Türkiye'nin en iyi köşe yazarları en güzel köşe yazıları ile Hürriyet'te! Usta yazarlar ve gündemi değerlendiren köşe yazılarını takip edin.

Emin Çölaşan: Bunlar da konuşmazsa

Emin ÇÖLAŞAN

Sevgili okuyucularım, MHP'li Devlet Bakanı Sami Somuncuoğlu birkaç gün önce bakanlıktan azledildi. Tatsız olaylar yaşandı. Partili milletvekilleri tarafından Meclis'te dövüldü.

Somuncuoğlu ile bir anım var, onu burada anlatayım. Yıl 1979. O sırada Milliyet'teyim. Bir öğle vakti Kızılay'dan otobüse bindim, Bahçelievler'e gidiyorum. Elimde bir Milliyet Gazetesi var. Ülkücüler otobüste etrafımı çevirdiler. Tehditle karışık bir şeyler söylediler ve bir daha Milliyet Gazetesi taşırsam fena olacağını söylediler.

Bu arada kimliğimi göstermemi istediler. Türkiye'nin o anarşi ve terör ortamında otobüste tek başımayım. Kimse tepki gösteremiyor, ağzını açamıyor. Kimlik göstermesem o anda kimvurduya gideceğim kesin.

Bunlar otobüsten Beşevler'de indiler. Ben de iki durak ilerideki Karakol durağında indim. MHP Genel Merkezi o yıllarda Bahçelievler'de, tam karakolun karşısında. O hırsla daldım genel merkezden içeriye! Başıma geleni anlatıp şikáyetimi onlara bildireceğim!

Yetkililerden Sadi Somuncuoğlu varmış, odasına girdim ve kendimi tanıttım. Olanları aynen anlattım. ‘‘Lütfen bir önlem alın. Partinizin yandaşları böyle böyle yaptılar’’ dedim. İlgi göstereceğini bekliyordum.

Somuncuoğlu beni başını bile kaldırmadan dinledi ve eliyle hemen karşıdaki karakolu işaret etti:

‘‘Bizim yapacağımız bir şey yok. Gidin şikáyetinizi oraya yapın.’’

Kimi kime şikáyet ediyordum! Ne büyük saflık yaptığımı anladığımda iş işten geçmişti.

Bunu bugün sadece bir anı olarak anlatıyorum. Aradan 21 yıl geçtikten sonra aynı Somuncuoğlu'nun kendi partilileri tarafından dövüleceği, o gün kimin aklına gelirdi?

***

Somuncuoğlu önceki gün Meclis'te bir basın toplantısı düzenledi ve bakan olduğu dönemde kendisine bağlı olan Emlakbank'ı soyanlardan yakındı. Hatta kendisini bakanlıktan bu güçlerin azlettirdiğini ima etti. Şöyle diyordu:

‘‘Emlakbank olayı ibret vericidir. Bankanın alacaklarını takip ederken, etkili kişiler beni engellemek için devreye girdiler. Bundan beş altı ay önce, Ankara'nın karanlık işlerle uğraşılan yerlerinde benim bakanlıktan alınacağım söyleniyordu. Tüm baskı ve ricalara rağmen bankayı soyanların üzerine gittim. Bu banka, Türkiye'nin tanınmış ve ünlü firmalarınca kuşatılmış durumda. Bankaya 230 trilyon borcu olan ve bunu ödemeyenlerin üzerine gittik. Bunların gücü çok büyüktü. Büyük güçler devreye girdi ama ödün vermedik. Bahçeşehir konutlarında da büyük bir kara delik yatıyor. Bankanın iki büyük ihalesini, organize menfaat grupları işe karıştığı için iptal etmek zorunda kaldık...’’

Devletin azledilen bakanı böyle yakınıyordu. Gazeteciler kendisine soruyordu:

‘‘Borçlular için devreye kimler girdi? Sizi görevden kimler aldırdı?..’’

Somuncuoğlu bu sorulara yanıt veremiyor ve ‘‘Ben size her şeyi açıklayamam’’ demekle yetiniyordu.

***

Bakanlık yapmış deneyimli bir siyasetçinin bu konuda yalan söylediğini, Emlakbank konusunda baskı altında olmadığını düşünemem. Zaten söyledikleri, her devirde görülen şeylerdir.

Devlet bankaları siyasetçilerin kendileri, yakınları ve belli firmalar tarafından soyulur.

Soygunların milyonda biri bize yansır, elimizden geldiğince yazarız.

Yazarız da, pek umursayan olmaz.

Devlet bankalarının soyulmasına her dönemde göz yumulur.

***

Emlakbank, görevden alındığı güne kadar Sadi Somuncuoğlu'na bağlıydı. Somuncuoğlu şimdi bu bankanın soyulduğunu, görevden bu nedenle alındığını söylüyor ama bu işin arkasında kimlerin olduğunu açıklamıyor.

Bu nasıl iştir?

Eğer devletin bir bakanı bu vurgunları bildiği halde açıklamıyorsa, kim açıklayacaktır?

O halde biz kime güveneceğiz?

Başbakan açıklayamaz, bürokrat açıklayamaz, konunun doğrudan içinde yaşamış bakan açıklayamaz!

Bari birisi çıkıp bu korkaklığın ve sorumsuzluğun nedenini açıklasın!

***

Türkiye ne kaybediyorsa, işte bu yüzden kaybediyor. Pisliği bilen, ama o pislikten çıkarı olmayanlar ya korkuyor, ya da korkutuluyor. Bunu günlük gazetecilik yaşamımızda da sık sık görüyoruz.

Herkesin eli ayağı titriyor. Bir korkaklar toplumunda yaşıyoruz.

Bunun sonucu olarak toplum, inanılmaz vurgunlardan haberdar olmuyor. Türkiye soyuluyor, yolsuzluk, hırsızlık, kepazelik ayyuka çıkıyor.

Ben şimdi Somuncuoğlu'ndan istirham ediyorum, şu Emlakbank vurgunlarını, bu işin içinde kimlerin olduğunu, kendisini görevden kimlerin aldırdığını dürüstçe açıklasın.

İsim vermeden konuşmak, ima etmek ve sonra hiçbir şey söylememek, siyasette bu düzeye gelmiş insanlara yakışmaz. Bu gibi tavırlar sadece hırsızlara ve vurgunculara cesaret verir.

Somuncuoğlu konuşsun ki, hiç değilse bundan sonra bu gibi işlerin önünü kesmek isteyenlere yolu biraz olsun açmış olsun.

Ama sadece o değil, ülkeyi yönetenlerin hiçbiri konuşamaz. Her şeyi bilirler ama konuşmazlar. Konuşanı hiç duydunuz mu?

X

YAZARIN DİĞER YAZILARI