Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: Güleryüzlü Müslüman

Emin ÇÖLAŞAN

Erzurum dadaşı Naim Hoca'yı dün toprağa verdik. Naim Hoca 75 yaşında bir din adamıydı. Güleryüzlü, tatlı, sevecen, esprili, hoşgörülü, milyonların yüreğinde taht kurmuş bir insandı.

Hızlı bir Erzurumpspor taraftarı. Takımının maçlarını hiç kaçırmaz.

‘‘Namazın kazası olur ama maçın olmaz. Haydin uşaklar maça gidelim’’ diyebilen bir din adamı.

‘‘Bu yobazlara, sahtekárlara sakın kanmayın. Mustafa Kemal Paşa'nın yolundan ayrılmayın’’ diye vaaz veren bir saygın insan.

Onu basından hep izledik, sevdik. Ülkemizde örnek bir din adamıydı.

Bir de bizim klasik yobaz tipine, din adına ahkám kesen, Allah adına hüküm verme cüretinde bulunan kerameti kendinden menkul din ve iman işportacılarına bakıp Naim Hoca ile kıyaslayın.

Karanlık bir surat ve çember sakal. Gülmeyi unutmuş. Katı, bağnaz, üçkáğıtçı. Kadını ikinci sınıf insan olarak görüp sömüren, cami avlularında topladığı parayı cebine hortumlayan, genç kızlara türban bağlatıp kendi siyasal çıkarları uğruna kullanan, onları piyasaya sürüp rant elde eden bir tip!.

Allah adına hüküm vermekten kaçınmaz, Allah'la kul arasına girmekten utanmaz.

Vatan ve millet düşmanı.

Dinci bölücü.

Onun kafasında millet değil ümmet var. Türk olmak falan yok, Arap ümmetinden olmak var.

Cumhuriyet düşmanı, ordu düşmanı, halk düşmanı.

Depremde ölen 20 bin insanımıza bile saygısızlık eden, piyasaya sürdüğü kızlara ‘‘7.4 yetmedi mi’’ diye pankart açtıran kafa.

Kendi çıkarları uğruna deprem sömürüsü yapmaktan utanmayan zihniyet.

***

Bundan yaklaşık 10 gün kadar önce Şanlıurfa yöresinde hafif bir deprem olmuştu. Fazilet Partisi'nin yayın organı olan Milli Gazete'de Burhan Bozgeyik isimli şahıs 8 Ekim 1999 günü yazıyor. Özetliyorum:

‘‘Sallantının merkez üssü Şanlıurfa'nın bir kazasıydı. İki gün sonra gözüm bir gazete sayfasına ilişti. Atatürk Barajı'nda sözde su sporları yapılıyormuş. Bayan sporcular güneşlenirken Urfalılar onları seyrediyormuş... Maddi ve manevi kirlilik o beldeyi de kaplıyor. Aman dikkat diyorum. Bir ara üşenmeyip araştırmıştım. Dünyada bütün sefahat merkezlerinin akıbeti çok fena olmuştu. Tesettürü (örtünmeyi) ortadan kaldırırcasına kıyafetle dolaşmanın bedeli ağır olmaktaydı.

Kadın erkek karışık denize girilen Marmara'nın bütün sahilleri şimdi o manevi kirliliği kusuyor...’’

Yazısının sonraki bölümünde Karadeniz'e gönderilen Nataşalar yüzünden sellerin kesilmediğini, tarım ürünlerinde bereketsizlik görüldüğünü söylüyor!

2000 yılına birkaç ay kala, iktidar umutları besleyen Fazilet Partisi'nin gazetesinde işte bunlar yazıyor!

Bu kafa Türkiye'yi yönetmeye talip!

***

Dün aldığım bir faksı size aktarıyorum:

‘‘Senin dinsiz devletinin Müslümanlara yaptığı zulme karşılık Müslümanlar buna karşı seyirci kaldılar ve Allah'ın dinine yardımcı olmadılar. Allah baktı ki Müslümanlar bu dinsiz laik Kemalist rejimin domuzlarına karşı cihat etmiyorlar ve bomba patlatmıyorlar, artık bombaları kendisinin patlatmasına karar verdi ve 17 Ağustos'ta Allah'ın bombası deprem patladı.

Dinsiz rejimin temellerini öyle sarstı ki binlerce laik kafir Kemalistler geberdi.

Bilhassa işi gücü İslam dininin kökünü kazımaya çalışan ve o gece orduevinde fuhuş yapan o askerleri suçüstü yakaladı ve denizde boğdu.

İşte Allah c.c.nin intikamı bu kadar şiddetlidir. Gerçi káfirlerin yanında Müslümanlar da öldü ama olsun. Müslümanlar da uyansaydı o zaman bu başına gelmezdi.

Büyük ve yüce Atatürk dediğiniz ve taptığınız tanrınız büyük ve yüce ise o zaman bu Allah'ın gazabını savsaydı ya. Hani o neredeydi?

Unutma, bu Allah'ın ufak bir cezasıdır. Aslında en büyük ceza daha gelecektir.

Eğer damarlarında insan kanı varsa ve korkmazsan bu mektubumu olduğu gibi yayınlarsın. (Korktuğum için yayınlıyorum!)

Allah'ın selamı inananların üzerinde, laneti ise káfirlerin üzerinde olsun.’’

Altında Abdullah Yiğit diye bir imza var ama sahte olabilir.

Dikkat ediniz, adam ‘‘Allah'ın sözcüsü’’ gibi yazıyor. Tövbe estağfurullah, Allah adına söz söylüyor.

Bunlar, müminleri ve Müslümanları işte böyle kandırıyor. Bu üçkáğıtçılığa karşı çıkanları da ‘‘din düşmanı’’ ilan ediyor!

***

Bir yanda rahmetli Naim Hoca gibi sevecen, güleryüzlü, esprili, hoşgörülü, insana dinini sevdiren din adamları.

Öte yanda ise bizim yobazlar! Asık suratlı, ömründe gülmemiş, para peşinde, hoşgörüsüz, vatan ve millet düşmanı... Ömründe bir kız arkadaşı olmamış, bütün insancıl duyguları bastırılmış, gülmemiş, eğlenmemiş, katı, bağnaz yobazlar...

Kadınlarımızı ve genç kızlarımızı sömürü konusu olarak piyasaya sürmüşler, onların örtünmesinden parasal ve siyasal çıkar sağlıyorlar. Toplumu dininden soğutuyor, insanların cehaletinden yararlanıp malı götürüyorlar.

Gerçek din adamı Naim Hoca'ya Allah rahmet eylesin. Nur içinde yatsın.



X
YAZARIN DİĞER YAZILARI