Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: Sadi Somuncuoğlu'nun açıklaması

Emin ÇÖLAŞAN

YAZILMASI gereken pek çok konu varken bu köşeyi açıklamalara ayırmak hiç hoşuma gitmiyor. Ancak bunu yapmak zorunlu. Eğer bir kimse hakkında yazı yazdıysanız, gazetecilik ahlakı onun yanıtına da yer vermeyi gerektiriyor. İşte Somuncuoğlu'nun açıklaması:

‘‘13 Mayıs 2000 Cumartesi tarihli Hürriyet Gazetesi'nde yer alan ‘Bunlar da konuşmazsa' başlıklı yazınız üzerine değerli kamuoyumuzun doğru ve sağlıklı bilgilendirilmesi amacıyla, aşağıdaki açıklamanın yapılması gerekli görülmüştür.

Öncelikle 1979 yılında başınızdan geçen hadiseye değinmek istiyorum. Böyle bir şey olup olmadığını hatırlayamıyorum. Ancak beni tanıyanlar bilirler ki, kim olursa olsun, insanlarla ilişkilerimde böyle bir üslubum yoktur. Bir isim karışıklığı olması ihtimalini kuvvetli görüyorum. Yine de o günün şartlarını dikkate alarak bir ihtiyat payı bırakmak isterim.

Emlakbank ile ilgili sorularınıza gelince;

11 Nisan 2000 Perşembe günü Meclis'te yaptığım basın toplantısında demokrasiye ilişkin görüş ve düşüncelerimi ifade ettikten sonra ana konu olan Emlakbank'a değindim. Nasıl bir Emlakbank devraldığımızı, bugün hangi noktaya geldiğini anlatmak üzere nisan ayında bir basın toplantısı düzenleyecektim. Ancak siyasi gelişmeler bunu geciktirdi. Gelişmelerin bakanlıktan azledilmemle sonuçlanması nedeniyle de buna fırsat bulamadım. Ancak, senelerdir sizin de defalarca kaleme aldığınız Emlakbank'ın bugün geldiği noktayı değerli kamuoyumuzla paylaşmak amacıyla adı geçen basın toplantısını düzenledim. Bu toplantıda özetle, batmış bir geminin yeniden yüzer duruma nasıl getirildiğini, 10 yıldan sonra ilk kez az da olsa bilançosunu kárla kapattığını belirttim. Batmış gözüyle bakılan 230 trilyon lira alacağın, kişi ve firma adına bakılmaksızın ödeme planına bağlandığını, 50 trilyonu ana para, 12 trilyonu faiz olmak üzere 62 trilyon liranın tahsilatının gerçekleştirildiğini vurguladım.

Özetle, ‘Demek ki Türkiye'de hep kötü haberler, hep kötü şeyler olmuyormuş. İstenirse, üzerine gidilirse, işin başında sorumluluk alanlar kararlı davranırsa Türkiye iyi örnekleri de ortaya koyabilir. Ben Emlakbank denemesini Türkiye için yüz akı, güzel bir örnek olarak görüyorum ve bunu iftiharla milletimize ifade etmek istiyorum' dedim.

Basın toplantısının sonunda gazeteci arkadaşlar çeşitli sorular yönelttiler. Bunlardan ilki ‘Görevden azledilmenizde büyük şirketlerin borçlarının tahsili ve Ankara'daki bir ihalenin iptalinin etkisi oldu mu? Kol kırılır yeni içinde kalır düşüncesiyle mi bunları söylediniz?' şeklindeydi.

Bu soruya ‘Benim hayat felsefemde millete ait meselelerde milli menfaati gerektiren konularda dar parti çerçeveleri öne geçerek, kol kırılır yen içinde kalır anlayışı yoktur. Ancak ülkenin içinde bulunduğu nezaket dolayısıyla ben bugün her şeyi ifade edecek durumda değilim. Ama söylediğiniz gibi Ankara'daki büyük bir ihaleye organize menfaat gruplarının karıştığının güvenlik güçlerince bildirilmesi üzerine o ihale derhal iptal edilmiştir' cevabını verdim.

Emlakbank'a borcu olan kişi veya firmaların adları soruldu. ‘Hem banka, hem firmalar için isimlendirmek problemlerin çözümünü değil, birtakım gereksiz tartışmaları gündeme getirir. Önemli olan neyin olduğu, neyin olmadığı, nasıl yapıldığı, bugün için onların önüne nasıl geçildiğidir. Diğer kısım meseleyi kendi ana mecrasından çıkarıp, dedikodu safhasına çekebilir' endişesinde olduğumu ifade ettim. Borçlu kişi veya şirketlerin, Emlakbank'taki bu çalışmalar nedeniyle mi azledildiğim sorusunu da, ‘Onu ben net olarak söyleyemem. O kararı verenlere o soruyu sorun' şeklinde cevaplandırdım. İçimde böyle bir şüphe olup olmadığı sorulunca da, ‘5-6 ay önce Ankara'da karanlık ve karışık işlerle uğraşanların devam ettiği karanlık yerlerde benim görevden alınacağıma dair çok kuvvetli konuşmalar cereyan ediyordu. Ben bunları duydum ama hiç perva etmedim, doğru bildiğimi yapmaya devam ettim' dedim.

Sayın Çölaşan, yukarıdaki açıklamalardan da anlaşılacağı üzere, başta Emlakbank olmak üzere Bakanlığıma bağlı tüm kuruluşlarda önceliği rüşvet ve yolsuzlukla mücadeleye verdim. Bunun sonucudur ki, ‘Yetim' bankası olarak kurulan, ancak sonradan yolsuzlukların kaynağı haline gelen Emlakbank büyük ölçüde kurtarılmıştır. Bankaya borcu olanların üzerine gidilmiş, en ufak bir iddia dahi dikkate alınarak, ihalelerin iptalinden çekinilmemiştir. Muhakkak çok kimse rahatsız olmuştur ama herhangi bir vurgun yapılmamıştır, yapılamamıştır. Önemli olan budur. Kimlerin ne istediği veya ne yaptığı değil. Kimseden herhangi bir korkum, gizleyeceğim bir şey yok. Ancak siz de gayet iyi bilirsiniz ki, bankaları soyanlar belge bırakmıyorlar. Ya da ‘Şu, bu telefon etti' desem ne değişir? O veya onlar ‘Şu ihale için devreye girmedim' diyecektir. Bu tip girişimlerde ve devreye girmelerde en fazla bir kanaat sahibi olabilirsiniz. Eskiden banka vezneleri tabanca tehdidiyle, kasaları kaynak makineleri ile soyulurdu. Şimdi böyle soyulmuyor. Teknik muamele ile her şey kılıfına uyduruluyor. Onun için de ülkemizde yolsuzlukların önüne geçilemiyor. Teftiş raporları ya da Cumhuriyet Savcılıklarına intikal eden dosyaların akıbetini de en iyi siz biliyorsunuz. Ancak yine de umutsuzluğa kapılmamak gerektiği inancındayım. Gerçekler er veya geç ortaya çıkmıştır ve çıkacaktır. Saygılarımla.’’

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI