Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: Fazilet Partisi dağıttı

Emin ÇÖLAŞAN

Evet, Fazilet resmen dağıttı... Çünkü partinin seçimde iddiası kalmadı. Parti tarafından yaptırılan anketlerde büyük oy düşüşü görülüyor. 18 Nisan seçiminde ikinciliğe, belki üçüncülüğe düşecekler.

Ayrıca parti içinden çatladı, bölündü. Devreye dışarıdan Necmettin hocaefendi girdi, Genel Başkan Recai beyamca ipi elinden kaçırdı.

Partinin milletvekilleri ve belediye başkanları birbirine girdiler.

Tam bir skandal yaşandı. Recai beyamca iki gün önce İstanbul'da seçim bildirgesini açıkladı, aynı parti ertesi gün Meclis'te seçimler ertelensin diye oy kullandı!

Tabanları büyük tepki gösterdi.

Seçimin ertelenmesi için bastırmalarının bir nedeni de Genelkurmay Başkanı tarafından ‘‘Seçim ertelenmesin’’ diye birkaç gün önce yapılan çıkıştı.

Böylece, orduya posta koyduklarını zannettiler!

Yani ‘‘Biz sizi falan takmayız, bildiğimiz gibi yaparız’’ demeye getirdiler.

Aynı mesajı yargıya da gönderdiler. Siyaset ve hukuk tarihimizde ilk kez bir siyasi parti, Yargıtay Başsavcısı ile devletin bir DGM Savcısı hakkında Meclis Araştırması önergesi verdi. Yasal olmadığı gibi, komiktir komik!

Bunların gazetelerinin yargıya nasıl sövdüklerine, bazı yargı mensuplarına nasıl hakaret yağdırdıklarına, bundan birkaç gün önce bu sütunda değinmiştim.

Şimdi ise devletin savcıları hakkında Meclis Araştırması açılmasını istiyorlar!

Bunlar ya Anayasa, yasa, hukuk falan hiç bilmiyorlar, ya da acemi kaptanların kılavuzluğunda ve gülünç olmak pahasına bu işlere girişiyorlar.

Dün de DGM Savcısı Nuh Mete Yüksel'in görevden alınması için Adalet Bakanı'na dilekçe verdiler!

Allah korusun, Türkiye bu kafalara emanet edilir mi?

Mümkün mü Türkiye'yi bunlara bırakmak?

* * *

Adına ‘‘küskün’’ denilen vatandaşlarla birlikte Fazilet Partisi de dün ‘‘dersini’’ Meclis'te aldı. Meclis'i adam gibi yöneten Uluç Gürkan'ı kutluyorum. Seçimlerin ertelenmesi bir başka bahara kalırken, hükümet hakkında verilen saçma sapan gensoru önergesi de reddedildi.

Parlamentoyu kendi kişisel çıkarlarına alet etmeye kalkışanların ve onlara akıl hocalığı yapanların hevesleri kursaklarında kaldı. Kamuoyundan büyük tepki gördüler ve derslerini aldılar.

Taaa geçtiğimiz temmuz ayında ‘‘Seçime evet’’ diye bağıran, liste dışı kalınca ağlaşmaya başlayan bu şahıslar, demokrasi tarihimize birer kara leke olarak geçtiler.

Aynı durum Fazilet Partisi için geçerli.

Kaç gündür izliyoruz. Bir o yana, bir bu yana kıvırmaktan yoruldular.

Parti çatladı, bölündü.

Koskoca bir parti, hariçten gazel okuyan bir hocaefendi'nin çıkarlarına alet edildi.

Adına ‘‘küskünler’’ denilen şahıslarla birlikte Demokrat Türkiye Partisi de Bay Erbakan'a stepne olmayı içine sindirdi.

Dünkü Meclis oturumu sonrasında tümünün birden süngüsü düştü.

* * *

Şimdi bütün bu olaylardan ders almanın zamanıdır. Bu süreç içerisinde Fazilet Partisi'ni izledik ve bunların parti falan olmadığını, ciddiyetten yoksun bir cemaat olduğunu kendi gözlerimizle gördük.

Dün ak dediğine bugün kara diyebilen, bir gün önce seçim bildirgesi açıklayıp ertesi gün seçimin ertelenmesini isteyen bu topluluk, Türkiye'yi koalisyon ortağı olarak bile yönetmeyi asla hak etmiyor.

Bunlar din sömürüsü ve din tüccarlığı dışında bir şey bilmiyor. Bunlarda hukuk gibi kavramlar asla yok. Bu kafalardaki ‘‘demokrasi’’ anlayışı sadece kendi işlerine geldiği sürece mevcut.

Son birkaç gün içerisinde takkeleri düştü, kelleri göründü. Bunların kim olduğuna, neyi amaçladığına, nasıl çelişkiler içinde siyaset yapmaya kalkıştıklarına hepimiz tanık olduk.

Bunlar değil Türkiye Cumhuriyeti'ni, İran'da bir bakkal dükkánını bile yönetmeye ehil değildir.

Çatladılar, patladılar, çelişkilere düştüler ama oyunları tutmadı.

İlkesizlik sergilediler. Bir hocaefendi uğruna partilerini kendi elleriyle rezil ettiler.

Bedelini 18 Nisan günü ödeyecekler.

AYAYDIN'IN AÇIKLAMASI

Cumartesi günkü yazımda inanılmaz bir olayı belgelemiştim. Başbakan Mesut Yılmaz, Başbakanlık Teftiş Kurulu raporu uyarınca Emlakbank eski genel müdürü Aydın Ayaydın hakkında soruşturma açılması için 11 Ocak 1999 günü kendi imzasıyla ‘‘olur’’ veriyor ve aynı kişiyi birkaç hafta sonra ANAP'tan milletvekili adayı gösteriyordu. Hem de yüzde yüz seçilecek bir yerden!

Ayaydın uzun bir açıklama göndermiş. Özetle şöyle diyor:

‘‘Ben yolsuzluk yapmadım. Yaptığım her iş doğrudur. Milletvekili seçilirsem dokunulmazlığın arkasına sığınmayacağım. Yemin töreni sonrasında ilk işim dokunulmazlığımın kaldırılmasını istemek olacak.’’

Açıklama iki sayfa. Tümünü yayınlamanın hiçbir anlamı yok, çünkü icraatını anlatıp kendini savunuyor. Ayaydın'ın bir diyeceği varsa savunmasını bana değil, Başbakanlık Teftiş Kurulu'na göndermelidir. Ayaydın'ın yolsuzluk ve usulsüzlük yaptığını, bankayı zarara soktuğunu iddia eden ben değilim. Bunları Başbakanlık Teftiş Kurulu söylüyor ve Mesut Yılmaz bu konularda soruşturma açılmasına olur veriyor. Ben bu çelişkiyi belgeledim.

Ötesi Mesut Yılmaz'la Aydın Ayaydın'ı ve yargıyı ilgilendirir.



X

YAZARIN DİĞER YAZILARI