Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: İyi düşünelim

Emin ÇÖLAŞAN

Gerektiğinde Apo ile aynı sazı çalan şeriatçı medya şimdi bazı olayları sömürü konusu yapmaktan hiç utanmıyor. Şu görüşü savunuyorum:

‘‘Apo idam edilmeyi binlerce kez hak etmiştir. Ama böyle olaylarda serinkanlı düşünmeliyiz. Eğer terörü azaltmak ve teröre bundan sonra vereceğimiz yeni kurbanların sayısını en alt düzeye indirmek istiyorsak, Apo'nun elimizde olmasını bir pazarlık konusu yapalım. Eğer bu kozu kullanarak, özellikle bu bataklığı yaratan Avrupa ülkelerini belli konularda ikna edebilirsek, teröre verdikleri desteği kısabilirsek, bu bizim için bir kazanç olur.’’

Bir an düşünün ki, bu amaca ulaşmışız ve binlerce insanımızın canını kurtarmayı başarmışız. Avrupa'dan kesin güvenceler alıp o canları kurtarma karşılığında Apo'yu ömür boyu bir hücrede tutmak Türkiye için iyi midir, kötü müdür?

Eğer aranızda ‘‘Binlerce can yitirmeye devam edelim, ama Apo derhal asılsın’’ diyen varsa onu elbette bilemem.

Ama burada işin püf noktasını da atlamayalım. Bu önerinin gerçekleşme olasılığının çok az olduğunu ben de biliyorum. Belki milyarda bir olasılıktır. Ama denemeye değmez mi?

***

Bizim şeriatçı basının işi sürekli olarak yalan ve iftira üretmektir. Bunlar kafadan yazarlar, bol kepçe atarlar. Ben PKK ile mücadelesini gerek bu sütunda ve gerekse diğer ortamlarda yıllardan beri sürdüren bir gazeteciyim. Şimdi kalkıp da ‘‘Apo'nun idamına karşı çıkıyor’’ demek ayıptır, yalanın en büyüğüdür. O katilin idamına karşı çıkmak ayrı şeydir, bu öneriyi getirmek ayrı bir şeydir.

Türkiye eline bir koz geçirmiştir ve bu kozu sonuna kadar kullanmalıdır. Benim söylediğim budur.

Baktık ki bütün bu girişimlerden sonuç alamıyoruz, o takdirde Apo'nun işi İmralı'da beş dakikada bitirilir ve hak yerini bulur.

Burada bir şey daha belirtmek isterim. Yukarıda sözünü ettiğim ‘‘pazarlık’’ elbette kolay iş değildir. Yapılırsa açıktan yapılmaz. Son derece gizli diplomatik yöntemlerle gerçekleşir ve dünyanın her ülkesi gerektiğinde böyle pazarlıklara girişir.

Bu iş nasıl başlatılır, nasıl yapılır, kimler yapar, olur mu, olmaz mı, olursa nasıl sonuçlanır, onları biz bilemeyiz. Ama bunu yapmamız gerekir.

Bunu istemek, Apo'nun idamına karşı çıkmak değildir.

Bunu istemek, elimize geçmiş olan bir kozu son dakikaya kadar iyi kullanmak ve terör olayını kendi lehimize çevirmektir.

Bundan sonraki canlarımızı kurtarmaktır.

Şimdi top bizde. Bırakalım biraz da Avrupa düşünsün, teröre çanak tutan diğerleri düşünsün.

***

Lütfen serinkanlı düşünelim. Bizim için önemli olan Apo'yu derhal ve kayıtsız şartsız asmak değil, elimize geçen fırsatı sonuna kadar iyi kullanıp kendi çıkarlarımız doğrultusunda davranmaktır.

Eğer sonuç olumlu olursa ne álá! Alınmazsa hepsinin canı cehenneme. Apo işte o zaman idam edilir ve hak yerini bulur. Avrupa'ya deriz ki ‘‘Biz size son bir şans tanıdık, el uzattık ama onu da geri çevirdiniz’’.

Bu söylediklerimin birileri tarafından ‘‘sömürü konusu’’ yapılması hiç önemli değildir.

Önemli olan çok küçük bir olasılığı değerlendirip, bundan sonra teröre kurban vereceğimiz canlardan hiç değilse bir bölümünü kurtarmaktır.

Vatanını, insanlarını seven hangi aklı başında insan buna ‘‘hayır’’ diyebilir?

DİYANET'İN SESİ

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz, tarikatlar ve cemaatler hakkında geniş bir araştırma yaptırmış. Yavuz Donat'a diyor ki ‘‘Bunların asıl amacı dinimizi öğretmek değil. İşin içinde çeşitli çıkarlar var. Siyasal çıkar, para, nüfuz... Dinimizde aracı yok. Ama tarikatçı, sanki manevi yol gösterici! Din konusunda cehalet var. Bu cehalet saf insanlarda ‘tarikatlara teslimiyet' gibi bir durum ortaya çıkarıyor’’.

Sözleri çok doğru. Eğer Yılmaz’a saygı duymasaydım, bu sözlerinden sonra kendisine ‘‘Günaydın efendim, bu gerçekleri yeni mi öğrendiniz?’’ diye sorardım.

Bugün Allah adına yola çıkanların çoğunun, maalesef sahtekár ve üçkáğıtçı olduğunu görüyoruz. Bunların medyasına bakın, bazı köşe yazarlarını okuyun, bu yazdıklarımın tamamen doğru olduğunu görürsünüz. Pek çoğu, Allah'ın adını ve yüce dinimizi kullanıp köşeyi dönen uyanıklardır.

Fakir fukara Müslümanı iliğine kadar sömürürler, karşılığında Diyanet İşleri Başkanı'nın da belirttiği gibi siyasal ve parasal çıkar elde ederler. Bir de kadınlarımızı ve genç kızlarımızı türbanla sömürüp öne sürerler.

Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz, bu acı gerçeklerin ve dinimizin bunların elinde nasıl oyuncak edildiğinin, camilerde müminlere aktarılmasını keşke sağlayabilse. Acaba buna gücü yeter mi?

TEOMAN EREL

Türkiye'de gazeteci vardır, üçkáğıtçı ve iş bitiricidir. Türkiye'de gazeteci vardır, sapına kadar namusludur. Teoman Erel işte bu ikinci kesimden bir gazeteci, köşe yazarı idi. Kalemi satılık değildi, kiralık değildi. Yazılarını zevkle okurduk.

Onun dostu, arkadaşı olmak hepimiz için onurdu.

Teoman'ı bundan tam beş yıl önce bugün, bir trafik kazasında yitirdik. Onu özlüyoruz, anılarını yüreğimizde yaşatıyoruz.

Bugün saat 11.00'de Cebeci'de Asri Mezarlık'taki mezarının başında Teoman için mütevazı bir anma töreni yapılacak.

Allah rahmet eylesin, nur içinde yatsın.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI