Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: Oğuzhan ve Adnan

Emin ÇÖLAŞAN

Gazeteci arkadaşımız İhsan Demir çok güzel bir haber yakaladı. Polisin seks ve şantaj çetesi olarak ortaya çıkardığı Adnan Hoca ve müritlerinin kollarının nerelere uzandığını, kimlerle muhabbetleri olduğunu bu haberle bir kez daha gördük.

Adnan gözaltına alınınca, Fazilet Partisi Malatya Milletvekili Oğuzhan Asiltürk, bu adamın müritlerinden ve halen firarda olan İbrahim Tuncer'i cep telefonundan arıyor ve aralarında çok ilginç bir konuşma geçiyor.

Tabii her ikisinin de, telefonların mahkeme kararıyla dinlendiğinden haberi yok!

Bu konuşma Emniyet'in ‘‘Çok gizli’’ başlıklı telefon konuşma tutanaklarında yer alıyor.

Fazilet Milletvekili OA ile Adnan'ın müritlerinde İT arasındaki muhabbet düşündürücü.

OA'ya ‘‘Hocam’’ diye hitap eden İT, telefonda yakınıyor:

‘‘Polis bizim arkadaşların ve (Adnan) hocamızın bulunduğu 30'a yakın eve baskın yaptı. 70-80 arkadaşımızı gözaltına aldılar. Kapıları kırarak girdiler.

OA yanıtlıyor:

‘‘Bu konuyu Cumhurbaşkanı'na Recai Bey (Kutan) aktardı. Yani Cumhurbaşkanı da aslında diyor ki, Recai Bey çok sinirlendi, ben ilgileneceğim dedi diyor. Sonra (Ecevit'in sağ kolu) Hüsamettin Özkan'a da yine bizzat Recai Bey konuyu ulaştırdı. İlgilenmesini söyledi. O da İçişleri Bakanı'na (Tantan) herhalde söylemiş olacak ki, İçişleri Bakanı Recai Bey'i arıyor, diyor ki burada bizim bir şeyimiz yok. DGM Savcısı istiyor. Aslında bu yeterli bir şey değil. DGM Savcısı istiyorsa, sabah saat 9'da, 10'da alıp götürürsün. Kelepçelemeye de lüzum yok. Her ikisi de bakalım, şey ettireceklerini (ne ettireceklerini?) söyledi. Beni Babuna'nın kızı da aramış. Şimdi ben sana ulaştım, sen onlara bunları aktar... Yani şey, Cumhurbaşkanı da bu sözü verdiğine göre, zannederim şey eder... Yola girer. Oldu, geçmiş olsun. Yani Adnan Hoca'ya benim de geçmiş olduğumu şey yaparsın, ulaştırırsın. Aleykümselam hadi.’’

***

Bir çeteye suçüstü yapılıyor, seks ve şantaj kasetleriyle birlikte nice belgeler ele geçiyor ve devreye önce bizim ‘‘Müslüman’’ takımı Fazilet Partisi giriyor!

Anlaşılan Fazilet Partisi ve onun Genel Başkanı Kutan, bu çeteyi kurtarmak için Cumhurbaşkanı ve İçişleri Bakanı dahil çeşitli kişileri arayıp ‘‘kıyak’’ yapılmasını istiyor.

Tabii eğer Asiltürk bu telefon konuşmasında yalan söylemiyorsa!

Şimdi burada Demirel, Tantan ve Özkan'a düşen çok önemli bir görev var.

Kutan kendilerine doğrudan veya dolaylı yollardan ulaşıp Adnan Hoca ve müritleri için aracılık yaptı mı? Bunu kamuoyuna açıklamaları gerekiyor.

Kutan dün Demirel'i aradığını itiraf etti.

Asiltürk diğer kişiler konusunda doğru mu söylüyor, yalan mı söylüyor?

***

Ben doğru söylediği kanısındayım... Çünkü bu işler böyle yürür. Çeteler yakalanır, devreye siyasiler ve devleti yönetenler girer. Mafya yakalanır, devreye aynı kesimler girer. Çeşitli makamlara baskı yapılır, bu şahısların bırakılması şu veya bu biçimde sağlanmaya çalışılır... Ya da hadise açığa çıkmadan önce, çaktırmadan kapatılır...

Çünkü karanlık işlerin içinde mutlaka yüksek düzey birileri vardır... Ya da yandaşlarının başına iş açılmaması açısından, ahbap çavuş ilişkisiyle devreye girmek zorunda kalırlar.

Hırsızlıklar, yolsuzluklar, vurgunlar böylece örtbas edilir.

Geçtiğimiz aylarda Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı İ. Melih, DGM Savcılığı tarafından gözaltına alınmıştı. Demirel devreye girdi, adamın salıverilmesi sağlandı!

Türkiye'nin sıkıntısı işte burada yatıyor.

Bir sürü çete, örgüt ve hırsız, arkasındaki siyasi güç sayesinde gübrelenip topraktan fışkırıyor.

Medyanın bir kesimi derseniz, orası başka bir álem!

‘‘Benim hırsızım iyidir... Benim teröristim iyidir... Benim din tüccarım iyidir...’’

Türkiye'yi bu mantık, bu anlayış batırıyor.

Bu durumda polis ne yapsın, yargı ne yapsın?

Size daha da açık söyleyeyim, bu görünmez eller zaman zaman yargıya da uzanıyor ve maalesef etki altına alıyor.

***

Yukarıda kullandığım ‘‘Benim din tüccarım iyidir’’ cümlesine bir örnek vermek isterim.

Adına Cüppeli Ahmet Hoca denilen bir adamın vaaz kasetlerini Uğur Dündar ortaya çıkardı. Din adamı geçinen Cüppeli şimdi tutuklandı. Bu adamın sözleri iğrençti. Depremlerde can veren 30 bin insanımıza korkunç bir dille saldırıyor, onlara ve geride bıraktıkları yakınlarına hakaret yağdırıyordu.

Onlar faizci oldukları ve fuhuş yaptıkları için gebermişti. Cesetleri alt alta çıkmış, bağırsakları birbirine yapışmıştı. Onları ayıramadan gömdüler! Çocuklar depremde ölmeseydi, hepsi gávur olacaktı! Böyle bir sürü pislik.

Adam ayrıca tipik bir din tüccarı idi. Vaaz verdiği yerde satış yapıyor ve müritlerini uyarıyordu:

‘‘Kasetleri kimse çoğaltmasın, herkes buradan satın alsın...’’

Çünkü çoğaltılırsa satış azalacak, adamın ticareti elden gidecekti!

Sevgili okuyucularım inanır mısınız, bizim ‘‘Müslüman’’ geçinen dinci gazeteler bırakın bu adamı kınamayı, şimdi övgü düzüyorlar ve onu savunuyorlar.

Müslümanlık bu sahtekárların eline kaldı! Dinimiz adına utanıyorum.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI