Emlakbank'ın iki yüzü

Vahap MUNYAR
20 Ekim 1997 - 00:00Son Güncelleme : 20 Ekim 1997 - 00:01

ANASOL-D Hükümeti'nin kurulmasından bu yana, Türkiye Emlak Bankası'ndan sorumlu DTP'li Devlet Bakanı Refaiddin Şahin'in, bankayla ilgili açıklamaları dikkat çekiyor. Şahin, önce Emlakbank'ın ‘‘kayıp arabalarının’’ peşine düştü. Sonra, kayıp cep telefonları ortaya çıktı. Ardından da Şahin, ‘‘Emlakbank'ın 30 bin konut stoku var. Bunlar 300 trilyon lirayı aşıyor. Ama banka bunları satamıyor’’ dedi.

Devlet Bakanı Refaiddin Şahin, çıkardığı bu gürültü patırtıyla, Emlak Bankası'nın içinde bulunduğu vahim durumu sergiledi. Sonuçta, Emlak Bankası'na ‘‘konut yapma’’ sınırlaması getirildi. Başlayan bazı projeler durduruldu. Ayrıca, bankanın konut pazarlayan şirketi Emlak Konut'un bir an önce özelleştirilmesi Bakanlar Kurulu tarafından kararlaştırıldı.

KAÇ BANKA DOĞDU?

Şöyle geriye doğru bakıp, biraz düşünelim. Emlak Bankası, bugüne kadar yaptığı konut ve gayrımenkul işinden zarar ettiyse, bu işleri yürüten müteahhitlerin durumu ne oldu?

Emlak Bankası'na iş yapan, ya da birlikte iş yapan müteahhit ve şirketlerin büyük bir çoğunluğu birer banka sahibi oldu. Yani, bir anlamda Emlak Bankası'nın konut ve gayrımenkul yatırımları sayesinde sektöre tamı tamına dört yeni banka sahibi girdi. Bankaların bir bölümü eski, ama patronları sektöre yeni girmiş oldu. İşte bankalar ve sahiplerinin Emlak Bankası'yla bağlantıları:

YURTBANK: Yurtbank'ın sahibi Ali Balkaner, Yonca İnşaat'ın da sahibi. Balkaner, Emlak Bankası'na bugüne kadar müteahhit olarak önemli projeler yaptı. Elbette diğer işlerinde sağladığı birikimi de ekleyerek, Türk bankacılık sektörüne Yurtbank'ın patronu olarak girdi. Balkaner'in son büyük projesi olan Bayramoğlu projesi, Anayol döneminde Mesut Yılmaz'a takıldı.

KENTBANK:Kentbank'ın sahibi Mustafa Süzer'i Türkiye daha çok Süzer Dış Ticaret'le tanıdı. Süzer, 1980'li yılların başında, ‘‘mera’’ olarak kullanmayı planladığı araziyi, Bülent Şemiler'in Genel Müdürlüğü döneminden başlayıp, sonra Engin Civan'ın Genel Müdürlüğü döneminde gerçekleştirme aşamasına getirdiği ‘‘Bahçeşehir’’ projesinde kullandı. Süzer'in arazisi, Emlakbank'ın hamiliğinde 15 bin konutluk ‘‘Bahçeşehir’’ projesine dönüştü. Süzer, biraz da bu projenin getirdiği rahatlamayla, Kentbank'ı kurdu. Emlakbank'ın bazı yöneticileri, ‘‘Bahçeşehir'den bile zarar ediyoruz’’ derken, Süzer, ‘‘Bahçeşehir'den zarar edilmez’’ diye ekonomi dergilerine demeç verdi.

BANKKAPİTAL: Bugünün Ceylan Holding'ini Türkiye daha çok Ceylan İnşaat adıyla tanıyor. Ceylan İnşaat da Emlakbank'ın önemli projelerinde rol alan şirketlerden biri. Şirketin turizm yatırımları da bulunuyor. Ceylan Holding de, Emlakbank'a iş yapan, sonra da banka sahibi olan şirketlerden biri. Ceylan Grubu, Banque Indosuez'in ticari bankacılık lisansını satın alıp, Bankkapital adıyla sektöre girdi.

EGEBANK: Egebank, Türk bankacılık sektörünün eski ve köklü bankalarından biri. İşadamı Hüseyin Bayraktar da, İstanbul'a Galleria'yı kazandıran girişimci olarak tanınıyor. Aslında iş dünyası onu Sabancı'yla Lassa ortaklığından ve diğer işlerinden biliyor. Ancak, Bayraktar'ın Galleria'sı, Türkiye'de büyük iş merkezlerinin yerleşmeye başlamasında ilk adım oldu. Bayraktar, Emlakbank'tan 49 yıllığına kiraladığı arazi üzerine Galleri'yı yaptı. Sonra da dönüp, burayı hem Emlakbank ve Vakıfbank'a sattı. Aradan birkaç yıl geçti. Bayraktar, İhlas Grubu'yla birlikte Egebank'ı satın aldı. Bapraktar, şimdi Egebank'ta büyük hissedar konumunda bulunuyor.

DEVLET HEP ZARARDA

İşin içinde şaibe vardı, yoktu tartışmaları bir yana, ortaya çıkan şu tablo, kamu sektörünün, diğer bir deyimle devletin iş hayatındaki durumunu tüm çıplaklığıyla ortaya koyuyor.

Özel sektör, devletle iş yaparken kolay kolay kaybetmiyor. Çoğunlukla kazançlı çıkıyor. Elbette, işini yapan kazanacak. Ancak, Emlakbank örneğine bakılınca, devletin hep kaybettiği ortaya çıkıyor. Kimi yöneticilere göre, Emlakbank'ın kapısına bir an önce kilit vurmaktan başka çare görünmüyor. Kimine göre, banka kârlı gösterildiği dönemlerde bile trilyonluk zararla yılları geride bırakıyor. Bu tabloya bakınca, devletin bir an önce bu işten çıkması gerektiği de tüm çıplaklığıyla kendini gösteriyor.

Etiketler:


    EN ÇOK OKUNANLAR

      Sayfa Başı