Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: Dağ, fare doğurmasın da!

Emin ÇÖLAŞAN

İki günden beri Uğur Mumcu'nun katillerinin bulunduğu açıklanıyor. Kamuoyu haklı olarak sarsılıyor, sevinç ve mutluluk dalgaları yayılıyor. Uğur Mumcu Türkiye'ye gelmiş geçmiş en büyük gazeteci idi. Onun öldürülmesi Türkiye'yi sallamıştı... Çünkü en iyi hedef seçilmiş ve başarıya ulaşılmıştı.

Aradan tam 7.5 yıl geçti ve katiller ortada yok.

Son açıklamalara göre, onlar şimdi bulundu.

Acaba bulundu mu?

Yoksa medya ve sayın yetkililerimiz hadiseyi abartıyor mu?

Doğrusunu söylemek gerekirse benim içimde sadece ve sadece gazetecilik sezgilerimden gelen ciddi kuşkular var.

Birincisi, bugüne kadar Uğur Mumcu'nun çok sayıda ‘‘katili’’ bulundu.

Bunun da ötesinde, onun katili olduğunu iddia eden bazı ‘‘itirafçılar’’ ortaya çıktı.

Bir bölümünün akıl sağlığının bozuk olduğu sonradan anlaşıldı.

* * *

İran, özellikle geçmiş yıllarda teröre bulaşmış bir ülkedir. İran, Türkiye'nin düşmanıdır. Kendi şeriat rejimini Türkiye'ye ihraç etmek, bu insanlık dışı rejimi ülkemizde yerleştirmek için yoğun çaba harcamıştır. PKK'ya desteğini sürdürmektedir.

Dolayısıyla, yakalandığı açıklanan katillerin İran'la bağlantılı olması mantıklı bir olaydır.

Ancak işin diğer boyutlarını da dikkatle irdelemek gerekiyor.

Madem şimdi yakalanan adamlar İran'la bağlantılıydı ve bu iş için para almışlardı, olay sonrasında niçin Türkiye'den kaçmadılar.

Dahası, onları her an ele verebilecek şeriatçı eylemlerini gerek dergiler ve gerekse diğer yollarla niçin sürdürdüler?

Siz Uğur Mumcu'nun katili olsanız ve arkanızda İran olsa, Türkiye'de kalıp faaliyetlerinizi sürdürür müsünüz, yoksa ortalıktan kaybolmayı mı tercih edersiniz?

Eğer bunlarda zerre kadar akıl varsa, herhalde kaybolmaları gerekirdi.

Akla gelen bir başka soru:

Şimdi yakalanan kişiler kimdir? Eğer varsa, Mumcu olayındaki görevleri nedir? Olayı planlayanlar mı, gözcülük yapanlar mı, bombayı yapanlar mı, koyanlar mı, kimdir onlar?

Onlar elebaşı mıdır, katkıda bulunanlar mı, yoksa figüran mı?

Bu soruların yanıtını henüz bilmiyoruz, ama en üst düzeydeki yetkili kişilerden gelen çelişkili açıklamaları görünce kafalarımız karışıyor.

* * *

Bu gibi olaylarda iddialı açıklamalar yapmak, toplumun güvenini yitirmesine neden olur. İnsanlara dolduruş yapmak kolaydır. Ama arkası gelmezse büyük hayal kırıklığı oluşur.

Son olayın böyle olmamasını diliyorum, ama kafamdaki kuşkuları koruyorum. Yakalandığı ve Uğur Mumcu'nun katili olduğu açıklanan bu adamlar olayı yargı önünde itiraf edinceye kadar da, bu kuşkuları koruyacağım...

Çünkü aksi yönde örnekleri çok gördük.

* * *

Bu haber basına nasıl sızdı? Hepinizin ismen tanıdığı, ağzında bakla ıslanmayan bir siyasetçi var. Onun sızdırdığı söyleniyor.

O ünlü siyasetçi sır saklayamaz. Bir anda sanki bir marifetmiş gibi, yanındakilere en gizli devlet sırlarını bile açıklayıverir!

Aldığı her duyumu özellikle basın mensuplarına iletmekten bir zevk duyar.

Bu kez de aynı durumun gerçekleştiği söyleniyor. Eğer öyleyse, aferin ona!

* * *

Operasyon şubat ayında başlamış. Tantan böyle söylüyor. Son günlerde basına sızdırılıyor. Demek daha yapılacak çok iş var ki, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi bu konuda yayın yasağı koyuyor.

Kim takar yayın yasağını!

Gazetelerde ve televizyonlarda binbir haber yer alıyor.

Haberler, yorumlar ve hatta yakalanan şeriatçıların fotoğrafları.

Bu nasıl yayın yasağıdır?

Hemen belirteyim, haberlerden bir bölümü palavra. Bizim gazetecilik deyimiyle asparagas.

Her önemli olayda olduğu gibi kimin doğru söylediği, kimin hayali senaryolar ürettiği belli değil.

Onun için, hiç kimse kusura bakmasın!

Uğr Mumcu'nun katilleri inşallah bulunmuştur, ama ben kafamdaki kuşkuları ve soru işaretlerini bu iş yargı önünde kesinleşinceye kadar koruyacağım.

Katillerin bulunmasından kastım da, bu işin elebaşı olan kişilerdir. İşi örgütleyen, bombayı üreten, Mumcu'nun aracına yerleştiren...

Öyle ufak tefek figüranlar bulunduysa, toplumda yeniden hayal kırıklığı yaratılmış olur ki, kimseye yarar sağlamaz.

* * *

Evet, bu ne biçim yayın yasağıdır ki, bütün medya çarşaf çarşaf bu konudaki haberlerle doludur. Burada medyanın sorumsuz davranışları yeniden gündeme geliyor.

DGM ise yayın yasağına uymayanlar hakkında soruşturma açacakmış!

Valla bizim anlı şanlı medya bu gibi soruşturmalardan korkmaz. Cezası en fazla birkaç milyon lira para cezasıdır ki, lafını bile etmeye değmez!

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI