Emin Fadıllıoğlu'nun kariyer yolu

Hürriyet Haber
02.10.2017 - 12:13 | Son Güncelleme:

63. sayımızın KAriyer sayfası konuğu Emin Fadıllıoğlu. Avrupa’dan Ortadoğu’ya, Afrika’dan Kuzey Amerika’ya, dünyanın dört yanında sağlık yöneticiliği yapmış Emin Fadıllıoğlu işin inceliklerini heveslisine bir solukta anlatıyor.

Tıp fakültesinde okuyan ya da okumayı düşünenlerin birçoğu öncelikle doktor olma hayaliyle yol alır. Ancak bir de işin, sizin bulunduğunuz tarafı var. Öncelikle yaptığınız işin tanımı ve kariyer yolculuğunuzun seyri hakkında konuşalım.

İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun olduktan sonra Marmara Üniversitesi’nde MBA yaptım. İlk günden bu yana hayalim mümkün olduğunca öğrenim fırsatı yakalamak, uluslararası bir ortamda bulunmak, bu tecrübelerden yepyeni deneyimler elde etmekti. Kariyerime tıp doktoru olarak Haydarpaşa Numune Hastanesi’nde başladım. O yıllarda Türkiye’de büyümekte olan uluslararası bir organizasyonun parçası olmayı ve onunla ilerlemeyi istiyordum. Bu hayalimin peşinde Abbott International Türkiye’de göreve başladım. Burada satış ve pazarlama alanlarında farklı görevlerde bulundum. Ardından Asya Pasifik Bölgesi İş Birimi Direktörü olarak Japonya’ya gittim. Daha sonra ise bölge direktörlüğü görevini üstlendim.  Bu ilk yurtdışı sorumluluğum 3 yıl kadar sürdü ve Türkiye’ye döndüm. Bu dönüş kararımda ailevi nedenlerin etkisi büyük oldu. Kariyerinizdeki başarıyı devam ettirirken, ailenizin önceliklerini de göz önünde bulundurup dengeyi koruyabilmek gerektiğine inanıyorum. Bu öğrenimlerle dönmek, Türkiye’den farklı bölgelerin sorumluluğunu üstlenmemde büyük katkı sağladı. Avrupa’dan Ortadoğu’ya, Afrika’dan Kuzey Amerika’ya birçok ülkenin içinde bulunduğu bölgerlerin yönetiminde üst düzey görevlerde bulundum.

Beş yıldan bu yana ise GSK Türkiye Genel Müdürü olarak görev yapıyorum. Daha önceki sorumluluklarımda sık rotasyonlarla çalıştım, bu bana çok farklı öğrenme imkanları sağladı.

 

Yönetici olmanın avantajları neler? Birçok kişi daha yüksek ücret olarak algılayabilir ancak bir de işin sorumluluk boyutu var öyle değil mi?

Önemli olan yönetici olmak ya da kariyerinde hızla ilerlemek ya da yüksek ücretlerden ziyade, iz bırakmak ve sürekli öğrenme fırsatı elde edebilmek. İz bırakmak için yönetici olmaya da gerek yok. Gençler yönetici olmadan da her pozisyonda yaptıkları işle fark yaratarak kendi hikayelerini, izlerini bırakabilirler. Başarının tanımı iyi bir hikâye bırakabilmek. Ücret konusuna gelince, yüksek ücret talep ederek değil üreterek ve çabalayarak kazanılır. Sorumlu olduğun konuları nereden nereye taşıdığın önemlidir. Esas fark, bir göreve başladığın ve onu başkasına devrettiğin zaman aradında yaratılandır. Bu iki nokta arasındaki yaratılan fark, başarıyı ve kariyer basamaklarında yükselmeyi de beraberinde getirir. Bizim kurumumuzda hep beraber yarattığımız hikâye de aslında bize Great Place to Work – Türkiye’nin En İyi İşvereni ödülünü getirdi. Bu başarıya çalışanlarımızın şirkete ve işlerine olan bağlılığı vesile oldu.

 

"Önemli olan; yüksek ücretlerden ziyade, iz bırakmak ve sürekli öğrenme fırsatı elde edebilmek."

 

Sahada olmayı, hastalarla içli dışlı olmayı özlüyor musunuz?

Artık bir hekim olarak sahada olmasam da aslında halen sahadayım. Benim için iyileşmiş bir hastanın minnet duymasından daha kıymetli bir his yok. Eskiden bunu hastanede sağlayabiliyorken ve hemen duyabiliyorken şimdi dolaylı olarak hissedebiliyorum. Hastalar bizim varlık nedenimiz, sunduğumuz tedavilerle yaşamlarına katkıda bulunmak çok değerli. Şu anki görevim gereği hastalarla birebir vakit geçiremesem de hekimlerle bir arada yine sahadayım. Mevcut görevimin de hastalar için çok faydalı ve değerli olduğuna inanıyorum. Biz kendimize “sağlık elçileri” diyoruz.

 

Peki sağlık alanında yönetici olmak için tıp fakültesi mezunu olma zorunluluğu var mı? Ya da bu durumun avantajları, dezavantajları nelerdir?

Böyle bir zorunluluk yok. Farklı alanlarda eğitim görmüş ve kariyerini sağlık alanında yürütmeyi hedefleyerek çok iyi noktalara gelmiş birçok yönetici var. Benim tecrübelerim tıp okumanın sağlık alanında yönetici olmak konusunda bazı avantajlar sağlayabileceğini gösterdi. Örneğin tıp eğitimi mesleki jargonu daha erken öğrenme fırsatı sağlıyor. Konuya hâkim olmak, hastayı tanımak ve anlamak için katkıları var.

 

Uluslararası tecrübeniz de bir hayli fazla. Yurt dışında çalışmak size neler kattı veya sizden neler aldı? Bu anlamda ülkemizde tıp okuyan öğrencilere yurt dışı deneyimlerinizle ilgili neler söylemek istersiniz?

Ben her zaman şuna inandım; güvenli alandan ne kadar çıkarsan o kadar büyürsün. Bildiğin ve tanıdığın alandan çıkarak yeni deneyimlerin peşine düşmek, farklı insanlar ve farklı kültürlerden izlenimler elde etmek size çok önemli deneyimler getirecek ve farklı bakış açıları yaratacaktır. Benim yurt dışı kariyerim sırasında edindiğim en önemli deneyimim ve öğrendiğim şey; “imkânsız diye bir şey yoktur” oldu. Her sorunun bir çözümü ve her başarının bir yolu olduğunu farklı ülkelerdeki sorumluluklarımda açık bir şekilde deneyimlemiş oldum. Üstelik birtakım ülkeler için sorun olan şeylerin bazı ülkeler için çözüm olabildiğini de gördüm. Farklı kültürlerin, farklı çalışma şekilleri ve farklı dengelere sahip olduğuna tanık oldum. Bu da çeşitliliğin önemini bir kez daha kavramama sebep oldu. Bu nedenle yalnızca tıp değil pek çok farklı alanda eğitim alan öğrencilere mümkünse eğitimleri sırasında, değil ise kariyerleri sırasında mutlaka bir yurtdışı deneyimi elde etmelerini tavsiye ederim. Kendi ülkenizde, ait olduğunuz yerde bildiğinizi, öğrendiğinizi sandığınız şeylerin farklı kültürden insanların bulunduğu global bir ortamda başka yanları, bambaşka kırılımları ya da sonuçları olduğunu görebiliyorsunuz.



EN ÇOK OKUNAN HABERLER

    Sayfa Başı