Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: Büyük zafer

Emin ÇÖLAŞAN

GALATASARAY dün gece spor tarihimizin en büyük zaferlerinden birine imzasını attı. Dünya ve İngiliz futbolunun devlerinden Arsenal'i de yenerek kupayı Türkiye'ye kazandırdı. Galatasaray'ı ve bu başarıda imzası olan herkesi kutluyorum.

Fatih Terim, takımı UEFA Kupası'na başladığında ‘‘Finali oynayacağız’’ demişti. Onun bu sözlerine içimden gülmüş ve ‘‘Amma da desteksiz atıyor’’ diye düşünmüştüm. Yanılan ben oldum.

Ülke olarak her alanda başarıya hasretiz. Galatasaray dün gece bize bunu doya doya yaşattı ve Türkiye'yi bir kez daha ayağa kaldırdı.

Teşekkürler Cimbom. Ellerinize, ayaklarınıza, beyinlerinize sağlık.

* * *

Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer Çankaya'da mütevazı kişiliği ile çıktı. Buna kimsenin itirazı yok. Ama bunun fazlası zarar getirir.

Önceki gün ilk kez cumhurbaşkanlığı forsu çekilen aracıyla çeşitli yerlere giderken emir vermiş ve kırmızı ışıklarda konvoyu durdurmuş.

Bunlar yanlış şeylerdir.

Kendisi artık Türk devletinin başıdır. Konvoyunu kırmızı ışıkta durdurması, suikast dahil her türlü tehlikeyi beraberinde getirir.

Zaten bunun pratikte bir anlamı da olamaz. Uygulanması mümkün değildir.

Bir cumhurbaşkanı düşünün ki, örneğin Çankaya'dan yola çıkıp falanca yere gidecek. Ankara trafiğini hesap edip yola yarım saat önce mi çıkacaktır? Trafik tıkandığında şoförü korna çalıp yol mu isteyecektir?

Ya da her kırmızı ışıkta durup o sıkışıklığın içine dalacak ve adım adım mı ilerleyecektir?

Neresinden baksanız olacak şey değildir.

Herhalde koruma görevlileri de yakında kendisini ikna edip bu yanlış uygulamadan dönmesini sağlayacaktır.

Olmayacak konularda böyle ‘‘tevazu’’ gösterilerine kalkışmanın bir anlamı yoktur.

Önceki gün konvoyu kırmızı ışıklarda durdurmuş.

En geç iki gün sonra yollar kapanacak ve cumhurbaşkanı, ışığın rengine bakmaksızın yoluna devam edecektir. Doğrusu da budur.

* * *

Efendim, bendeniz ‘‘yeni Çankaya'da’’ oluşacak yağcılar ve yalakalar güruhunu şimdiden merak etmeye başladım!

Çankaya'nın her dönemde yağcıları ve yalakaları olmuştur. Kim ne derse desin böyledir.

Bunlar insan kuşatmanın ve kafakola almanın ustalarıdır. İşleri budur. Bunlar her yere sızmanın uzmanlaşmış kadrolarıdır.

Açık söyleyeyim, bir bölümü de gazetecidir.

‘‘Cumhurbaşkanı bana dedi ki...’’

‘‘Sayın cumhurbaşkanı ile dün yaptığım sohbette onu çok iyi gördüm...’’

‘‘Gece kulübündeydim, cep telefonum çaldı. Karşımda cumhurbaşkanı vardı...’’

Biz neler gördük bu meslekte neler!

* * *

Sezer önceki akşam Çankaya'da verilen ilk resepsiyonda çok sayıda gazeteciye ‘‘İran'a gitmeyeceğim’’ diyor.

Dün bazı gazetelerde haberini görüyoruz:

‘‘Sezer ilk demecini gazetemize verdi ve İran'a gitmeyeceğini açıkladı...’’

Vay anasını sayın seyirciler! Otuz gazetecinin önünde herkese söylenen sözler bizim basında ‘‘ilk demeç bize verildi’’ yutturmacasıyla çıkabiliyor.

* * *

Ben gerek Demirel'in ve gerek Sezer'in yerinde olsam, bir süre kapılarımı kaparım.

Demirel yorgun. Adeta yedi yıllık bir savaştan çıktı. Onun ‘‘insanüstü’’ bir yaratık olduğunu hiç sanmam.

Bir süre dinlensin, kendini biraz özletsin.

İnsan bazen yalnız kalmayı ister. Belli şeyleri tek başına düşünmek, karar vermek, kafasını dinlemek, her normal insanın ihtiyacıdır.

* * *

Sezer'e gelince, onun durumu daha da kritik.

Hiç beklemediği bir sürprizle Çankaya'ya çıktı. Doğal olarak pek çok şeyi bilmiyor. Protokol kurallarından tutun devlet dosyalarına, devlet kabullerinden tutun diğer pek çok konuya kadar işin içinde değil.

Öğrenmesi, kavraması zaman alacak çünkü hiç kimse anasından cumhurbaşkanı olarak doğmuyor.

Çevresi kuşatılacak. Her kesimden akıl almaz istekler gelecek. Görüşme talepleri şimdiden dağ gibi birikmiş olmalı.

Kıracağı bir pot, ağzından çıkacak bir yanlış söz, onu en baştan yıpratır. Bunlar bir anlık şeylerdir.

Biz bu gibi yanlışlıklar sonucu kamuoyu önünde rezil olan, hatta alay konusu olan, isimleri fıkralarla özdeşleşen nice siyasetçi, hatta cumhurbaşkanları görmedik mi?

Ben Sezer'in yerinde olsaydım, devlet başkanlığının olağan işleri ve kabulleri dışında kapılarımı bir süre herkese kapar ve bazı şeyleri biraz daha sonraya ertelerdim.

Tabii ki bunlar benim, yani sıradan bir insanın görüşleri. Büyük makamlara gelmiş büyüklerimize yol göstermek, onlardan hiçbir beklentisi olmamış ve olmayacak bizim gibilerin haddine düşmez.

Sezer'e başarılar diliyorum.

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI