Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: Yazık oldu Süleyman Bey'e...

Emin ÇÖLAŞAN

RAHMETLİ Orhan Veli Kanık'ın çok güzel bir şiiri vardır. Kundurası vuran ve nasırından çok çeken gariban Süleyman Efendi'nin ölümünü anlatır:

Hiçbir şeyden çekmedi dünyada

Nasırdan çektiği kadar

Hatta çirkin yaratıldığından bile...

Yazık oldu Süleyman Efendi'ye.

Bu şiiri günümüze uyarlarsak şöyle demek belki mümkün olur:

Hiçbir şeyden çekmedi dünyada

Akrabalardan çektiği kadar...

Yazık oldu Süleyman Bey'e.

* * *

Allah, siyasete giren ve ülke yöneten hiç kimseye böyle akrabalar vermesin. Gerçekten acı ve katlanması zor olaydır.

Şu listeye bir bakın:

Hacı Ali Demirel. Yahya Demirel. Murat Demirel. Ali Şener.

İlki, Süleyman Bey'in biraderi. İsmini 1960'lı yılların ikinci yarısında ilk kez özel okul kurarken duyuyoruz. Ankara'nın Maltepe semtinde Devlet Demiryolları'na ait değerli bir araziyi alıyor ve üzerine Yükseliş Koleji'ni konduruyor. Bu sırada abisi Başbakan, abisinin en yakın adamı Turgut Özal DPT Müsteşarı.

O okulu kurması, sonra büyütmesi, baştan başa devlet olanaklarıyla oluyor. Turgut Özal ve başında bulunduğu DPT, Hacı Ali'ye ‘‘Teşvik’’ adı altında en büyük kıyakları sağlıyor.

Yatırım indirimi, vergi kolaylığı ve diğerleri.

Arazi derseniz, hangi kamu kuruluşu başbakanın kardeşine ‘‘Hayır’’ diyebilir!

Yıllar sonra iflas ediyor, okulunu kapatıyor. Devlete trilyonlarca lira vergi borcu, SSK borcu takıyor.

İkincisi Yahya Demirel, Hacı Ali'nin oğlu. Yıl 1974. Çok genç yaşlarında Türkiye'de ilk hayali ihracat olayını gerçekleştiren cingöz.

Piyasadan topladığı suntaları ve tahta kırpıklarını İsviçre'ye gönderip mobilya ihracatı yapmış gibi gösteriyor ve devletten korkunç boyutlara varan vergi iadesi alarak köşeyi dönmeyi başarıyor. İş ortaya çıkınca İsviçre'ye kaçıyor, vatandaşlıktan çıkarılıyor.

Bazı şeyler ayarlandıktan sonra Türkiye'ye dönüyor. Yargılanıyor, 23 yıl hapis cezası alıyor. Yüksek yargıda açıkça kollanıyor. Hapis cezası Yargıtay tarafından bozulup 1986 yılında telgraf emriyle tahliye edildiği sırada hastanede tedavi görmekte!

Çıkar çıkmaz Süleyman Bey'in evine gidip elini öpüyor. Amcası ona ‘‘Cezanı yiğitçe çektin’’ diyor.

Köşeyi dönmenin ve yaptığı sahtekárlığın cezası olarak içeride sadece 1 yıl 8 ay yatmış oluyor.

* * *

Üçüncüsü Murat Demirel. Diğer birader Şevket Demirel'in oğlu. Yahya ile amca çocukları!

Onun olayı çok taze. O yüzden hepimiz biliyoruz, tanıyoruz. Cebinden bir kuruş ödemeden binbir katakulli ile banka sahibi olmayı başaran bir uyanık.

Halkın cebinden 1 milyar dolara yakın para tokatlayan genç işadamı!

Bana sorarsanız, amcaoğlu Yahya'dan daha uyanık. Yahya'yı suya götürür, susuz getirir.

Yahya hayali ihracattan onun götürdüğü kadar götüremedi.

Murat şimdi içeride. Olay bir süre sonra soğuyunca o da amcaoğlu Yahya gibi hastaneye sevk edilecek ve orada istirahat edecek.

* * *

Ve sonuncusu, kayınbirader Ali Şener. Nazmiye Hanım'ın küçük kardeşi. İsmi eniştesi zamanında ve diğer bütün dönemlerde pek çok olaya karışan, hakkında yoğun vurgun iddiaları olan, ancak hiçbir zaman üzerine gidilemeyen, bir anlamda dokunulmazlık sahibi olan bir diğer akraba.

Onun ismini en son, Çiller ve Demirel ailesinin en yakınlarından Nevzat Ak'la birlikte orman vurgununda görüyoruz.

* * *

Böyle akrabalara sahip olan Süleyman Bey'e kızmalı mı, acımalı mı, yoksa üzülmeli mi?

Süleyman Bey toplumun ‘‘Baba’’ dediği bir büyüğümüzdü. Böyle biri, böylesine yakın akrabalarının ne yaptığını bilmez, ailedeki ağırlığını kullanarak onların frenine basmaz veya bastırmaz mıydı?.. Çünkü yakınlarının gözünü bürümüş olan para hırsı onun hiç de yabancısı değildi. Çoğu kez onun ismini de kullandılar, onun ardına gizlenip devlet olanaklarını kullandılar.

Baba bunları bilmiyor ve görmüyor muydu?

Bunlara ‘‘Yeter artık, beni yıpratıyorsunuz’’ diyemiyor muydu? Yoksa diyordu da, öbürleri takmıyor muydu? Baba'nın açmazı burada mı yatıyordu?

Ya da Baba'nın her şeyden haberi var mıydı?

Bu konularda herkes kendi kafasında ve kendi vicdanında karar versin.

* * *

Orhan Veli taaa 1940'lı yıllarda şiir yazmış:

Hiçbir şeyden çekmedi dünyada

Nasırdan çektiği kadar

Hatta çirkin yaratıldığından bile...

Yazık oldu Süleyman Efendi'ye.

Bugün yaşasaydı şiirini acaba değiştirir miydi!

Hiçbir şeyden çekmedi dünyada

Akrabalardan çektiği kadar...

Yazık oldu Süleyman Bey'e.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI