Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: Fethullah Bey takımı

Emin ÇÖLAŞAN

BUNDAN bir süre önce önüme günde ortalama 50 adet mektup gelmeye başladı. Faks değil, elektronik posta değil, zarfa konulup çeşitli yerlerden, ama özellikle İstanbul'dan postaya verilmiş mektuplar.

Bu süreç yaklaşık 10 gün boyunca devam etti. Her gün ortalama 50-60 mektup geliyordu ve normalin üzerinde bir rakamdı.

Hepsini tek tek okudum. Hepsinde üç aşağı beş yukarı aynı şey yazıyordu:

‘‘Fethullah Gülen hocaefendi ve onun kurmuş olduğu okullar hakkında yazdığınız yazıları kınıyor, sizi doğruları görmeye davet ediyoruz.’’

Bazıları sahte imzalı, bazıları imzasız olan bu mektuplar bir gün bıçak gibi kesildi.

Fakat işin ilginç yanı, ben çok uzun süreden beri Fethullah Bey ve okulları hakkında hiçbir şey yazmamıştım!

O halde bu mektuplar neyin nesiydi? Durup dururken nereden çıkmıştı?

Belli ki birileri bunlara direktif veriyor ve ‘‘Falanca filanca gazetecilere mektup yazın’’ diye düğmeye basıyordu.

Cemaatin kulları da oturup mektup döşenmeye başlıyordu! Bilmeden, kimin ne yazdığını okumadan, dünyadan haberleri olmadan!

Ama itiraf edeyim ki o mektuplarda küfür ve tehdit yoktu. Demek ki yazanlara ‘‘Kibarca yazın’’ denilmişti.

***

Birkaç gün önce bunların Fatih Üniversitesi ile ilgili bir yazı yazdım. Hemen ardından, bu kez elektronik postayla gönderdikleri 20-30 mesaj sökün etti.

Bu kez çoğunda küfür ve tehdit vardı. Demek ki yazanlara bu sefer ‘‘Atış serbest’’ denilmişti.

Tabii hepsi imzasızdı. Yazdıklarının altına imza atacak yüreğe bile sahip olmadıkları anlaşılıyordu.

Birileri yine emir vermiş ve bana mesaj göndermelerini istemişti.

Ama bu kez postadan hiçbir mektup çıkmadı. Demek ki düğmeye basarken, mesajın hangi yolla gönderileceğini de müritlerine bildiriyorlardı.

***

Oysa Fethullah Bey, yazdıklarının altına imzasını atıyordu. O halde müritleri kadar korkak değildi. İşte Kurban Bayramı'nda gönderdiği mektup:

Zarfın üzerinde ‘‘Saygıdeğer Emin Çölaşan Beyefendi’’ yazıyor. Mektup aynen şöyle:

‘‘Değerli gazeteci yazar, kıymetli insan, saygıdeğer aydın Emin Çölaşan Beyefendi,

Başta, hakkımda zaman zaman iletişim kopukluğundan kaynaklandığını sandığım farklı değerlendirmelerine rağmen, değerli ve aydın kişiliği, kıymetli kalemi, araştırıcı karakteri ve dürüstlüğü ön plana çıkaran yanı ile takdire şayan çalışmalarda bulunan ve ülkemizde sevgi, barış ve hürriyet ortamının oluşması için katkılarını sürdüren zat-ı alileriniz (yüksek kişiliğiniz) olmak üzere bütün aile, dost ve yakınlarınızın mübarek Kurban bayramlarını tebrik ve bu vesile ile kalbi (yürekten) hürmetlerimin ve en iyi dileklerimin kabulünü arz ederim efendim.

Fethullah Gülen. İmza’’

***

Oldu mu şimdi yani! Fethullah Bey size hak etmediğiniz övgülerde bulunacak, müritleri ise sövecek, tehdit edecek!

Vallahi biz Fethullah Bey'e onlardan çok daha fazla saygı gösteriyoruz!

Örneğin açıklama gönderip ‘‘Fatih Üniversitesi ile Fethullah Gülen'in ilgisi yoktur’’ diyorlar ve böylece Hocaefendi'ye en büyük saygısızlığı yapmış oluyorlar.

Ayrıca yalan söyleyip günaha da giriyorlar.

Fethullah Bey ve ekibi yıllarca didinip çalışacak, Fatih Üniversitesi'ni kuracak ve siz bir kalemde her şeyi inkar edip onu yok sayacaksınız!

Ellerine fırsat geçse, saygıdeğer Fethullah Gülen hocaefendimizi bile inkár etmeye kalkışır bu adamlar. Tövbe, tövbe!

***

Bunlar, adına ‘‘takıyye’’ denilen şeyi çok çok iyi yapıyorlar.

‘‘Ne şiş yansın ne kebap’’ anlayışıyla durumu idare etmeye kalkışıyorlar.

Sonra kendi gazetelerinde, ismini cismini bilmediğimiz çoluk çocuğa yazılar yazdırıyorlar.

Fethullah Bey sevgiden falan söz ederken, bir düğmeye basıldığında adamları sövüyorlar, tehditler savuruyorlar.

Yazdıklarının altına isimlerini bile koyamıyorlar.

Açığa çıkacakları gün gelinceye kadar (!) kendilerini gizlemeye çalışıyorlar. Fethullah Bey adamlarının bu kadar ödlek olduğunu bilse, taaa Amerika'da bile çok üzülür!

OH OLSUN

Bizim gazetenin dünkü gündeminde Doğan Haber Ajansı'nın bir haberi vardı. Samsun'da annesinin arazisinin yanındaki ormanı ateşe veren 47 yaşındaki Sabri Kırdaş yargılanmış ve 10 yıl hapis almış. Samsun 2. Ağır Ceza Mahkemesi, sanığın duruşmalardaki iyi halini dikkate alarak cezayı 8.5 yıla indirmiş.

Bunlar kamuoyuna çok iyi duyurulmalı.

Önümüz yaz. Bir sürü hain yine o güzelim ormanları cayır cayır yakacak. Bu ceza onlara örnek olsun, biraz da caydırıcı olsun.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI