini yutacaklardı.

Efekt oyunculuğu

Fox stüdyolarında daha önce bilmediğim bir meslek dalıyla karşılaştım; “Foley artist”... (Yaratıcısı Jack Foley olduğu için böyle anılıyor.)

Efekt oyunculuğu olarak çevirebiliriz bunu...

Filmlerde gördüğümüz yürüme, ayakkabı sesi, kapı çarpma, yumruk atma, kağıt hışırtısı, el çırpma gibi efektlerin bilgisayar yönetimiyle yüklendiğini sanırdım ben...

Değilmiş...

Mark Walhberg’in yeni filminin ses efektlerinin nasıl yapıldığını izledim.

Dünyanın en büyük ses keyboard’unun olduğu ve film müzikleri için 100 kişilik orkestranın çaldığı bir stüdyoda çalışıyorlardı.

Bir “foley artist”, filmi ekranda izleyerek stüdyoda bir halıda, bir tahta üzerinde yürüyor ve adımlarını film karelerine birebir oturtuyor.

Bir nevi efekt dublajı...

Sonra da bu doğal sesler alınıp filmin üzerine konuluyor.

Sonuç mükemmel...

Foley artistler için Holly-wood’da; “Onlar olmasa bütün filmler boş kalır” deniyor.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI