Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: Kana boyalı ekranlar

Emin ÇÖLAŞAN

HEPİMİZ günün belli saatlerinde ekran karşısına geçiyoruz. Haberleri, dizileri, filmleri, magazin ve spor programlarını izliyoruz.

Burada isim vermek istemiyorum ama ciddi yayın yapan birkaç kanal dışında her türlü cıvıklığı her an karşımızda görüyoruz.

Baldırbacak, asparagas, ucuz mankenler, ucuz sanatçılar...

Adına ‘‘magazin dünyası’’ denilen álemin rezillikleri...

Aileleri tedirgin eden yayınlar...

Çocukların asla görmemesi gereken sahneler...

Ama kimin umurunda!

***

Bugün ekranlardaki kan ve şiddetten söz etmek istiyorum. Bir veya iki istisna dışında, film ve dizi gösteren hangi kanalı açarsanız açın, karşınıza kan çıkıyor.

Silahlar konuşuyor. Ateş ediliyor.

Birileri ölüyor.

Her filmde, her dizide katiller var, öldürülenler var.

Sonra yumruklar konuşuyor.

Tabancalar ve bıçaklar çekiliyor. Bu da yetmiyor, otomatik silahlar ölüm kusuyor.

Cankurtaran sesleri, polis sirenleri...

Sonra işkence sahneleri geliyor.

Bankalar, işyerleri, evler soyuluyor.

Birbiri ardına cinayetler işleniyor.

Bir anda karşınıza kanlı suratlar, kan fışkıran bedenler çıkıyor.

İnsanlar kaçırılıyor.

Vahşet sahneleri birbirini izliyor.

***

Özür dilerim ama böyle durumlar günlük yaşamda bu kadar yoğun mu? Hayatımızın her saniyesinde kan, vahşet, cinayet, soygun mu var?

Bunları her gün ekranlardan izlemek zorunda bırakılan bir toplumuz.

İnanın ki her şeye rağmen, psikolojik açıdan son derece sağlammışız!

Aksi takdirde hepimizin bir manyak, çılgın, soyguncu, katil olmamız gerekirdi.

Diyelim ki bizim kuşaklar bu vartayı atlattı... Çünkü bizler böyle büyümedik. Yaşantımızda bu ekranların önemli bir yeri yoktu.

Ama dikkat ediniz, günümüzün çocukları bunlarla büyüyor. O küçücük beyinlere biz her gün ekranlardan bu pisliği şırınga ediyoruz.

Bu nasıl iştir?

Bu hadiseden sorumlu olması gereken kişiler ve makamlar nerededir?

RTÜK belli konularda televizyon kanallarına ceza veriyor, hatta bazen kısıtlama getiriyor.

Peki ama şu yukarıda anlattığım sahnelerin hiç mi yaptırımı yoktur? Eğer yoksa, hiç mi olmayacaktır? Bu televizyon kanalları kendilerini hiç mi denetlemezler? Bunların çoluk çocuğu yok mudur?

Fazla televizyon izleyen biri değilim. Bazen tıklarken Kanal E'ye bakıyorum. Buradaki filmlerde kan olmadığını görüyorum. Genelde aile filmleri... Aşk, komedi, dram...

Demek ki böylesi de olabiliyor.

***

Bu yazdıklarım sadece film ve diziler için geçerli değil. Haber programlarında, haber saatlerinde de aynı kepazelik karşımıza çıkıyor.

Bizim habercilerimiz nedense kana, cesede, vahşete, cinayete karşı son derece ilgili!

Bir trafik kazası olmuş, ille de ekrana kan revan içinde cesetler, kan revan içinde ve inleyen yaralılar getirilecek!

Yaralılar araçtan çıkarılırken onların tüyler ürperten feryatları ekrandan bizlere yansıtılacak!

Yok kardeşim, izlediğimiz yabancı kanalların hiçbirinde böyle bir habercilik anlayışı yok.

Adam köprüye çıkmış, intihar gösterisi yapıyor. Dama çıkmış, karısını geri getirmezlerse aşağı atlamakla tehdit ediyor.

Adam vücudunu jiletle doğrayıp kanatıyor.

Travesti, polise satırla saldırıyor.

İzle babam izle! Hep birlikte bunları izliyoruz. Sağolsunlar, sadece küfürlerin yerine bip bip sesi koyuyor bizim haberci arkadaşlar. Buna da şükür!

Bir film seyredeyim deseniz, karşınızda yukarıdan beri anlattığım sahneler. Dizide aynı sahneler. Haberleri açın, yine aynı sahneler.

Hatta çoğu kez magazinde aynı, sporda aynı.

En azından ağız dalaşı var.

Vallahi bu yayınlara sinir sistemi dayanmaz.

Ne bireysel sinir sistemi, ne de toplumun sinir sistemi.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI