Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: İşte cezaevleri tablosu

Emin ÇÖLAŞAN

Dünkünün devamı olan bu yazıda size Türkiye'deki cezaevi gerçeğinden kısaca söz etmek istiyorum. Şu anda içeride tutuklu ve hükümlü olarak toplam 67.500 kişi var. Hele büyük kentlerdekilerin hemen hepsi, sağlıksız ve disiplinsiz koğuşlarda üst üste.

Koğuş sistemine karşı yeni girişimler yapılıyor. Yakın geçmişte 11 adet F tipi cezaevi ihalesi yapıldı. Bunlar anahtar teslim olacak. Her birinin maliyeti ortalama 2.5 trilyon lira.

Tekirdağ, Kocaeli, Ankara ve İzmir'de ikişer adet. Diğerleri Edirne, Bolu ve Adana'da.

Bolu, Tekirdağ, Kocaeli, İzmir, Ankara ve Edirne önümüzdeki mayıs ayında, diğerleri ise 2001 başında bitecek.

Bunlar yüksek güvenlikli cezaevleri. Oda sistemine göre kuruluyor. Koğuş yok. Her birinde 373 kişi kalacak. 103 adet 3 kişilik, 64 adet tek kişilik oda olacak. Uluslararası kurallar uyarınca, eşcinsel ilişkiyi önlemek için iki kişilik oda olmuyor.

İşin ilginç yanı, cezaevi sorununun en yoğun olduğu İstanbul'da yeni cezaevi yapılamıyor!.. Çünkü devlet arsa bulamıyor!

***

Bu cezaevlerinin yapım parası devlet bütçesinden çıkmıyor. Adalet Bakanlığı İş Yurtları gelirlerinden veriyor. Bu para aynı zamanda adliyelerin bütün gereksinmesini de karşıladığı için ödenekler adliyelerden kesilmiş oluyor.

Dahası var! Aynı oda sistemiyle Bayındırlık Bakanlığı tarafından yaptırılmakta olan Diyarbakır ve Denizli cezaevlerinin yapımı 1996 yılından beri sürüyor ve bir türlü bitmek bilmiyor. Para bulunursa bu yıl eylül ayında bunların da inşallah bitmesi bekleniyor!

Ayrıca Ankara'nın Ayaş İlçesi'nde yapımına 1987 yılında, bundan tam 14 yıl önce başlanan 2 bin kişilik bir cezaevi var. Ödenek yokluğundan inşaat kabasıyla duruyor. Ancak duvarları falan tuğladan yapıldığından, bitse bile buraya terörist koymak mümkün değil.

Ayrıca 73 adet koğuş sistemli cezaevinin tamamı, bu yılın sonuna kadar oda sistemine geçmiş olacak. Bunların da parasını Adalet Bakanlığı, yine iş yurtları ödeneğinden karşılıyor.

Yani işi devlet kurallarına göre Bayındırlık Bakanlığı ihalesine çıkardığınızda, proje asla bitmiyor. Ya uzun yıllar sürüyor, ya da tıkanıp kalıyor. Maliyet artıyor.

Bunların dışında, Türkiye'de oda sisteminden oluşan, ancak odaları tek tip olmayan 3 cezaevi daha var. 500 kişilik Kartal, 400 kişilik Eskişehir ve 300 kişilik Bingöl. Bunlar da şu anda tıka basa dolu.

İşte bu yüzden, Hizbullah katillerinin nereye konulacağı bilinemiyor.

***

Türkiye'de cezaevleri sorunu değil, cezaevleri rezaleti var. Adalet Bakanlığı 2000 yılı bütçesinde cezaevleri için 43 trilyon istemiş, sadece 18 trilyon verilmiş. Bunun 11 trilyonu yapımı devam eden cezaevlerine, 3 trilyonu onarımlara, 2 trilyonu kamulaştırmaya, 1 trilyonu makine teçhizat alımına, 600 milyarı taşıt alımına harcanacak.

Para yetmiyor!

Her mahkûm ve tutukluya, günde üç öğün beslenme parası olarak günde 700 bin lira ayrılıyor. Bu parayla kime ne vereceksiniz? Adalet Bakanlığı bu cari harcamalar için 2000 yılı bütçesinde 67 trilyon istemiş, sadece 21 trilyon verilmiş.

Para yine yetmiyor!

Yeni yapılmakta olan cezaevleri için Maliye'den kadro alınamıyor. Buralara yeni ve eğitilmiş ekipler gelmesi öngörülüyor. Ama bu koşullarda hiç kimse cezaevlerinde görev almak istemiyor. Bu riskli yerlerde görev yapanlara tanınan bir ücret ayrıcalığı yok.

Örneğin cezaevlerine öğretmen, psikolog, sosyal hizmet uzmanı, diş hekimi, uzman hekim bulunamıyor. Bugün Türkiye cezaevlerinde görevli bir tek uzman hekim bile yok. Tümü pratisyen.

***

Gördüğünüz gibi, durum hiç de iç açıcı değil. İçeride binlerce, belki on binlerce terörist, mafya mensubu, çeteci var ve bunları koğuşlarda tutmak zorunda kalıyorsunuz. Koğuşlar bunlar için bir okul. Cezaevleri ‘‘caydırıcı’’ olma niteliğini çoktan yitirmiş.

Bu koşullar altında bile F tipi cezaevlerine bütçeden para verilmiyor ve Adalet Bakanlığı her şeyi kendi olanaklarıyla sağlamaya çalışıyor. Bunların yapımına harcanan her kuruşu da, adliyelerin káğıt kalem, bilgisayar ve diğer harcamalarından kesiyor.

***

Ben devleti yönetenler arasında olsam, ne yapıp yaparım ve cezaevleri sorununa en kısa zamanda çözüm bulurum. Oralarda olupbiteni her gün medyadan izliyoruz.

Her gün isyan, her gün olay... Bazılarında devletin sözü geçmiyor. Personel sindirilmiş, korkutulmuş. Cezaevlerini teröristler ve mafya, koğuşlardan yönetiyor. İBDA-C tutukluları cezaevi avlusunda kurban kesiyor, içeride silahlar, palalar, cep telefonları!.. Adamların koğuşlarına baskın yapıyorsunuz, püskürtüyorlar. Ancak üçüncü baskında özel ekiplerle içeri girip bunları dağıtmak mümkün oluyor.

Düşünün ki, Adalet Bakanlığı yetkilileri, sayısı giderek artan Hizbullah takımının hangi cezaevlerine konulacağını kara kara düşünüyor! Belki de mümkün olsa, polise çağrı yapıp ‘‘Yakalamayın bunları’’, yargıya çağrıda bulunup ‘‘Yerimiz yok, tutuklamayın bunları. Biz koğuşlarda bunlarla baş edemeyiz’’ diyecekler!

Cezaevlerimizde tablo özetle böyle. Utanç verici, devleti küçültücü bir durum.

Eğer bir aksama olmaz da mayıs ayında 6 adet F tipi cezaevi biterse, devlet biraz olsun nefes alacak. Bitmezse, para yetişmezse, müteahhitler su koyverirse, o zaman yandı gülüm keten helva!

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI