Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: İrtica korunmuyor!

Emin ÇÖLAŞAN

HARİTA teknikeri Yaşar Gültekin, Ankara'da Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü'nde çalışıyor. Yani bir devlet dairesinde. Bu şahıs Hizbullah örgütünde yer alıyor.

Yapılan operasyonlarda yakalanıyor.

Alınan ifadesinde örgütten isimler veriyor ve özetle şöyle diyor:

‘‘1995 yılından itibaren Sincan Yeşiltepe Camii'nde ilkokul çağındaki çocuklara Kuran dersleri verdim. Silvan'da Hizbullah mezarlığını iki kez ziyaret ettik. Örgüte böylece ısındım. Kimliğimi, üç adet sürücü ehliyetimi ve özgeçmişimi örgüt mensuplarına verdim. Bunlar, İstanbul'da basılan hücre evinde çıkmış. Maaşımın yüzde 10'unu her ay örgüte verirdim.’’

Bu ifadesini hem Emniyet'te, hem de DGM savcılığında veriyor.

Hakkında dava açılıyor, DGM'de yargılanması halen devam ediyor.

*

Bu aşamada konu, çalışmakta olduğu Arsa Ofisi Genel Müdürlüğü'ne intikal ediyor. Harita teknikeri Yaşar Gültekin açığa alınıyor.

Göreve gelmiyor, ama maaşının üçte ikisi kendisine her ay ödeniyor.

Kamu görevlisi olan şahsın durumu, Arsa Ofisi Disiplin Kurulu'na havale ediliyor. Hakkındaki belgeleri inceleyen Teftiş Kurulu Başkanlığı, yasalar uyarınca Gültekin'in devlet memurluğundan çıkarılması gerektiğini resmen bildiriyor.

İşte hadise burada başlıyor. Disiplin Kurulu 3 kişi olarak toplanıyor ve bire karşı iki oyla şahsın memurlukta kalmasına karar veriliyor.

Yani siz bir kamu görevlisi iseniz ve Hizbullah örgütünün içinde bile yer almış olsanız, hatta DGM'de davanız sürüyor olsa, bunlar hiç önemli değildir!

Yine de korunur ve kollanırsınız. İşte size somut örnek veriyorum... Ve Türkiye'de böyle binlerce örnek olduğuna da inanıyorum.

Türkiye'de çok önemli kamu kurumlarının başına belli kafadaki adamlar getirilmiş.

Onlar görev başında kaldığı sürece siz hangi irtica ile nasıl mücadele edeceksiniz ey muhteremler?

RİZE'DE KURAN KURSU

Bakınız Türkiye'de başka neler oluyor... Hem de valilerin, kaymakamların, polisin, vergicilerin gözleri önünde!

Elimde bir gazete ilanı var. Aynen veriyorum:

‘‘Kız Kuran kursuna öğrenci alınacaktır. Rize merkeze 3 kilometre mesafede Bıldırcın Köyü'nde 20 dönüm meyve bahçesi içinde, bayanlardan başka kimse girmeyecek şekilde etrafı çevrili, süper donanımlı, kaloriferli kız Kuran kursuna diplomalı öğrenci alınacaktır.

Kursumuz 3 yıl devam edecek olup 15-21 yaş arası kız öğrenciler alınacaktır.

Birinci yıl görülecek dersler: Kuran-ı Kerim, yabancı dil Arapça, İngilizce, temel dini bilgiler, ev işi ve el işi dersleri, yüzme dersi, siyer-i nebi, spor, karate, judo, tekvando, bilgisayar.

İkinci yıl dersleri: Kuran-ı Kerim, Arapça İngilizce, kadın ilmihali, spor dersine devam, dikiş nakış, ev ekonomisi, bilgisayar.

Üçüncü yıl dersleri: Kuran-ı Kerim, Arapça, İngilizce, bilgisayar, ehliyet kursu-mezun olmadan önce her öğrenciye aldırılacak. Liseyi bitirmek için gerekli dersler.

Not: Kursumuz ücretsizdir. Müracaat: İzzet Çolakoğlu. Tel ...’’

*

Peki ama bu değirmenin suyu nereden geliyor? Süper donanımlı, kaloriferli, yemeli içmeli ve üç yıl süren bu kursları devlet kursa, bütçesi yetmez.

Gencecik kızlarımızı alacaksınız, oralarda ne idüğü belirsiz kafalara teslim edeceksiniz ve üç yıl bedava tarafından besleyip eğittikten sonra ortalığa salıp kendi amaçlarınız doğrultusunda kullanacaksınız.

Hem de Rize merkeze 3 kilometre uzaklıkta!

Acaba Rize'de ‘‘devlet’’ yok mudur? Bir devlet yetkilisi bu adamlara gidip ‘‘Hey arkadaş, bu yaptığınız suçtur. Parayı nereden buluyorsunuz, bu kadar masrafa katlananlar ne kadar vergi ödemiş’’ diye sormaz mı?

Sormadığı anlaşılıyor.

Evet, nereden geliyor korkunç rakamlara ulaşan bu paralar?

İslamcı holdinglerden mi, şeriatçı vakıflardan mı, bazı belediyelerden mi, parti mensuplarından mı?

*

İşin dahası da var. Kızlara judo, karate, tekvando öğretilecek. Niçin bu spor dalları seçiliyor bunlar tarafından, hiç düşündünüz mü?

Yargıtay Başkanı ve benzerleri uzayda yaşamadıklarına göre, Türkiye'nin şu tablosunu da artık öğrenmeleri gerekir. Öyle kürsülere çıkarak artistik nutuk atmakla, entel fanteziler ve kişisel atraksiyonlar yapmakla bir yere varamazlar.

Görsünler de öğrensinler. Kimlere hizmet verdiklerini iyi bilsinler.

Not: Dünkü yazımda Yargıtay Başkanı'na sormuştum. Attığı nutuklar yargının görüşleri midir, yoksa kendisinin kişisel görüşleri mi? Sözleri yargıyı bağlıyor mu? Okuduğu metni, gereken yargı mensuplarına gösterip onların görüşlerini ve onayını almış mıdır?

Herhangi bir yanıt gelmedi de!

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI