Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: Oyunun adı insan hakları

Emin ÇÖLAŞAN

Birileri Türkiye'de bazı kutsal kavramları yozlaştırmakta birbirleriyle yarış ediyor. Bunun en somut örneğini insan hakları konusunda görüyoruz.

Bu sözde savunucular bugün ikiye ayrılmış durumda.

1- PKK yandaşları.

2- Şeriatçılar.

Burada çok net ve açıkça söylüyorum. Ülkemizde insan hakları kavramı bunların yüzünden yozlaşmış ve saygınlığını, inanılırlığını yitirmiştir.

İnsan hakları herkes için geçerli olması gereken kutsal bir kavramdır. Ama iş bunların kucağına düşünce öyle bir duruma geldi ki, ülkeyi bölmek isteyenlerle ülkede şeriat rejimi getirmek isteyenlerin kardeş kardeş sömürdüğü bir kavram olma durumuna düşürüldü.

PKK yandaşı, insan haklarından söz eder. Onun için insan hakkı devleti karalamak, millete saygısızlık etmek ve teröriste sahip çıkmaktır.

Onların gözünde, teröristin öldürdüğü insanların ve yakınlarının insan hakkı falan asla yoktur.

Terör nedeniyle evini barkını, köyünü terk etmek zorunda kalanların insan hakkı da hiç yoktur.

Bunlar açıktan açığa PKK'nın ve onun başı olan Apo'nun avukatlarıdır.

Apo'nun İmralı'daki savunmasını bazı ‘‘insan hakçı’’ avukatların üstlenmesini boşuna mı zannediyorsunuz!

***

İkinci kesimi şeriatçı oluşturur. Onun gözünde insan hakkı, türbana endekslidir. Onun gözünde cumhuriyet rejimine karşı çıkmak, türban sömürüsüyle mümkündür!

Nerede bir yobazlık, nerede bir gericilik olayı varsa, şeriatçı kesimin ‘‘insan hakları’’ savunucuları devreye girer.

Türkiye'de insan hakları savunucusu olmak, devlet karşıtlığı, rejim düşmanlığı ve millet sevgisizliği ile eşdeğer olmuştur.

Böyle olunca, PKK yandaşı ile şeriatçı, ister istemez aynı çizgiye düşer.

İkisinin de kafasında yer alan en büyük düşman cumhuriyet rejimi ve onun ilkeleridir.

İşin daha da acı yanı, Türkiye'ye ‘‘insan hakları’’ adına gelen her yabancı kişi ve kuruluş, gidip bu devlet ve millet düşmanlarıyla görüşür ve doğal olarak bunların dolduruşuna gelir.

Ben bugüne kadar bir şehit ailesi ile görüşen, ona başsağlığı dileyen bir tek insan hakkı savunucusu görmedim.

Dolayısıyla, oynanan oyun artık açığa çıkmıştır.

Bunlar için insan hakları, sadece Türkiye düşmanlığı açısından ve kendi işlerine geldiği sürece vardır.

İki kesimin de çizgisi tamamen aynıdır. Aralarında en ufak bir fark göremezsiniz.

Türkiye'de ‘‘insan hakları’’ adı altında pis, mide bulandırıcı bir tiyatro sergilenmektedir.

AF

Gündeme durup dururken bir af olayı geldi. Nereden çıktığını, niçin gerek görüldüğünü hiç kimse anlayabilmiş değil. Hükümetten bu konuda somut ve tutarlı bir açıklama gelmiyor.

Buna niçin gerek duyulduğu belli değil.

Bilsinler ki, kamu vicdanı bunu kabul etmedi.

Böylesine karmaşık ve karışık bir ortamda affı gündeme getirmenin bir yararı olacağına inanan da yok.

Şimdi her önüne gelen -çok haklı olarak- belli kişiler ve kesimler için af isteyecek ve ortalık karışacak. Yasa Meclis'te görüşülürken ‘‘falanca suçu affedelim, filanca suçu affetmeyelim’’ gibisine yüzlerce önerge verilecek ve ne yaparsanız yapın, hiç kimse tatmin olmayacak.

***

‘‘Düşünce suçlarına’’ af isteniyor. Yazdığı yazılar nedeniyle gazeteci hapis cezası almasın isteniyor. Türkiye'de 50 dolaylarında gazetecinin hapiste olduğu vurgulanıyor.

Kimdir bu gazeteciler? İsimleri nedir? Yayın organlarının isimleri nedir? Ne yazmışlar, hangi düşünceyi savunmuşlar ve hangi maddelerden hapis cezası almışlardır?

Bunları hiç kimse bilmiyor. Bilen varsa açıklamıyor, soranlara da yanıt verilmiyor.

Bu dökümler, bu listeler açıklansın ve kamuoyunda tartışılsın. Bilmiyorum, bakarsınız herkes gerçekleri görür ve bunlara af getirilmesi için kampanyalar başlatılır!

Böylece devleti parçalamak, vatanı bölmek, rejimi yıkmak amacıyla yazılar yazan, propaganda yapan ‘‘gazeteciler’’ için kamuoyu devreye girmiş olur!

Saklamayın, gizlemeyin, buyurun açıklayın!

***

Bir konuyu daha çok merak ediyorum. Bu af olayının kapsamına acaba Türk Ceza Yasası'nın 313. maddesi de alınacak mı? Bu madde ‘‘Cürüm işlemek için teşekkül oluşturmak’’ suçunu içeriyor.

Şeriatçı örgütler, Fethullah Gülen gibiler hakkında bu maddeden soruşturma açılıyor, yargılama yapılıyor.

Bu madde kapsamına giren suçlara da af getirilirse, işin sonu nereye varacak?

Bilmiyorum, milyonlarca insanımız gibi şu olup biteni benim de aklım ve mantığım almıyor. Toplumun en duyarlı olduğu bir dönemde büyük tepki yaratacak af olayını bu hükümet niçin ve hangi amaçla gündeme getiriyor, meçhul! Oy avcılığı diyemeyiz çünkü yakında seçim yok.

O halde ne oluyor? İşin gerçek gerekçesi niçin kamuoyundan gizleniyor?



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI