Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: MİT olayı

Emin ÇÖLAŞAN

MİT Müsteşarı, yanında Washington'a atandığını söylediği Müsteşar Yardımcısı Mikdat Alpay'la birlikte açıklama yapıyor.

Hemen ardından, atama kararnamesi Çankaya'dan geri dönüyor.

Bu işin içinde bilmediğimiz bir bit yeniği var.

Böyle önemli konularda devletin ilgili makamları önceden birbirini bilgilendirir, sözlü onay alınır ve kararname daha sonra hazırlanır. Olayımızda böyle yapılmadığı anlaşılıyor ve kararname geri çevriliyor.

O halde ne oluyor?

MİT Müsteşarı, yardımcısı Mikdat Bey'le birlikte yaptığı açıklamalar nedeniyle büyük tepki aldı. Ecevit, açıklamanın kendi bilgisiyle yapıldığını söyledi. Sonra söylentiler çıktı:

‘‘Ecevit, MİT'i özellikle Kürtçe yayın konusunda MHP'ye karşı kullanmaya kalkıştı ve MİT'e açıklama yaptırdı...’’

Sonra bu söylentilere diğerleri eklendi:

‘‘İşin içinde Mesut Yılmaz var. Aslında Mesut Bey Ecevit'i oyuna düşürdü. Atama konusunda ise Ecevit Çankaya'dan istekte bulunup kararnameyi geri çevirmesini istedi...’’

MİT Kürtçe yayından yana olduğunu açıklarken ‘‘Askerler de bizim gibi düşünüyor’’ dedi. Bu sözler askerlerden çok büyük tepki aldı. MİT Müsteşarı onun üzerine ‘‘Sözlerim benim kişisel görüşlerimdi’’ demek zorunda kaldı.

Sonrasında kendisine ‘‘Devletin memuru görüşlerini sadece ilgili devlet kademelerinde açıklama hakkına sahiptir’’ denildi.

Ekonomide yaşadığımız açmazlar yetmiyormuş gibi, başımıza bir de bu konu çıktı. Tam unutulduğunu düşünmeye başlarken, bu kez de Mikdat Alpay'ın kararnamesi Çankaya'dan geri çevrildi ve ortaya ciddi bir kriz daha çıktı. Devlet bir kez daha yara aldı.

***

Fakat hadise bu kadarla da bitmeyecek. Kürtçe televizyon konusunda önceki gün Anayasa Mahkemesi Başkanı da devreye girip değerli görüşlerini açıkladı:

‘‘Olabilir, mümkündür.’’

Anayasa Mahkemesi Başkanı bir yargıçtır ve belli konularda konuşamaz. Bazı konular ileride önüne gelecektir. O konularda karar vereceklerden biri de kendisidir.

Bu yaptığına hukuk deyimiyle ‘‘ihsas-ı rey’’ denir.

Yani ‘‘vereceği oyu önceden belli etmek’’.

Bunu hiçbir yargıç yapamaz. Hukukun bu temel kuralını hukuk fakültelerinin üç aylık öğrencileri bilir de, Anayasa Mahkemesi Başkanı bilmez mi?

Elbette bilir. O halde bu sözleri bilinçli olarak söylemiş olduğunu kabul etmek gerekir. Belki de herhangi bir siyasete yakın durup destek vermek için.

Kürtçe televizyon konusu kabul edildiği takdirde, konu belki de Anayasa Mahkemesi'nin önüne gidecek.

Mustafa Bumin Beyefendi o zaman ne yapacak?

Bütün bunlar olurken, akıllara bir soru geliyor:

‘‘Kürtçe televizyona MİT Müsteşarı yeşil ışık yakıyor, ardından aynı şeyi Anayasa Mahkemesi Başkanı yapıyor, sonra MİT kararnamesi geri çevriliyor. Türkiye'de kapalı kapıların ardında bir şeyler dönüyor ama neler dönüyor?..’’

Biz saf ve cahil vatandaşlar olanları anlamıyoruz da!

KÜBA SOYTARILIĞI

Tam sekiz adet DSP'li ve MHP'li milletvekili ‘‘dostluk grubu’’ adı altında günlerden beri Küba'yı ziyaret ediyor. Yanlarında bir alay da gazeteci.

Bunların haberlerini her gün gazetelerde okuyoruz, resimlerini görüyoruz.

Plaja gidiyorlar, oradan bir görüntü: Kumlara yatmışlar, önlerinden geçen mayolu hatunları seyrediyorlar.

Bir diğeri başına Che Guevera şapkası geçirmiş, atraksiyon yapıyor.

Öbürü puro fabrikasında çalışan genç kıza sarılmış, öpüyor.

Küba ahalisine bozkurt işareti öğretiliyor! Sonra başka bazı işaretler: Sağ el yumruk yapılıyor, başparmak iki parmağın arasına sokulup el sallanıyor.

Küba barları, meyhaneleri, gece kulüplerinde tatlı geceler, tatlı olaylar...

Bir sarayın banyosu gezilirken, bizim milletvekillerinden öneri: ‘‘Rahşan Hanım da keşke bu banyoda yıkansa...’’

Pespayelik, magazin, ciddiyetsizlik. Türk basını günlerden beri bu ekibin marifetleriyle dolu. Milletin vekillerinin Küba gezisi, ekranlardaki cıvık ve düzeysiz televole programlarına döndü.

Herhangi bir ülke ile ‘‘dostluk’’ böyle mi kurulur? Nitekim Küba yetkilileri bile bu ciddiyetsizliğe tavır koymuşlar.

Türkiye kaynıyor, Meclis'te önemli konular görüşülüyor, sendikalar dün meydanları dolduruyor ve bizim milletvekili beyefendiler Küba'da kebap yapıyor! Hem kebap, hem tatil! Yoksa bir ayda çok mu yoruldular!

Heyetin başkanı ise DSP milletvekili, DİSK'in eski başkanı Rıdvan Budak.

Bunlar ‘‘milletimizin vekilleri’’ olduğundan, kendilerinden hiç kimse hesap soramaz. Yedikleri içtikleri ve Küba'da yaptıkları, bu olayda da yanlarına kár kalacaktır.

Aferin, aferin onlara!

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI