Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: Müslümanlık adına!

Emin ÇÖLAŞAN

Hikmet Uluğbay intihar girişiminde bulundu ve çok şükür ki kurtuldu. Kendini ‘‘insan’’ olarak hisseden, böyle olaylara üzülür. Bir ölüm, felaket, kaza ve hastalık, karşısındaki kim olursa olsun, ‘‘insan’’ olanı üzer.

En azından, böyle durumlarda ‘‘Oh olsun’’ denmez. Bunu diyen ‘‘insan’’ değildir. Bir başkasının kötü gününe alkış tutmak, Allah'ın kitaplarında ve hiçbir dinde yoktur. Bizim dinimizde hiç yoktur.

Dün sabah şeriatçı gazetelere bakıyorum. Bunlardan birinin manşeti, sayfanın en tepesinde, yeşil zemin üzerine büyük harflerle ve dokuz sütun üzerine aynen şöyle:

‘‘Allah azizdir. İntikam alıcıdır. Al-i İmran suresi, ayet 4.’’

Onun hemen altında manşet, doğal olarak Hikmet Uluğbay olayı. Hadiseyi hemen anlıyorsunuz. Bu Müslüman geçinenlerin görüşüne göre, intikam alıcı olan Allah, onu intihara sürükleyerek Uluğbay'dan intikamını almıştır!

Şimdi bana ‘‘Nereden çıkardın bunu?’’ diye sormayın ve aşağıda vereceğim somut örnekleri görün!

Birinci sayfanın sol tarafındaki haberin başlığı ve metni özetle şöyle:

‘‘Nedret Hanım intiharı gizlemek istiyor. FP İstanbul Milletvekili Merve Kavakçı'nın başörtüsüyle Meclis'e girmesi üzerine Meclis bahçesinde toplanarak Allah'ın emri olan başörtüsü aleyhine slogan atan Uluğbay'ın karısı Nedret Uluğbay, eşinin tabancasını temizlerken yaralandığını öne sürdü...’’

Tamamen yalan. Nedret Uluğbay böyle bir söz söylemedi. Ama kin ve nefret sayfadan boşalmaya başlıyor. Böyle bir haberle, başörtüsü aleyhine slogan attığı iddia edilen Nedret Uluğbay'dan güya intikam alınıyor. Üzücü bir olay olmuş ve bir eş, kocasının intihar girişimi üzerine perişan duruma düşmüş. Acılı eşten alınan intikam, türbanla bağlantılı!

***

Sayfanın sağ tarafındaki haber şöyle:

‘‘İmam hatip liselerine darbe vuran Uluğbay, kendini de vurdu. Milletin kendi parasıyla yaptırdığı imam hatip liseleri ve Kuran kurslarının kapısına kilit vurmasıyla tanınan, imam hatip liselerinin köküne kibrit suyu döken Hikmet Uluğbay'ın intihar girişiminde, Eyüp Sultan Camii'nde haftalarca tüm mağdurlar ve ailelerinin bir ağızdan haykırdıkları duaların etkili olduğu dile getiriliyor.’’

Şunların ‘‘insanlığına’’ ve ‘‘Müslümanlığına’’ bakın siz! Neredeyse zil takıp oynayacaklar. Üzücü bir olayı, Uluğbay'a topluca beddua edilmesine(!) bağlamaktan bile çekinmiyorlar.

Bu haberi desteklemek ve edilen ‘‘bedduaların’’ ne kadar etkili olduğunu bir kez daha vurgulamak amacıyla, aynı haberin altına iki fotoğraf koymuşlar. İlki, Deniz Kuvvetleri eski komutanı Güven Erkaya. Fotoğrafaltı aynen şöyle:

‘‘28 Şubat sürecinin baş aktörlerinden. Şu anda kalınbağırsak kanserinden muzdarip.’’

Diğer fotoğraf Jandarma eski komutanı Teoman Koman'a ait. Altında şöyle yazıyor:

‘‘Dayatma sürecinin diğer aktörü. İçi boşaltılan banka dolayısıyla mahkemede yargılanacak.’’

Vermeye kalkıştıkları mesaj şu:

‘‘Bizimle uğraşanın sonu budur. Allah onu ya kanser yapar, ya mahkemelik eder, ya da intihara sürükler.’’

Güler misiniz, ağlar mısınız!

Eğer bu mantık doğruysa bugüne kadar ölen, hastalanan, kazaya uğrayan bütün Fazilet yandaşları, Allah'ın gazabına mı uğramıştı? Ya da Fazilet milletvekili iken kaza geçirip felç kalan Aydın Menderes günahkár mıydı? Kanal-7'nin sunucusu Ahmet Hakan ağır bir kaza sonrasında haftalarca yatmıştı. Allah onlardan intikam mı almıştı?

Bu sakat mantık neyin nesidir?

***

Daha bitmedi. Birinci sayfanın altında Abdurrahman Dilipak isimli birinin köşe yazısı var. İkinci cümlesi aynen şöyle:

‘‘Uluğbay'ın durumu kötü. Canını yaktığı küçücük kızların (türbanlılar olsa gerek) ahı tuttu.’’

Yazısını, Hikmet Uluğbay için bir notla bitiriyor:

‘‘Uluğbay intihara teşebbüs etmiş. Yazık. Onun bu hali yaşayanlara ders olsun. O da yaşasın ve görsün. Onu ve onun gibileri Allah'a havale ediyorum. Ben onu affetmeyeceğim. Bir gün pişman olur ve af dilerse, affetsem bile olanları unutmayacağım.’’

Kin ve nefreti görüyor musunuz! Uluğbay özür dilese de affetmezmiş! Sen kimsin de, Uluğbay gibi bir pırlanta senden özür dileyecek!

***

Aynı gazetenin bir diğer ‘‘aslan parçası’’ da köşesinde döktürüyor. Bu vatandaş karakolda doğru söyleyip mahkemede şaşanlardan olduğundan, ismini vermeye gerek görmüyorum... Çünkü yazdıkları dava konusu olduğunda, örneğin Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi'ne verdiği ifadelerde ‘‘Benim köşemde çıkan o yazıyı ben değil, Kırıkkale'da falanca kişi benim haberim olmadan yazmış’’ diyebilen bir ‘‘Müslüman'dır’’. Bu şahıs -veya onun köşesini habersizce(!) kullanan biri- dün şöyle yazıyor:

‘‘Alma mazlumun ahını, çıkar aheste aheste. Okulları ve (Kuran) kursları kapatılan o kızcağızların gözyaşları öylece kalacak mıydı? Böyle düşünenler Uluğbay'ın akıbetine bakıp ibret alsın. Düşünsünler kendi akıbetlerini.’’

Yine aynı gazetede Serdar Arseven isimli biri şöyle diyor:

‘‘Etme bulma dünyası... Mazlumun ahı, devirir şahı... Uluğbay söz konusu olduğunda öyle bir oturuyor ki bu atasözleri... Billur gibi bir silsilenin KEMİK SIZLATAN son unsuru Uluğbay şimdi yoğun bakımda.’’

***

Görüyorsunuz, neredeyse zil takıp oynayacaklar. Üzücü bir olay nedeniyle çok mutlular! ‘‘Oh olsun, Allah senden intikamını aldı’’ diyorlar. Hadiseyi din sömürüsü konusu yapmaya kalkışıyorlar.

Bundan sonra şeriatçı kesimden birileri vefat etse, hasta olsa, kaza geçirse, bir felakete uğrasa, başkalarının da onlara ‘‘Oh olsun’’ deme hakkı mı doğacak? Düşündükçe utanıyorum, midem bulanıyor.

Hiçbir şey demiyorum, bunlara sadece soruyorum:

Bu nasıl ‘‘Müslümanlıktır’’, bu nasıl ‘‘insanlıktır’’, bu ne biçim kin ve nefrettir? Yazıklar olsun.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI