Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: HADEP olayı

Emin ÇÖLAŞAN

HADEP'i hep uyardık ‘‘Türkiye'nin partisi olun’’ diye ama dinlemediler, işlerine gelmedi. Hep PKK çizgisi izlediler, ırkçılık ve bölücülük yaptılar, Türkiye'ye karşı tavır sergilemeyi marifet saydılar. Hatta kongrelerinde Türk bayrağını bile indirdiler.

Siyasetlerini Kürtçülük üzerine tanzim ettiler. Onların PKK ilişkisini Apo bile ifadelerinde anlattı.

Şimdi Diyarbakır'da bazı HADEP'li belediye başkanlarının gözaltına alınmasını tartışıyoruz.

Hemen belirteyim, bu olay daha zarif bir biçimde yapılabilirdi. Önce ifadeleri alınır, gerekli aramalar yapılır ve daha sonra yargıya sevk edilebilirlerdi... Çünkü onların kaçma tehlikesi yoktu, yerleri ve adresleri belliydi.

Ama madalyonun öbür tarafına baktığımızda, karşımıza vahim ve düşündürücü bir tablo çıktığını üzülerek görüyoruz.

Başkan beylerin yaşamı genelde yurtdışında, hep Avrupa'da geçti. Topluca Avrupa gezileri yaptılar. Bu gezilerin sayısı 20'ye yaklaşıyor. Dış gezilerinde sürekli siyaset yaptılar, Türkiye'ye karşı mesajlar verdiler, Türkiye'nin düşmanlarıyla bir araya geldiler.

PKK'nın önde gelen adamlarından Murat Karayılan'la buluştukları da iddia ediliyor.

***

Bunların son Avrupa gezisi birkaç gün önce bitti. Almanya'da 9-12 Şubat 2000 tarihleri arasında bir toplantıya katılmışlar. O geziyle ilgili Almanca bildiri elimde.

Yayınlayan Alman kuruluşunun adı ‘‘Gesellschaft für Bedrohte Völker International’’.

Türkçesi: Uluslararası Tehdit Altındaki Halklar Topluluğu.

İsme dikkatinizi çekerim! Bildirinin altında HADEP'li belediye başkanları Feridun Çelik (Diyarbakır), Abdullah Akın (Batman), Feyzullah Karaaslan (Bingöl), Hüseyin Ümit (Hakkari), Selim Özalp (Siirt), Sehabettin Özarslaner'in (Van) imzaları var.

Türk hükümetine çağrı yapıyorlar, barışçı Kürt kuruluşlarının serbest bırakılmasını, Kürtçe yasağının kaldırılmasını, Kürtçe eğitimin başlamasını, işkencenin sona erdirilmesini, siyasi nedenlerle ceza alanlara (PKK teröristlerine) af çıkarılmasını, idam cezasının kaldırılmasını istiyorlar.

Ayrıca Türkiye'deki diğer (Kürtler dışında) dini ve etnik azınlıkların geçmişte siyasi takibe uğradığını belirtip onlara da rahat hareket etme olanağı sağlanmasını istiyorlar.

***

Bu nasıl belediyeciliktir? Adamlar iki günün birinde Avrupa gezisi yapıyorlar, halkın parasını harcıyorlar ve oralarda siyasi mesajlar içeren bu bildirileri yayınlıyorlar.

Olacak şey midir bu?

Bu mesajları niçin Türkiye'de vermiyorlar da, gidip Avrupa'da Türk düşmanları ile içli dışlı oluyorlar?

Nitekim aynı kuruluş tarafından Tilman Zülch imzasıyla yazılan 20 Şubat 2000 tarihli bir mektup da elimde.

Bu mektup Tehdit Altındaki Halklar Topluluğu tarafından Almanya Başbakanı ile Dışişleri Bakanı'na hitaben yazılmış.

İçeriğinde, ünlü Türkiye düşmanlarının katıldığı bir toplantıda HADEP'li belediye başkanlarının da bulunduğu belirtiliyor, Türkiye'ye döndükten hemen sonra gözaltına alındıkları vurgulanıyor, Türkiye şikáyet ediliyor ve önlem alınması isteniyor. Ne de olsa onların sömürgesiyiz ya!

***

Peki Avrupa'daki bu toplantılarda neler konuşuyor HADEP'li belediye başkanları? Kimi kime şikáyet ediyor? Başka hangi faaliyetlerde bulunuyor? Bugüne kadar halkın parasıyla 20'ye yakın Avrupa gezisine çıkmışlar.

Ne oluyor, ne gibi tezgáhlar kuruluyor?

Aynı soruları Türkiye'yi ziyaret eden Avrupalı bakanlara sormak gerekiyor.

İsveç, İsviçre, Lüksemburg Dışişleri Bakanları birkaç gün arayla ülkemize geldiler. Protokolde yer alan Anıtkabir ve devlet erkánı ziyaretlerinden önce HADEP takımı ve İnsan Hakları Derneği isimli kuruluşun yetkilileriyle görüştüler. Hepsi de ayağının tozuyla!

Bay Akın Birdal, kapalı kapıların arkasında bu şahıslara ne söylüyor?

Diğerleri tarafından ülkemiz aleyhine ne yalanlar uyduruluyor, ne iftiralar atılıyor, ne dolduruşlar yapılıyor?

Bu nasıl utanmazlıktır? Bu nasıl bir ihanet sürecidir?

Resmi ziyaret programları, iki ülkenin dışişleri bakanlıkları arasında anlaşmaya varılarak düzenlenir. Bizim Dışişleri uyuyor mu? Nerede İsmail Cem? Bu küstahlığa nasıl göz yumuluyor? Avrupa'ya şirin görünmek uğruna mı?

HADEP ve İnsan Hakları Derneği'nin PKK'ya yakın kuruluşlar olduğunu Apo kendisi söylüyor. Zaten gizleyemez, bunu herkes biliyor.

Ama Avrupa'dan gelip başımıza musallat olan, ulusal onurumuzu rencide eden bu ‘‘kapitülasyon komiserlerine’’ biz çanak tutuyoruz.

Unutmayalım, bunlara elimizi verirsek kolumuzu alamayız.

HADEP'li belediye başkanlarının sadece bir adet ‘‘Avrupa marifetini’’ yukarıda belgelerle kanıtladım.

Bu nasıl bir Türkiye düşmanlığıdır yarabbim, akıl almıyor.

Avrupa'yı anladık da, bunlar bizim toprağımızdan nasıl fışkırıyor?

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI