Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: Devletin koruma araçları

Emin ÇÖLAŞAN

İÇİŞLERİ Bakanı Sadettin Tantan devlet tarafından korunan ve kendilerine araç tahsis edilen bazı kişilerin bunu kötüye kullandıkları kanısına varmış. Haklıdır.

Devletin verdiği koruma araçlarının korkunç rakamlara varan harcamaları bizim cebimizden çıkıyor. Benzini, tamiri, her şeyi.

Bu araçlar için büyük paralar harcanıyormuş. Koruma altındaki bazı kimselerin -eski bakan, siyasetçi, bürokrat, emniyetçi, savcı, yargıç- bu araçları özel malları gibi kullandığı, harcamaların anormal boyutlara ulaştığı saptanmış.

Önce belirteyim, araç tahsis edilen kimseler, terörün boy hedefi. Dün gazetelerde bunların listesi çıktı. Onların tamamı korunmalıdır. Ancak listede, araç tahsis edilen bazı isimler dikkatimi çekti:

Semra Özal ve Özer Çiller.

***

Semra Hanımefendi her gece barda, gönlü hovarda! Eski cumhurbaşkanı eşi olarak korunuyor. Devletin korumaları, devletin aracı sabahlara kadar onunla birlikte!

Özer Beyefendi ise eski başbakan eşi olarak korunuyor.

Tamam korunsunlar. Ama bunlar Türkiye'nin en zengin insanları. Devlet bunlara koruma versin de, koruma araçlarını kendileri alıp benzin parasını veremezler mi? Tamir harcamalarını cepten ödeyemezler mi?

Gelelim Tansu Çiller, Abdülkadir Aksu, Oğuzhan Asiltürk, Vecdi Gönül, Bekir Aksoy, Hayri Kozakçıoğlu, Doğan Güreş, Sabahattin Çakmakoğlu gibi bazı isimlere...

Bunların tümü, parti mensupları.

Acaba bunların koruma araçlarının benzin ve tamir parasını partileri ödeyemez mi?

Bu yükü ille de devlete mi yıkmak gerekir?

Diğer kişiler daha tasarruflu davranamaz mı? Hepsi devletin önemli yerlerinde görev almış. Bu iş ‘‘Bedava sirke baldan tatlıdır’’ anlayışıyla götürülürse ayıp olmaz mı?

Şu tablo onlara yakışıyor mu?

***

Şimdi aynı listeye bir de, kişilere tahsis edilen araç sayısı açısından bakalım. Çoğu eski İçişleri Bakanı, ya da günümüzde de siyasetçi olan kişilere verilen araç sayısı şöyle:

Mehmet Ağar 6, Abdülkadir Aksu 3, Murat Başesgioğlu 3, İsmet Sezgin 3, Hayri Kozakçıoğlu 2, Korkut Özal 2, Meral Akşener 2, Saffet Arıkan Bedük 2, Ülkü Güney 2.

Oysa Ali Tanrıyar, Galip Demirel, Hasan Fehmi Güneş, Kutlu Aktaş, Mehmet Gazioğlu, Mustafa Kalemli, Oğuzhan Asiltürk, Ülkü Güney de benzer görevde bulunmuşlar. Bunlara birer araç verilmiş.

Örnek olarak soruyorum, Abdülkadir Aksu'ya 3 araç verilirken, Oğuzhan Asiltürk'e niçin 1 araç verilmiş?

Araç sayısı neye göre belirlenmiş? Hangi ölçü esas alınmış?

Bir şeyi daha çok merak ettim!

Listede devlet tarafından koruma aracı verilen, bütün masrafları karşılanan bir isim daha var.

Turgut Yılmaz.

Bu isim Mesut Yılmaz'ın kardeşi Turgut Yılmaz mıdır, yoksa isim benzerliği midir? Eğer kardeş Yılmaz ise ve aracın harcamalarını devlete ödetiyorsa, ülkemizin en zenginlerinden biri olan Turgut Bey'e de hiç yakışmamış.

Neyse, Tantan iyi bir iş yaptı. Bu araçların korkunç rakamlara ulaşan harcamaları inşallah birilerine ders olur da, har vurup harman savurmaktan biraz olsun utanırlar.

HAKKI KÖTÜYE KULLANMAK

Bundan bir süre önce Nazlı Ilıcak hakkında iki yazı yazdım. Türban, laiklik, irtica gibi kavramlarla ilgili olarak geçmişte yazıp söylediklerini gündeme getirdim.

Dün söyledikleri ile Fazilet milletvekili seçildikten sonra söyledikleri çelişiyordu. Bunu somut kanıtlarla, kendi sözleriyle belgeledim.

Kendi köşesinde bana yanıt verdi.

Ayrıca açıklamasını yayımlamadığım gerekçesiyle beni Basın Konseyi'ne şikáyet etti.

Dün bana hitap eden bir açıklama göndermiş. Tam dört sayfa.

İçinde benim yazdıklarıma bir yanıt yok.

‘‘Yalan yazdın, yanlış yazdın, ben geçmişte o sözleri söylemedim. Sözlerimi çarpıttın’’ diyemiyor. Söylediği tek şey şu:

‘‘Ben geçmişte neyi savunmuşsam, bugün de aynı şeyleri savunuyorum.’’

Sadece geçmişte bu konularda söylemiş olduğu bazı şeyleri bana tekrar ediyor ve açıklamasının tam metin yayımlanmasını istiyor.

Bu, açıklama hakkının kötüye kullanılmasıdır.

Eğer yazar bir konuda yanılmışsa, yalan veya yanlış yazmışsa, herhangi bir kimsenin kişilik haklarına saldırıda bulunmuşsa, açıklama o zaman yayımlanır.

Bunların taktiği belli. Ne yazarsanız yazın açıklama gönderiyorlar. Zor durumda kalınca, çelişkileri ortaya çıkınca, açıklamaya sığınıyorlar!

Nazlı Hanımefendi ‘‘Ben o sözleri söylemedim. Sen çarpıttın’’ diyebiliyorsa, bunu dürüstçe söylesin ve açıklamasını o doğrultuda göndersin. Aynen kullanırım.

Ama lütfen işi gargaraya getirip benim sırtımdan kendini aklatmaya kalkışmasın. O oyuna gelmem...

Ve bir de, dün yaptığı gibi Ertuğrul Özkök'e imzasıyla başvurup torpil istemesin. Burada yağ satarım bal satarım oyunu oynamıyoruz.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI