Gündem Haberleri

    Emma İstanbul'da

    Hürriyet Haber
    26.09.1998 - 00:00 | Son Güncelleme:

    Özel bir televizyon kanalının yeni yayın dönemi açılış kokteylinde konser vermek üzere İstanbul'a gelen Fransız şarkıcı Emma Shapplin, Hürriyet'e verdiği özel röportajda, duygularını ve gelecekte yapmak istediklerini anlattı.

    Geçen yıl aralık ayında piyasaya sürdüğü ‘‘Carmine Meo’’ isimli albümü ve dünya çapında hit olmayı başaran ‘‘Spente Le Stelle’’ adlı şarkısıyla büyük sükse yapan genç şarkıcı Emma Shapplin, İstanbul'a geldi. Yaptığı şarkıları lirik olarak niteleyen sanatçı, ‘‘Yaşamı çoğu zaman bir trajediye benzetiyorum. Şarkılarımda da bunu anlatıyorum. Evrensel bir müzik ve dille’’ diyor. Henüz ilk albümüyle böylesine büyük ve uluslararası bir başarıyı yakalamayı beklemediğini, ancak şimdi bu durumun kendisini çok mutlu ettiğini belirten Shapplin, ‘‘Bir yıldır sürekli seyahat halindeyim. Ama üzülmüyorum. Bu benim hayatım oldu artık’’ diye konuşuyor.

    14'üncü yüzyıl İtalyancasını kullanan ve aslında kimsenin anlayamadığı şarkı sözleriye ilgi odağı olmayı başaran Emma Shapplin, yaşamında Mozart'ın önemli bir yeri olduğunu vurgulamakta:

    ‘‘Çocukluğumdan beri klasik müzik ve operadan büyülenmiş biriyim. Şarkı söyleme tutkum, 11 yaşında Mozart'ın Geceler Kraliçesi'ni dinlediğimde başladı ve o günden beri hiç azalmadı.’’

    Operayı biraz da olsa ‘‘poplaştırdığı’’ için klasik müzik cephesinden tepki alıp almadığı konusunda Emma Shpapplin, kendinden son derece emin:

    İşimi ciddiye alıyorum

    ‘‘Evet biz pek çok müzik türünü buluşturduk ve ben opera normlarında söyledim şarkıları. Uzun bir zamandır opera dünyası katı kalıplarını kırmaya başladı. Bunu Placido Domingo, Pavarotti ve son zamanlarda Andrea Bocelli gibi isimlere de borçluyuz. Ama bizim çalışmamız biraz daha farklı. Biz new age müziğini operanın klasik atmosferiyle buluşturduk. O mistik, trajik havadan mahrum etmemek için de 14'üncü yüzyılın İtalyanca ve Latincesini kullandık. Biz yaptığımız işi sorumluluğumuzu bilerek yaptık ve ortaya nitelikli bir şey çıktı. Her notanın yeri belli ve birbirine bağlı. Kimse de bunu eleştiremedi. Kaldı ki ben alıp klasik eserleri yorumlamadım. Klasik eserlerle oynaşmayı asla düşünmedim. İşimi ciddiye alıyorum.’’

    ‘‘Peki bundan sonra?’’ sorusuna ise yine içten bir yanıt veren Shapplin, bu albümün başarısından sonra ikinci bir çalışmayı yapmaktan korkmadığını vurgulamakta. Shapplin, ‘‘Herkes bu işin çok zor olacağını söylüyor, ama ben öyle düşünmüyorum. İçimde hiç korku yok. Bu konuda sevgili Jean Patrick'e çok güveniyorum. Yapmak istediğimiz pek çok şey var’’ diyor.

    Büyük bir prodüksiyonda yer almak istediğini hatırlatan sanatçı, hala rock müziğini de sevdiğini ve bir gün David Bowie ile aynı sahneyi paylaşmak istediğini vurguluyor.

    2000'li yılların Callas'ı

    Henüz 24 yaşında olan Emma Shapplin, yorumu kadar güzelliğiyle de dikkat çekiyor. Paris'te doğan ve orada yaşayan Emma Shapplin, müzik otoritelerince, yeteneği ve karizmatik kişiliği yüzünden sık sık ‘‘Geleceğin Maria Callas'ı’’ diye niteleniyor...

    Emma'nın kahramanları

    David Bowie'nin sesine hayranım. Maria Callas'ın sesi ve hayat beni çok etkilemiştir. Ella Fitzgerald ve Aretha Franklin inanılmaz sesler ve kadınlardı. Şan hocalarıma çok şey borçluyum. Jean Patrick hayatımı eğişteren erkektir. Mozart sadece bir müzisyen değil bir dahidir. Hayatımıza sunulmuş büyük bir zenginliktir. Şarkı söylemek ve şarkılar benim hayatım...






    Etiketler:
    

    EN ÇOK OKUNAN HABERLER

      Sayfa Başı