Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: Ülkesini jurnal edenler


Emin ÇÖLAŞAn

AYDINLIK Dergisi'nin bu haftaki sayısını okuyunca yüzüm bir kez daha kızardı. Utandım.

Almanya Adalet Bakanı Bayan Gmelin, haziran ayı sonunda Türkiye'ye geliyor. Resmi programına başlamadan, yani Türk yetkililerle görüşmeden önce, İstanbul'da bazı kişilere bir davet veriyor. Onlarla saatler boyu konuşuyor. Katılanlardan bazıları şunlar:

İstanbul Barosu Başkanı Yücel Sayman, İnsan Hakları Derneği İstanbul Şube Başkanı Eren Keskin, Profesör Bakır Çağlar, DİSK Genel Koordinatörü Ahmet Asena.

Aydınlık muhabiri Uğur Yıldırım bu gizli toplantıyı haber alıp kendilerine sorular soruyor. Eren Keskin dışında hiçbiri sorulara yanıt vermek istemiyor. Ama ortaya bir gerçek çıkıyor:

Türkiye, yabancı bir bakana bir kez daha ve kapalı kapılar ardında jurnal edilmiştir, ispiyon edilmiştir.

*

Dikkat ediniz, Avrupa'dan Türkiye'ye gelen her bakan, önce bu gibi kişilerle bir tur atıyor ve onların görüşlerini alıyor. Bu görüşmeler çoğu zaman resmi temaslar başlamadan önce yapılıyor.

Belli kişiler, Avrupa'daki ağababalarına ülkemiz hakkında dolduruş yapmaktan gurur duyuyor! İşin ilginç tarafı, yaptıkları dolduruş hakkında konuşmaktan da hepsi kaçınıyor!

Aydınlık muhabiri son toplantıyla ilgili olarak İHD yetkilisi Eren Keskin'i konuşturmuş. Bakınız Bayan Eren neler söylüyor:

‘‘Orada 10 kişiydik. Ben bakana, Türkiye'de siyaseti Genelkurmay'ın belirlediğini söyledim. Türkiye'nin tek ve gerçek iktidarı Genelkurmay'dır.’’

Soru:

‘‘Almanya, başka ülkelerin içişlerine karışan emperyalist Avrupa'nın önemli ülkelerinden biri. Adalet Bakanı ile Türkiye'nin sorunlarını tartışmayı doğru buluyor musunuz?’’

‘‘Doğru buluyorum, çünkü insan hakları savunucularının milliyeti olmaz.’’

Son cümlesi Allah için doğru. Bunların ‘‘milliyeti’’ olmuyor!

Toplantıya katılanlardan bir başkası, isminin açıklanmasını istemiyor ve şunları söylüyor:

‘‘Bazı arkadaşlar Alman bakana Fazilet'in kapatılmasıyla birlikte MHP'ye önemli oranda milletvekilinin geçeceğinden ve Türkiye'de faşist bir diktatörlük kurulacağından yakındılar.’’

*

Türkiye'de kendilerine ‘‘aydın’’ diyen bir güruh, ‘‘aydın olma onurunu’’ iyice yitirdi. Bunlar ‘‘entel-liboş’’ oldu. Türkiye'ye sövmek, Türkiye'yi yabancılara ispiyon edip karalamak, onların en önemli işlevi.

Ama kabahat onlarda değil, bizde. Yabancı bakanlar ülkemize geliyor ve daha ayaklarının tozuyla bu tiplerle buluşup dolduruş seansına başlıyor. Bizim teslimiyet içindeki kişiliksiz yetkililerin gıkı çıkmıyor.

Türk yetkililerle resmi program ise daha sonra! Önce dolduruş, sonra resmi program!.. Bizimkiler bu rezalete tepki koymaktan aciz.

Ayrıca bu yabancı takımı, nedense hep aynı kişilerle konuşuyor. Bizim kafamızda, bizim değer yargılarımızı taşıyan milyonlarca insandan hiçbiriyle bugüne kadar muhatap olma zahmetine katlanmadılar. Varsa yoksa entel-liboş takımı!

*

Söz bu konudan açılmışken, size birkaç örnek daha vereyim. Ahmet Altan isimli yazarın bir romanı piyasaya çıkmış. Arkadaş bu romanın Türkiye'deki reklamı ile yetinmiyor, PKK'nın Almanya'da yayınlanan, Türkiye'ye kin ve nefret kusan gazetesine söyleşi veriyor.

Gazetenin 14 Haziran 2001 tarihli sayısındaki söyleşi doğal olarak ‘‘Kürtlük’’ konularına takılıyor. Ahmet Bey, annesinin Musul'dan gelen bir Kürt olduğunu PKK'nın önde gelen ismi Yaşar Kaya'dan duymuş ama durumu tam bilemiyormuş! Keşke babasına sorsaydı!

Birkaç kitap fazla satmak için PKK gazetesine konuşmak, yakışır mı?

Bir başka örnek, Almanya'da yaşayan ve ‘‘tarihçi’’ olduğunu söyleyen Taner Akçam isimli biri. Türklerin Ermenilere soykırım uyguladığını iddia eden bu şahsın adı, şimdi yabancı gazetelere verilen Ermeni soykırım ilanlarında geçiyor. (International Herald Tribune, 2-3 Haziran 2001, Atina baskısı.)

Ermeni kuruluşları bu şahsa, kocaman gazete ilanlarıyla teşekkür ediyor! İfade şöyle:

‘‘...o takdirde günümüzün Taner Akçam gibi yürekli Türklerini onurlandırmak mümkün olacaktır. 7 Mart 2001 tarihli Londra-Independent gazetesine bakınız.’’

Allah hiçbir ülkeyi, ihanet şebekelerinin eline bırakmasın.

BEDRİ BAYKAM'IN KİTABI

Bedri Baykam yıllarca muhteşem bir arşiv toplamış, çok güzel bir kitap yazmış. ‘‘Ordu Satranç Oynarken’’. (Piramid Yayınları).

Türkiye'nin düşmanı olan şeriatçıları, ikinci cumhuriyet soytarılarını, entel-liboş ve Kürtçü takımını, ülkesine ihanet eden tipleri kendi kalemlerinden suçüstü yakalamış.

Bunların aslında nasıl demokrasi düşmanı, kışkırtıcı, ispiyoncu, jurnalci ve üçkáğıtçı olduğunu, laik ve Atatürkçü aydınları nasıl hedef gösterdiğini, nasıl işbirliği yaptığını tek tek, yine onların kaleminden belgelemiş.

Bedri Baykam'ı kutluyorum. Bu kitabı lütfen okuyun, medyada çöreklenmiş hain takımını ve ülkemizin nasıl bir ihanet çemberine çekilmek istendiğini bir kez daha ve belgeleriyle görün.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI