Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: Milletin vekilinin lojmanı

Emin ÇÖLAŞAN

Türkiye'de her seçimden sonra ortaya çok ciddi bir sorun çıkar ve aylar boyu sürer. Buna hiç kimse, hiçbir makam ve hiçbir yetkili çözüm bulamaz.

Milletvekili lojmanlarının, eski sahipleri tarafından boşaltılması ve yeni gelenlere verilmesi.

Milletvekili lojmanı güzeldir. Eskiden içine eşyası, buzdolabı, çamaşır makinesi falan da konulup verilirdi. Bu uygulama şimdi değişti. Artık eşyasız veriliyor.

Lojman sayısı ancak bunların sayısına yetiyor.

Fakat gelin görün ki, her seçim sonrasında, seçilemeyen bazı milletvekilleri, bu lojmanları boşaltmamakta direniyor. Bir anlamda devletin malını işgal ediyor, işi pişkinliğe, yüzsüzlüğe vuruyor. Bazıları bin dereden su getiriyor:

‘‘Benim kiracım çıkmadı, onu çıkarın, ben de lojmanı boşaltayım...’’

‘‘Bana üç ay daha süre verin, çocuğun okulu bitsin...’’

Böyle bir sürü ipe sapa gelmez gerekçelerle devlet malında işgalciler oturuyor. Bunlar sıradan kimseler değil. Bunlar ‘‘milleti’’ parlamento çatısı altında temsil etmiş adamlar.

Devletin bir memuru başka yere atandığında, lojmanında böyle aylar boyu oturmaya kalkışsa, onu iki günde polis zoruyla atarlar.

Ancak Meclis Başkanlığı bu konuda son derece duyarsız davranıyor ve ancak yumurta kapıya geldiğinde, yeni lojman sahipleri feryada başladığında devreye giriyor.

Siz lojmanı boşaltmamakta direnen eski milletvekillerinin kapısına gönderin zabıta güçlerini, başlatın yasal işlemleri de, ondan sonra görün o işgalci tiplerin ne yapacağını!

***

Sadece bu kadar değil. Geçmiş yıllarda, hatta geçen dönemde, kendisine verilen lojmanda oğlunu, kızını, damadını, başkalarını oturtan siyasetçiler de gördük biz!

Bunlara bir kez yol açarsanız, engel olmazsanız, arkasını kesemezsiniz.

Siz eğer lojman işgalcisi olan ve işi pişkinliğe vuran eski milletvekilleri için derhal ve en ciddi biçimde yaptırım uygulamazsanız, bu yarayı hiçbir ilaçla kapayamazsınız.

Şimdi olduğu gibi, her seçim sonrasında bu kepazelik aynen yaşanır.

İşin ilginç yanı, şu anda bakıldığında, bu işgalciler arasında geçen döneme ilişkin her partiden eski milletvekillerini görüyoruz.

ANAP, DYP, CHP, FP, DSP, DTP...

Demek ki bunlar, kendi çıkarları söz konusu olduğunda tamamen aynı davranışı sergilemekten çekinmiyorlar. Oysa Meclis'te belki kapışıyor, birbirlerini şu veya bu konuda suçluyorlardı!

Ama iş lojman işgalciliğine geldi mi, hepsi aynı safta yer tutuyor.

Daha da ilginci, şu anda kaçak durumunda olan Fazilet eski milletvekili İbrahim Halil Çelik'in lojmanı da henüz duruyor. Orada belki aile bireyleri oturuyor.

Bir zamanlar DEP kapatılmış, bazılarının milletvekilliği hapis cezaları nedeniyle sona ermişti. Onlar hapiste idi ama lojmanları duruyordu. Aileleri orada oturuyordu.

Meclis bir KİT olmuş, kimse olup bitenin farkında değil. Bir şeyin farkına varılması için aylar geçiyor. İşin sahibi yok, hadisenin üzerine gidecek kimse yok...

Çünkü orada her şey siyasete endeksli.

Türkiye çok değişik bir ülke. Böylesi dünyada herhalde bulunmaz!

AKAY KAVŞAĞI

Bir trafik kargaşası düşünün ki, bundan birkaç gün önce Cumhurbaşkanı'nın konvoyu bile orada tıkanıyor!.. Korumalar araçlardan atlayıp duran makam aracının çevresinde etten duvar örüyor. Gazetelerde bu haber, fotoğraflı olarak yayınlanıyor.

Türkiye'nin her yerinde olduğu gibi Ankara'da da Cumhurbaşkanı'nın konvoyla geçmesi önemli olaydır. Trafik dakikalar önce kesilir ve görkemli konvoy sel gibi akıp gider.

Ankara'nın göbeği, belediyenin sorumsuzluğu nedeniyle bir yıldan beri altüst oldu. Yerin altına toplamı iki kilometreyi geçmeyen tünel kazılacak.

İnşaat bir türlü bitmiyor. İ. Melih bunu 29 Ekim 1999 günü hizmete açacağını söylüyordu. Şimdi bitim tarihi 2001 yılına ertelendi.

İnşaat bir yapılıyor, bir yıkılıyor. Her yapım ve her yıkımda, herhalde müteahhit firmaya yeni paralar ödeniyor.

İşin kaç milyon dolara çıkacağını burada üçüncü kez soruyorum, kimseden tık yok.

Ankara'nın göbeği altüst edilmiş durumda. Yetkili kişi ortaya çıkıp ‘‘Arabanızla Akay kavşağından geçmeyin, başka yolları kullanın’’ diyor. Peki hangi yolları kullanalım? Başka yol var mı? Varsa söylesene!

Halkın trilyonları gidiyor. Soru soruyoruz, belediyeden ve devletin hiçbir ilgili makamından ses gelmiyor.

İyi ama bu belediyeye bunları soracak bir makam Türkiye'de yok mudur? Bir yanda ekonomik durgunlukta işyerleri kapanıyor, parasızlıktan on binlerce insan sokağa atılıyor, en gerekli yatırımlar durduruluyor, öbür tarafta ise trilyonlar toprağa gömülüyor, iş bir türlü bitmiyor, Ankara'da büyük bir rezalet yaşanıyor...

Ve bu rezaletin Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne mesafesi 200, İçişleri Bakanlığı'na sadece 100 metre!

Cumhurbaşkanı, başbakan ve on binlerce insan orada her gün, her saat, her dakika tıkanıyor. Araç kuyruğu Akay'dan Kavaklıdere'ye ulaşıyor. İnşaat bir yapılıyor, bir yıkılıyor. Sanki Ankara ile alay ediliyor.

Ne gariptir ki halk duyarsız, şu ihaleyi kurcalayacak bir makam, bir sorumlu kişi ortada yok.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI