Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: Şehit ablası yazıyor

Emin ÇÖLAŞAN

‘‘Sayın Emin Çölaşan, büyük acımı sizinle paylaşmak ve içimi dökmek istiyorum. Binlerce şehit ailesinden biriyim. Hakkári Çukurca'da 6 Temmuz günü şehit edilen Jandarma Binbaşı Erdoğan Özdemir'in ablasıyım.

Biz öğretmen bir babanın dört evladı idik. Hepimiz yüksek tahsil yaptık. Babamın gururu olduk. Ülkesini, milletini seven, insan haklarına saygılı bireyler olarak hizmet verdik. Kardeşim Türk ordusunda 20 yıldır görev yapıyordu. Pusuya düşürüldü ve kalleşçe şehit edildi. Geride ‘‘Baba’’ demeye doyamayan iki evlat, bir eş, acılı ana-baba, kardeşler ve akrabalar bıraktı.

Düşünüyorum, bu olayda suçlu kim? Bizi vatan sevgisiyle büyüten, görevin her şeyin üzerinde olduğunu telkin eden, oğlunu subay yetiştiren babam mı?

Görevini her şeyin üzerinde tutan, Hakkári halkına sayısız hizmetlerde bulunan, yöre halkına bir kardeş gibi bakan, dürüstlük ve görev aşkını ilke edinen şehit kardeşim mi?

İnsan hakları derneklerine ve savunucularına sesleniyorum:

Acaba benim insan haklarımı da savunacaklar mı?

Babasının mezarı başında andiçerek yemin eden, ‘‘Babacığım sen rahat uyu, bayrağın bende’’ diyen 15 yaşındaki Erdinç'in haklarını koruyacaklar mı?

Henüz dokuz yaşında olan ve babasının Ankara'ya atandığını, onu yakında yine göreceğini zanneden Gökalp'in haklarını savunacaklar mı?

Evlatlarının yüzünü yılda birkaç gün gören, yollarını gözleyen, telefonda sesini duyunca ağlayan anamla babamın haklarını savunacaklar mı?

Kardeşimle birlikte şehit olan, ama basında sözü hiç edilmeyen posta eri ve şoförü Kırıkkaleli er Salim Kubanç'ın haklarını acaba düşünürler mi? Onun sevdiklerinin varlığını kabul ederler mi?

İsyanla doluyum. Şehit kardeşimin katili olan teröristlerin yakalandığı haberi 15 Temmuz günü televizyon haberlerinde verildi. Öyle acı ki, haberlerde önce 65 dakika boyunca Turgut Özal'ın serçe parmağı, ardından şarkıcı Emrah'ın babalık davası, manken Demet Şener'in komedyen sevgilileri ve daha neler neler! En sonunda ise kardeşimin katillerinin yakalandığı iki cümleyle veriliyor. Artık alıştığımız, kanıksadığımız bir şehit haberi. Adeta alay ediliyor.

Tepkimi onlara telefonda haykırdım. Olayların önemi bu mu, gündemin sıralanışı böyle mi olmalıydı diyerek. Ama yeter ki onlar reyting yapsın. Gerisi vız gelir.

Öğrendik ki, kardeşimin katilleri, Çukurca'da devletten maaş alan kişiler. İtfaiye eri, korucular. Benim ödediğim vergilerle devletten maaş alanlar. Çukurca halkı miting yaparak kardeşimin öldürülmesini lanetledi. Biraz olsun yüreğimize su serpildi.

Acı içerisinde yazdığım bu karışık cümlelerden dolayı beni lütfen bağışlayın. Ruhumun ve vücudumun her zerresi acıyla yanıyor. Nefret doluyum, isyan doluyum.

Size, kardeşimin mezarı başında oğlunun o andaki duygularını dile getiren konuşmasını da gönderiyorum. Saygılarımla. Mukaddes Bağlan.’’

***

Şehit çocuğu 15 yaşındaki Erdinç Özdemir'in, babasının mezarı başında söyledikleri de aynen şöyle:

‘‘Babam cesur bir insandı. Mesleği ile her zaman gurur duyardı. Onun için öncelik askerliği idi. Askerleriyle baba oğul gibiydi.

Ve bir gün geldi ki, Mustafa Kemal Atatürk'ün bize emanet ettiği bu toprakları korurken şehitlik mertebesine ulaştı ve görevini başka bir silah arkadaşına devretti. O şimdi gelebileceği en şerefli mertebeye ulaştı.

Şimdi söyleyeceklerim, sevgili babacığıma.

Babacığım, her neredeysen bizi gördüğünü, bizi duyduğunu biliyorum. Seninle, görev yaptığın boyunca hep gurur duydum. Şimdi daha çok gururluyum. Unutma ki senin kanın yerde kalmayacak. Elbet bir gün yeni Erdoğan'lar, Erdinç'ler, Gökalp'ler, o tek dişi kalmış canavara bu toprakları zından edecek. Ruhun şad olsun babacığım. Ne mutlu Türk'üm diyene.’’

***

Bazı mektuplar vardır, günde ortalama 50 dolaylarında mektup ve faks alan gazeteciyi bile duygulandırır, hatta ağlatır.

Şehit subayımız Erdoğan Özdemir'in ablası Mukaddes Bağlan'ı dün telefonla aradım.

Benden insan hakları derneklerinin telefon numarasını istedi... ‘‘Aman hanımefendi, onları ne yapacaksınız. Onlar sizin acınızı sömürür. Ayrıca onlar sizin şehit kardeşiniz için üzülmez. Tam tersine, PKK'nın yarattığı bir eylem onları mutlu etmiştir’’ dedim.

‘‘Ben de zaten bu gerçekleri onların yüzüne haykırmak için arıyorum’’ dedi.

***

Ne acıdır ve ne utanç vericidir ki, bir ülkede on binlerce insanın can vermesine neden olan terör olaylarının ve teröristlerin savunucusu, bu tırnak içinde ‘‘insan hakları’’ savunucularıdır!

Teröristin, katilin avukatı olarak karşımıza hep bunlar çıkmaktadır.

Bunlar pişkindir, umursamazdır. Arkalarına Avrupa desteği almış olmanın şımarıklığı ile davranıp toplumun sinirini bozmaktadır.

Terör eylemleri sonucunda bombalar ve silahlar patlar, masum insanlar acı çekerek can verir, güvenlik güçleri pusuya düşürülür, askerimiz polisimiz can verir, bunların umurunda bile değildir.

Ama bir terörist söz konusu olduğunda, bunların nasırına hemen basılmış olur! Tam bir sahtekárlar güruhu.

Medyamızda ise mankenin aşkı, arabesk şarkıcının ihaneti, travestinin boşanması, futbolcunun serüveni ön planda. Reyting çok önemli!

Jandarma binbaşı Erdoğan Özdemir ve daha nice askerimiz polisimiz şehit olmuş. Kim takar!

‘‘İnsan hakları’’ deyince Apo ve suç ortaklarının insan hakları!

Almanya, İtalya, Belçika, Hollanda vesaire arkalarında. Uslu durursak, biraz da toprak verirsek (!) bizi Avrupa Birliği'ne alacaklar da!



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI